Konuştukları şeyler kiralanmış elbiseler gibikalma, kendi malları değildir. Yapacak işleri olmadığı için güçlerini öteye beriye harcarlar. Her şeye sarılan ilgileri, ruhlarının boşluğunu ve sevgi yoksulluklarını kapayan bir örtüdür. Ama orta halli bir yol seçmek ve orada derin bir iz bırakarak yürümek işlerine gelmez; çünkü böylesi can sıkar, göze çarpmaz; çok şey bilmek o zaman işe yaramaz, gösterişe yer kalmaz.
-Ama bu hayatta sevmediğin şey ne? Onu söyle.
-Her şey, durmadan öteye beriye koşmalar, küçük ihtiras oyunları, hele de aç gözlülükler, rekabetler, dedikodular, birbirine çelme atmalar, birbirini tepeden tırnağa süzmeler. Konuşmalarını dinledikçe insan budalalaşıyor. İlk bakışta zeki insanlar sanırsın, yüzlerinde ciddilik okunur, ama bütün söyledikleri şu biçim şeyler: " Falanca veya filanca, bilmem ne satın aldı, bilmem neresini kiraladı." başka birisi: " Aa!olur şey değil niçin acaba?!" yahut: " Falanca dün akşam kulüpte müthiş para kaybetti, bir başkası üçyüz bin kazandı." İllallah bunlardan. Bunlar arasında insanlık nerede?insanlığın yüceliği, bütünlüğü nerede kaldı? İnsanlık ufak paralar haline gelmiş...
Toplumdan kovmalı ha? dedi. Bu bozulmuş çamurda yüksek bir prensip olduğunu, bu düşmüş insanın gene de insan, yani kendin olduğunu unutuyor musun? Onu kovmalı mı dedin? Ama ne yapsan onu insanlıktan, tabiattan, Tanrının rahmetinden dışarı konabilir misin?