ilkem

Oblomovluk hastalığı !
9/10
·632 syf.··
Beğendi
·
2019 118. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2019 12:50
Sahi nedir Oblomovluk? Salt tembellik olarak adlandırabilir miyiz? Yoksa kurulu düzene karşı bilinçli olarak hiçbir şey yapmamaya odaklanarak bitip tükenene kadar kendi içine kapanmak mıdır? Bu kitabı okuyup da oblomovluk kavramıyla meşgul olmayan, kendinde oblomovluk belirtisi var mı diye düşünmeyen yoktur sanırım. Biraz şakayla karışık, biraz özeleştiri içeren, ama daha çok yapılmayanlara bahane olarak kullanılmak üzere son derece kullanışlı olan bu kavram, Gonçarov tarafından bize miras olarak bırakılmış. Tembelliği bir felsefe haline getirip zor durumda kullanalım diye :)) Kahramanımızın kayıtsızlığı öyle doğal bir durumdur ki ; "Uzanmak, İlya İlyiç için ne hastalarda ya da uykusu gelmiş insanlarda olduğu gibi bir zorunluluk, ne de yorgun bir kimsedeki gibi geçici bir ihtiyaç, ne de uyuşuk bir insandaki gibi bir zevkti; bu onun doğal haliydi.” Dedirtir, yazarımıza. Oblomovluğun ne olduğu hakkında, kendinizi de yargılamak isterseniz kitabını bile yazmışlar efendim. Buraya not düşmüş olalım. Oblomovluk Nedir? Dobrolyuvov İnsan doğuştan tembel midir, çalışmak için ihtiyacı olan güdü kendi içinde var mıdır? İnsan doğası, motivasyon ve çalışma güdüsü ile ilgili olarak Mc. Gregor’a ait X ve Y teorileriyle ilgili olduğunu düşünüyorum bu kayıtsızlık eyleminin. X teorisine göre; İnsanlar çalışmayı sevmez, sorumluluktan kaçınır. Mecbur kalıp zorlanmadıkça bir eylem yapma güdüsüne sahip değildir. Y teorisine göre ise; Fiziksel ya da zihinsel çalışma, oyun ya da dinlenmek gibi doğaldır. Ve insanlar başka engellerle karşılaşmadığı sürece çalışıp üretmek isterler. Bu iki zıt fikrin aynı teorisyen tarafından ortaya atılmış olması gibi, kitapta da Oblomov ve Stolts karakterleri üzerinden iki ayrı dünyayı izleme imkânı buluyoruz. Burada
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·412 syf.··
Beğendi
·
2017 2. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2017 00:00
İncelememe başlarken kitabı okumaya karar verirseniz tüm ön yargılarınızı ve bağlılıklarınızı bir kenara bırakıp kitaba öyle başlamanızı tavsiye ederim. Eğer din,ırk ve millet kategorileri sizin için birer tabuysa bu kitap sizi rahatsız edecek içeriğe sahip nitelikte. Kitap çok çarpıcı ve sarsıcı olmasına rağmen,o kadar anlaşılır ve sade bir dil kullanılmış ki su gibi akıp gidiyor satırlar. Çok yazılmış zaten fakat kırmızı kalemle altını çizmek gibi olsun diye bir kere de ben yazayım. Kitap bu alanda bilgi sahibi olan olmayan herkesin anlayabileceği bir kitap. Eleştirel bir kitap olduğuna dair okuduğum yorumlara ise katılmıyorum, zira yazar kişisel görüşünü katmadan,kırmadan,incitmeden yazmış.Başta tabu dediğim konulara sert bir şekilde,kibirli ve rahatsız edecek biçimde değinmek yerine çok naif bir şekilde tane tane anlatmış. Sanki kimseyi kızdırmak istememiş de tersine gerçeği herkese göstermek istemiş. Kitapta ilerledikçe kendimizi ne kadar önemsediğimizi daha şiddetle fark ettim. Sonuçta koca evrende önemsiz bir tür olarak ortaya çıkıp, hayal gücümüz sayesinde baskın tür haline dönüşen, türleri yok eden,türlerin günümüze dek devam etmesine sebep olan,koca evrende Dünya dediğimiz küçük noktada yaşayıp Tanrıcılık oynayan,hala kendimizi tek sanan kibirli hayvanlarız. Gözümüzde devasa öneme sahip ne varsa tek tek önemsiz hale geliyor okudukça. Kitapla ilgili sevdiğim şeylerden birisi de önce sorgulamamıza öncülük edip sonra soruların cevaplarını tüm açıklığıyla aktarması. Bu konuda gerçek bu şekilde öyleyse siz diğer türlüye inanmayı bırakın demiyor asla. Seçimi bize bırakıyor, dilerseniz tüm bu sunduğum kanıtları bir kenara atıp görmezden gelerek bunca zaman inandıklarınızla yaşamaya devam edebilirsiniz demek istiyor gibi. Bilmemek bazılarımız için mutluluk
Bilim
Hayvanlardan Tanrılara: SapiensYuval Noah Harari · Kolektif Kitap · 202342,6bin okunma
Gölgesini Kaybeden İnsan , Gölgenin Kendisine Dönüşür
Puan vermedi·224 syf.·
2019 59. kitabı
İyi geceler hayretimucipler :) Alper Canıgüz okuduğum ilk kitabıydı , ve sanırım son da olmayacak . Kitap oldukça akıcı , konuların geçişi ve olay örgüsü çok güzel işlenmiş . Toplumdaki şiddeti , yıllanmış aşkları biraz da mizahla anlatma yolunu seçmiş. Başarılı da olmuş . Devinimin olduğu yerde ışık, işığın olduğu yerde kaçınılmaz biçimde gölge vardır. Hayat ışıkla mümkünse de, hayatın anlami gölgelerde saklı durur.(S.221) Sanırım yazar mizahı , pesimistlik ile birlikte yansıttığı için bizden olduğunu hissettiriyor ve sevdiriyor . Mutlu bir pesimist kendileri :) Zamanın ölü doğmuş çocuklarını görürsünüz karaltıların içinde. Sözcükler, suskunluklar, şarkılar, ağıtlar, yeminler, ihanetler, kahkahalar, gözyaşları, sevinçler, hayal kırıklıkları ve yüzler... En çok da yüzler. Neden söz ettiğimi biliyorsunuz. Bütün aşklar küllenir, bütün babalar ölür, bütün hikayeler biter. Birinin yikıntıların nöbetini tutması gerekir; işte o yüzden, biri hariç, bütün çocuklar büyür.(S221) Alper Kamu bir o kadar muzip, karamsar , bir o kadar da hayat dolu bir çocuk . Bütün çocuklar, hayatı çürümeye başlamadan , Yaşasın çocukluğunu ... Şimdiden okuyacaklara keyifli okumalar.
Cehennem ÇiçeğiAlper Canıgüz · April Yayıncılık · 20137,8bin okunma
8/10
·342 syf.··
Beğendi
·
2022 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2022 17:07
“Esir Şehir” serisinin ikinci kitabı olan “Esir Şehrin Mahpusları”, kahramanımız Kamil Bey’in hapishane yıllarını anlatıyor. Fonda, işgal altındaki İstanbul’da saray ve zengin çevresi işgalci devletlerle iyi -ve bol akçeli- ilişkiler kurmaya çalışır, Kuvayi Milliyeciler Anadolu’da “Sarı Paşa”nın ardında Yunanlılarla savaşırken, Kamil Bey ise halkı ile gerçek anlamda ilk kez -ve büyük bir hayretle- tanışıyor. Kemal Tahir’in halkı tanıma, anlama ve kelimelere dökerek aktarma gücü muazzam. Türk edebiyatının bu yönü ile en etkin kalemi hapishane anıları üzerinden sıradan halkı kana, cana bulayıp öyle bir anlatıyor ki, gözlerimiz ustalığından kamaşırken şaşkınlıktan da fal taşı gibi açılıyor. Zira aynı Kamil Bey gibi biz de acı ile farklı ediyoruz ki ne Kurtuluş mücadelesini doğru düzgün biliyoruz, ne de halkımızı tanıyoruz. Kamil Bey, okumuş yazmış ve bu sürede sıradan halktan ve belki de aile köklerinden uzaklaşmış aydın profilinin -bence biraz naif de olsa- güzel bir örneği sayılabilir. Yurtdışında okumuş, bir çok yabancı dil bilen -hatta ülkesinde bile yabancı dilde konuşmayı prestij sayan-, hizmetlileri hariç sıradan halkla hiç ilişkisi olmamış bir paşa çocuğu o. İyi eğitimli, dünya meseleleri hakkında bilgili, güzel sanatlardan anlayan, sosyetik ortamlarda nasıl davranılması gerektiğini iyi bilen, son derece efendi ve kibar biri. Ama aynı zamanda kendi servetini korumayı ya da memurluk harici bir iş yapıp hayatını kazanabilmeyi dahi beceremeyen bir şaşkın. Görünüşü karizmatik, kendi aciz bu Osmanlı aydınını Kemal Tahir -kendi hayatı ile paralellikler kurduğundan da olsa gerek- çok güzel betimliyor. Serinin bu ikinci romanı tümüyle Kamil Bey’in hapishane yaşamını anlatıyor. Romanın ilk kısmında bir yanlış anlaşılma sonucu sıradan halkın bulunduğu koğuşa düşen
Edebiyat
Esir Şehrin MahpusuKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20205,4bin okunma
7/10
·165 syf.··
2020 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2020 18:00
Yanis Varoufakis ! Kendisi 2015 yılında kısa bir süre Yunanistan’da maliye bakanı olarak görev yapmıştır. Yunanistan'ı mali krizden çıkaracak kişi olarak gösterilmekteydi o zamanlar, kendisinin katıldığı bütün Avrupa Birliği toplantıları olağandan farklı olarak sert geçmiştir hatta çoğu Avrupa ülkesinin Maliye Bakanı kendisi için; “zor bir kişilik zamanımızı boşa harcıyor” gibi cümleler kurmuştur. Ama bu söylemleri bile ciddiye almayan bir kişiliktir Varoufakis, söylenenlere “haklılar tansiyon biraz yüksekti” ya da “bana karşı olan nefretlerini görüyorum ve bunu memnuniyetle karşılıyorum” demiştir. Euro Bölgesi toplantılarına deri ceketle giden, Ekonominin bilim dalı olmadığını söyleyen, Ekonomi Ekonomistlere bırakılamayacak kadar önemlidir tezini savunan hatta yönetici sınıfının kendi refahını korumak ve piyasaya hakim olmak için ekonomi ideolojisini yarattığına inanan bir düşünürdür. Varoufakis, kitabında ekonominin tarihsel süreçler içinde gelişimini anlatırken hikaye anlatıcılığını benimseyerek yapmış bunu, kitabın ekonomi terminolojisine boğmadan herkesin anlayacağı bir dilde olması önemli bir unsurdur ki yazarın asıl amacı 10 yaşındaki kızını ekonomi ile tanıştırmak zaten. Siz kitabın ilk sayfalarına adımlarınızı atarken yazar sizi kısa anekdotlarla önemli edebiyat eserleriyle, herkesin aklına yer eden kült filmlerle ve kahramanlarla tanıştırıyor. Bu ufak hikayeleri de konunun bütünlüğünü sağlayacak şekilde bağlıyor her defasında. Kendi tespitim olmasıyla birlikte yazarın bilim kurgu hayranı olduğunu düşünüyorum, kitabında distopik gelecekler üzerinde durması bunu destekler niteliktedir. Ve o senaryolarda bile ekonominin ruhunu boş bırakmamıştır. Ekonominin geçmişte ve gelecekte her zaman hayatımızın odak noktasında olacağını, bedeni olmasa bile elini hiç
Kızımla Ekonomi SohbetleriYanis Varoufakis · Epsilon Yayınevi · 2019670 okunma