Lâl
Bazen, bilhassa geceleri, insanın yüreğine bir ağırlık çöker. Anlaşılmak istersin, anlatmak istersin, dinleyecek birileri olsun istersin. Sadece birisiyle konuşmak istersin ama seni anlamayacağını ve sen teselli istemediğin halde boş tesellilerle seni avutacağını bildiğinden elin gitmez yazmaya. Bazen insan anlatmadan anlaşılmak, bağırmadan da duyulmak ister. Ama haykırsa dahi lâl kesilir tüm kelimeler. Hiç değilse bir kez layıkıyla dinlesinler istersin. Sen olsan dinlersin çünkü. Aslında en iyi dinleyiciler de, en iyi teselli verenler de bunlara en çok ihtiyaç duyanlar olur. Çok güzel bir dinleyicisindir çünkü kimse seni dinlememiştir ve sen o yükün ağırlığını biliyor, başkalarına yaşatmak istemiyorsun. Çok iyi teselli ediyorsundur çünkü senin ihtiyacın varken tek bir insan evladı dahi çıkıp sana iyi hissettirecek bir kelime etmemiştir. Nerede eksik hissediyorsa orayı tamamlar insan. Teselli lazımsa en iyi teselliyi verendir, dinlenmek istiyorsa en iyi dinleyendir, görünmek istiyorsa içini görendir, anlaşılmak istiyorsa fısıltıları bile duyandır. Hangi yerde eksik kaldıysa yüreği, kendinde oraları doldurur; tattığı his öyle boğaz yakıcı, öyle kötü bir izdir ki damağında, başkaları yaşamasın diye eksik gördüğü her şeyi kendinde tamamlar. Kelimeler dudakta lâl, hevesler kursakta kal olursa insan sessizleşir ve her sessizlik, aslında bir zamanlar duyulmak için atılmış haykırışlardır. Her sessiz insan, zamanında haykırsa da duyulmamıştır ve her çırpınış biraz daha acıtır insanın boynundaki urganı.
Alıntı
Her şeye, herkese yoruldum. Kendime bile. Benliğime dahi herkes oldum.

Varsayalımismail • İTC

@Kitaphan
·
Her şeyden herkesten felaket bunaldım.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İki gündür aklımda dahi olmayan mescitlerde namaz kılmak nasip oldu elhamdulillah. Planlar yapıp hepsine yetişmeye çalışırken nasipte ne varsa bizi bulacağına, olanda da olmayanda da hayır görmek gerektiğini unuttuğumu farkettim. Dünya işleriyle kaybolup gitmişim. İnsan çoğu zaman bilmediği şeyler için endişeleniyor. Aslında sabırla, ümitle, dua ile beklemek bazen en büyük ferahlığın kapısını açacaktır. Hayırlısını dileyip her daim Allah’a güvenmek en doğru yoldur. 🌷
Din
Hayatta en çok empatlar yorulur...
Şöyle bir bakıyorumda, çoğu insan kendini ispatlama çabasında. Ben ise köşeme çekilmiş bir vaziyette, gezegeni ve insanlığı uzaktan seyretmenin, göz önünde olmamanın ve unutulmanın erdemine inanıyorum. İzlerken karıncayı dâhi bakışlarımla incitmemeye özen gösteriyorum. Bu kadar incelik bu gezegene ve insanlara fazla, biliyorum. Ama huyum kurusun işte, incelikten vazgeçemiyorum... (Manevi Münzevi)
İnsan ve Duygular
Mayıs Okuduklarım & Haziran TBR (Yappingte Şampiyonlar Ligi)
Mayıs ayı, yine-yeni-yeniden çok dengesizdi. Ben bile bu kadar dengesiz değilim/j Kimi zaman, YKS25 sınavındaki sanat eserini çöp sanıp çöpe atan hizmetçi kadar süzme; kimi zaman Kintsugi sanatı gibi kendini kusurlarıyla dahi kabul eden hatta o kusurları daha da ön plana çıkaran o sanat türü gibi kendiyle barışık & mutlu hissettim. Ortasıysa hiçbir zaman kapımı çalmadı. Yaşadığım sıkıntı büyük ölçüde hobilerime yansıdı tabii. Özellikle kitap cephesi bundan fazlasıyla nasibini aldı: Kitap okumak, benim için aylar önce korktuğum şekilde yük haline geldi. Kitapları özümseyerek okumadım aksine vicdanımı rahatlatmak için bir araç niyetine kullandım. Sonucu ağır oldu gerçiçdğwdğwdwpğ. Vicdanım sadece kısa süreli rahatladı. Günün sonunda eylemleri yüzünden kitap okumaktan iyice soğumuş kendimle kaldım. Ama dengesiz demiştim ya ay hakkında, atlatmanın yolunu da buldum fazla gecikmeden. Yanlış anlaşılmasın, çok sıkıntı çektim süreç içinde. Sabotajcı iç sesim otoriter oldu, keyif aldığım şeylerin bana yine zevk vermemesinden korkup kaçtım. Ancak, tüm hayatıma entegre ettiğim bir sözü, düşünceler susana dek telkin ederek çıktım bataklığımdan: Yarına sağ çıkıp çıkmayacağım bile belli değilken ben ne diye saçmalıklara harcıyorum zamanımı? Ben, her zaman hayata en ufak rüzgarda uçup giden bir yaprak olmadığımı, iz bırakmak için geldiğimi düşündüm. İz bırakmak istiyorsam, sevdiğim şeyleri dibine kadar tatmak istiyorsam bir kelebeğin ömrü misali zamanı değerlendirmem gerekmez mi? Gerekir. Ben de kazandığım bu farkındalıkla yeni bir pencere açtım hayatıma. Ancak o pencere, direndiğim o rüzgarı beraberinde getirdi. Hâliyle yanlışım sandım. Sonra anladım, panzehirim rüzgarmış. Yıkılmakmış. Kitaplardan, çok sevdiğim şeylerden kendimi soğutmam yüzeysel bir olay değilmiş. Kendimi
1000Kitap
Türk Edebiyatında Bekleyişler-2
Yuvamı çiçekledim, sen bir meleksin diye, yollarını bekledim görüneceksin diye. Senin için kandiller tutuştu kendisinden. Resmine sürme çektim kandillerin isinden. Faruk Nafiz Çamlıbel Ne hasta bekler sabahı Ne taze ölüyü mezar Ne de şeytan, bir günah, Seni beklediğim kadar Necip Fazıl Kısakürek Bekleyişler pas tutuyor yüreğimiz daldıkça. Kapının arkasındakilere kuruyoruz hayallerimizi, Kalp atışlarının dahi kapıda beklemekle alakası çoktur.. Yavuz Bülent Bakiler
Şiir