Kedinin ulaşamadığı ciğere mundar demesi
Şunu fark ettim: Dili -özelde Türkçeyi- düzgün kullanamayanlar, kullananları genelde küçümsüyor. Oysa dili, kimliğidir insanın. Açık söyleyeyim benim için bir virgülün dâhi çok büyük önemi var. Okuduğum her metinde, isterse bir telefon mesajı olsun, istemsizce noktalama işaretlerini ve yazım kurallarını vs. incelerim. Elbette bu benim dili tümüyle doğru kullandığım anlamına falan gelmez ama uzun yıllardır -en azından- buna dair bir çabam var. Zaten de bir dili ustaca kullanabilmek, insanın bu meselelere yıllarını vermesini gerektiriyor; o sebeple üç kitap okuyup da kitap yazan arkadaşlara, ne yalan söyleyeyim, içten içe çok gülüyorum. Cehaletle cesaret arasındaki mesafe bazen cidden çok kısa.
Derdimi tamamen dile getirsem dahi, günün sonunda içimde hep bir eksiklik kalıyor. Konuştuğum kişi en yakınım da olsa, asla tamamlanmış hissedemiyorum. Sanki kelimelerin yetmediği bir yerdeyim
İnsan ve Duygular
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sağlıklı spor vücudu, salt deha beyinden daha kıymetli. Çünkü tarih, dahi beyinlerin vücutlarını geliştirmemelerinden ötürü çektiği hastalıklardan kıvranmaları ile dolu. Sağlıklı gelişmiş bedene ortalama zeka bile yeter.
1000Kitap
mütemmim bir cüz*
önce kelime vardı, artık kelimeler var. bu bizden öncekiler Rabbim –en iyi sen bilirsin– sıkıntıdan olsa gerek yüklenmişler kelimelere. o ilk kelime neydi acaba, o her şeyi kapsayan, noksansız ve eksiksiz, tam ve bütün, şimdi benim tanımlamaya çalışırken bile kıvrandığım, beni, kelimeyi ve kıvranmayı dahi kapsayan, sonsuzluğun sonunun yaldızlı şeridi, o ilk kelime ne idi rabbim? âh! olsa gerek. | yavuz erdem
Sen ağzınla kuş tutsan dâhi eleştirir sen ne kadar iyi biri olursan ol insanlar seni her zaman eleştirir ya iyi niyetinle ya da davranışlarınla
1000Kitap
İlkokul çocuğuna anket ödevi ve biraz da sistemin gerçekleri
Bugün bizimkiler dışarıya dağılırken ilkokula giden kuzenim kapıyı çalmış "Merhaba, benim ödevim var. Anket yapmam lazım, bir şeyler yapacağım. O yüzden buradan -listeyi gösteriyor- en sevdiğin yemeği seçer misin?" dedi. Listeye bakarken "Nasıl bir şey yapacaksın, yoksa seçtiğimi mii?" deyip onunla uğraşırken "Öyle değil, sadece çoğunluğu bulmak için." dediğinde güldüm. "Hmm, şimdi burada patates var kızartma mı yoksa haşlama mı ya da sarma etli mi yoksa zeytinyağlı mı?" diye biraz sıkıştırıp tepkisine bakarken "Kızartma da haşlama da patates, onların da ikisi sarma. O yüzden isteğine göre seçebilirsin." deyip rolümü çalarken "Ben tost diyorum. İçinde malzemesini bilmediğim için önüme ne geleceği belli değil ama neredeyse her çeşidini severim." deyip birlikte gülerken "Seçim yaparsan açık ve net olsun tamam mı, değilse seçme. Ben sen sordun diye seçtim birini. Yoksa o kadar yüzeyde kalmış bir şeyi seçmem." deyip ona tatlı bir bakış atarken "Haklısın, onlar öğrencilere öğretecek kadar bile bilmiyor. Nasıl kitap çıkarıyorlarsa?" demişti. Her çocuk gibi o da ödev yapmaktan fırsat bulunca yakınıp bir şekilde laf sokacak. Çünkü arada benle takılıyor: Önüne eğitim diye konulanı da sorgulayacak. Artısını ve eksisini ölçecek. Nasıl bir sistem içinde olduğunu anlayacak vs. Onlar ilkokul için yüzeyde tutup alıştırma yapıyor ama kim her çocuğun aklının gittiği sınıfa uygun olduğunun garantisini verebilir? Ve sana getirdiğine tabi ki bir şeyler katıp sonraki seviyelere hazırlamalısın. Armut piş ağzıma düş yok: O armut hangi toprakta yetişmişti, şekli nasıldı, rengi nasıldı, tadı, dokusu, kokusu, sana gelene kadar hangi yollardan geçti, nasıl gübrelendi, nasıl ilaçlandı vs. "Doğru" ona, algı olarak değil, gerçek ve değişmez olarak işlenmeli ki kuzu kürkü giymiş kurtlara kanmasın:
Duygu ve Düşünce