En sevdiğim spor masa tenisidir :)
Bugün köye geldim… Kardeşimin 1’e ve 6’ya giden çocuklarına raket ve pinpon topu alıverdim… Bir de ayaklı basketbol seti alıverdim de onu çekmedim. Dahiyane zekamla yaptığım tenis masası huzurlarınızda… 😂 Masanın birinde top pek zıplamıyordu, ben de anamın yufka yaptığı tahtayı koydum. Gayet güzel zıplıyor artık. 😂 Biz o tahtaya “Senit” diyoruz. Literatürdeki adı da senit midir yoksa başka bir isimle mi adlandırılır bilmiyorum. Siz ne diyorsunuz? Bu arada annemin merakı beni çok yoruyor… O neymiş, bu kimmiş sürekli soruyor. Yoldan geçen insanları falan merak ediyor… Biz köye gelirken başka bir köyde yol kenarında park halinde bir araba vardı. Annem, biz seni almaya gelirken de bu araba buradaydı kimin acaba diye soruyor… Ne bileyim ben kimin? Ben o kadar kendime dönüğüm ki bırakın dışardaki olayları benim eve yabancı biri çıkıp gelse sen kimsin diye sormam. Mutfağı, lavaboyu, koltuğu, yatağı gösteririm. Sen rahatına bak kardeş der geçerim, sen benim evimde ne arıyorsun bile demem.😂😂 Ben zaten kapıyı hiç kilitlemem. Kapının yedek anahtarı da kapının yanındaki ecza dolabında durur hep. Gelmek isteyen olursa evime rahatça girip çıkabilir… Duyuyorum insanlar üç kat beş kat kilit vuruyor… Hayretle karşılıyorum 😂 Diyecekler ki, “Deveyi sağlam kazığa bağla, sonra tevekkül et.” Bak şimdi güzel insan, sen deveyi kazığa bağlıyorsun ama kazığa tevekkül ediyorsun, oysa Allah’a tevekkül etmen gerek. Nasıl olsa kazığa bağladım diye kazığa güveniyorsun, kazığı ilahlaştırmış oluyorsun, sonra kazık biiiiiiippp. Çok pardon😂😂 Fazla evhamlı olmaya gerek yok, sağlığınız bozulur. İnsanlara biraz güvenmeyi deneyin… Kişi kendinden bilir işi demişler… Sözüm ona sana göre herkes pislik herkes şerefsiz… Sen nesin peki😂😂 Neyse yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Kıssadan hisse de bir halta
1000Kitap
Böyle duygusal şeyler yazmak istiyorum ama hiç güzel cümle kuramıyorum. Sen olsan şair olurdum yine. Ne güzel cümle kurarsın sen. 1000 kişi arasından bulurum seni. Saçmalaman bile dahiyane. Zekana hayranım, söz dizimine.. Tekrar düştüm, kalkmak eskisi gibi kolay değil.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Şu an dünyayı kurtaracak üç dahiyane fikir buldum. Sorun şu ki, sabah uyandığımda (eğer uyursam) sadece kahve makinesinin düğmesini bulabilecek kapasitede olacağım.
1000Kitap
Yapay zeka konusunda entel takımı fena çuvallamış gibi. Beklentiler hep geniş kitlelerin teknolojik gelişmelerin gerisinde kalacağı, sisteme adapte olamayacağı şeklindeydi. Şu an bu dil modellerini en çok da bu kitle kullanıyor sanki. Kullanma tarzımız ise dahiyane: Grok ile küfürleşip kavga etmek, Gemini’yla flörtleşmek, ChatGPT’ye fal baktırmak. Muazzam!
Mustafa Kemal Atatürk, askeri dehasıyla kurtardığı bir milleti, toprağı işleyen ekonomik bir stratejiyle ayağa kaldırdı; yollar inşa ettirirken ülkenin tarım haritasını çıkarıp hangi bölgede hangi ürünün yetişeceğini dâhiyane bir planlamayla belirledi. Yurt dışından getirilen çay ve narenciye fideleri ile yüksek verimli damızlık hayvanlar yerli üretime can katarken, mevcut fındık varlığımız modernize edilerek küresel bir güce dönüştürüldü. Toprağın dilini çözen bu vizyon sayesinde, Anadolu’nun boşalan tahıl ambarları yeniden doldu. Nutuk
İstediğimiz rezonans alanına sadece gevşeyerek geçebiliriz. Dahiyane ve muhteşem çözümler, sadece gevşeyebildiğimiz zaman aklımıza gelir. Rezonans Kanunu