10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
13 yıl sonra. Ahanashtani. Golden Hotel. Suikasta kurban giden Shara Komayd. Bu olayın intikamını almak için and içen Sigrud ve geride kalan ancak Ivanya Restroyka’nın bakımını üstlendiği üvey kız Tatyana Komayd. Sigrud suikastçının peşine düştüğünde bu işin başında bir ilahın ve yine mucizevi işlerin olduğunu çok geçmeden anladı.Malwina ise Sigrud’a oldukça yardımcı olacak ve yol gösterecekti. Tüm bu karmaşaya sebep olan ise ismini zikreden insanların peşine düşen karanlık; Nokov.O ilahi bir çocuk.Nokov insanlar tarafından ele geçirilmiş ve işkencelere uğramıştı çünkü gecenin, karanlığın ta kendisiydi ancak o bir şekilde hapis tutulduğu yerden kaçtı ve diğer kardeşlerini yok ederek güçlenmek ve tüm dünyayı karanlığa boğmak için kollarını sıvadı. Sigrud buna engel olmak için elinden gelen her şeyi yapacaktı.Shara’nın intikamını alacak, kızı Taty’in daima yanında olacak ve tüm mucizelerin içinden geçecekti. Ahhhh o son neydi be, bir süre dondum ve duvara bakakaldım.Sigrud, sen adamsın, ilk kitaptan sana hayran olmam boşa değildi biliyordum.Shara, Mulaghesh, Ivanya, Tatyana hepsi aşırı harika karakterlerdi, uzun süre hiç bir karakteri ve tüm seriyi aklımdan çıkaramayacağım.Böylece İlahi Kentler serisine noktayı koyuyor ve favorilerimde başa çekiyorum.Genelde serilerde ilk kitaptan sonra ivme gittikçe düşer ama bu seride ivme her bir kitapta kendini oldukça yükseğe taşıdı ve arşa ulaştı, son kitapta uçtu gitti hatta.Okumayanlar çok şey kaybeder, fantastik severlerin kaçırmaması lazım.
Mucizeler KentiRobert Jackson Bennett · İthaki Yayınları · 201953 okunma
8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 14:23
İnsanın davranışlarının altında yatan psikolojik sebepleri gün yüzüne çıkararak bireyin özgürleşmesinin, kişinin kendi zincirlerinden kurtulmasının mümkün olduğunu gösteren güzel bir eser. Toplum içinde cesaret gösteremeyen, çekingen, zaman zaman bunalımlar yaşayan kendini değersiz hisseden, kendi potansiyelinin farkında olmayan silik karakterleri kahramanımız Alan üzerinden okuma fırsatı veriyor. Aslında toplumumuz Alan'larla dolu, onlardan biri sayılırım, belki sen de onlardansındır. Aynı Alan gibi birinin bizim hayatımıza yön vermesini bekliyoruz, tek başımıza karar vermekten, yanlış yapmaktan, yanlış anlaşılmaktan korkuyoruz. Özgüveni düşük, içine kapanık, düşüncesini söyleme cesaretini bulamayanlar, hayatını başkalarının rotasına göre yaşamak zorunda kalanlar için bir farkındalık eseri diyebiliriz. Ben çok severek okudum, hem Alan'ın kendi potansiyelini keşfetme yolculuğuna çıktım hem de kendi hayatımda ben nerde yer alıyorum bunu irdeledim. Ne kadar kendim olarak seçim yapabiliyorum, ne kadar kendi üzerimde başkalarının psikolojik baskısına müsaade ediyorum, ne kadar cesurum, ne kadar özgürüm, seçimlerimi nasıl yapmalıyım vb. sorgulama fırsatı buldum. Dili sade , anlatımı akıcı ve biraz da öğretici, kurgusu sıkılmadan okunacak nitelikte, biraz da gizem de içeriyor bütün bunlar çerezlik bir okuma sunuyor. Aslında Bestseller tarzı bir kitap.Kolayca okunan, yormayan aynı zamanda size katkı sağlayan güzel bir okuma süreci sizi bekliyor. Keyifli okumalar dilerim.
Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet GezerLaurent Gounelle · Pegasus Yayınları · 20137,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Olağanüstü Bir Hayat
8/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2026 67. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 15:21
Yakın tarihimizde yaşadıklarımızı bir belgesel tadında 450 sayfalık bu kitapta yeniden hatırlamış oldum. Türk televizyonculuğunda bir marka bir duayen olan Sevgili Uğur Dündar'ın güç odaklarına asla eğilmediği çıkarcı menfaatçi Yolsuzluklara bulaşan başta siyasiler,çeteler olmak üzere bir çok suç örgütüne karşı verdiği cesurca korkusuzca mücadeleden izler var kitapta. O sadece halkın tarafsızca haber alma hakkını öne çıkarmış bunu 50 yıllık gazetecilik hayatında hep önemsemiş mesleğinin daima zirvesinde yerini koruyan bir efsanedir. Kitabın 450 sayfası okuru uzun yaşanmış gerçeklerle dolu heyacanlı bir yolculuğa çıkarıyor. Bizim gibi balık hafızalı toplumların bu tür kitapları sık sık okuması gerekir diye düşünüyorum. Evet ya bunları da yaşamıştık diye buruk bir iz bırakıyor geride... Uğur Dündar'ın hayatında maddiyatın hiç bir zaman önde olmadığını da. Gerek uhdesinde birlikte çalıştığı arkadaş ve dostlarına daim yardımcı olduğu, yine Mezun olduğü vefa lisesinde eğitim gören ihtiyaç sahibi öğrencilere kitaplarının telif gelirlerini burs verilmek üzere bağışladığı gibi kendine nevi şahsına yakışır davranışlarını da bu kitap vesilesi ile öğreniyorsunuz. Uzatmadan kitabın arka kapağında ki kendisi ile ilgili değerlendirmelerle bitirelim. Uğur Dündar sırf yayıncılara değil, Türkiye'de her bireye bir rehber, bir el kitabı gibidir. Bekir Coşkun Sevgili Uğur, sen Türkiye'de hırsızların ve üçkağıtçıların korkulu rüyası olmuş adamsın. Emin Çölaşan Bir gazeteciden daha fazladır. Bir kamuoyu lideridir, "anchorman"dir. Emre Kongar Uğur Dündar'ı, özellikle şu karanlık dönemdeki kamusal işleviyle bir deniz fenerine benzetiyorum. Yol gösteriyor, ümit ve cesaret veriyor. Haluk Şahin Medyanın pisliğe, rezilliğe, çıkarcılığa bulaşıp tam anlamında yozlaştığı bir dönemde
Olağanüstü Bir HayatGökmen Ulu · Sia Kitap · 201945 okunma
İnsana Çarpıp Dönen Bir Roman
Puan vermedi·536 syf.··
2026 18. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 10:01
Bardamu, seninle yolculuğa çıkmak cesaret ister! Senin kadar çelişkili, çarpıcı ve rahatsız edici bir rehberle yol almak, insanın kendine bakma cesaretini ölçüyor. Louis Ferdinand Celine , savaşın kahramanlıkla, aşkın romantizmle, çalışmanın erdemle süslendiği bütün o büyük anlatıların içini boşaltıyor. Ferdinand Bardamu’nun Birinci Dünya Savaşı’yla başlayan, Afrika’dan Amerika’ya, oradan Paris’in yoksul mahallelerine uzanan yolculuğu, bir coğrafya değişiminden çok insan doğasının değişmeyen taraflarıyla yüzleşme hikâyesi. Nerede olursa olsun karşısına çıkan şey aynı: çıkarcılık, korku, yalnızlık ve bitmek bilmeyen bir kendini kandırma hali. Bardamu, sana kızdığım yerler oldu. İnsanlara karşı duyduğun o derin güvensizlik, bazen her şeyi aynı karanlık filtreden geçirmen, hatta yer yer acımasızlığın… Ama seni okurken şunu da hissettim; sen insanlardan nefret eden biri değil, insanlara dair bütün hayallerini çok erken kaybetmiş birisin. Belki de bu yüzden romanın en güçlü yanı olaylardan çok sesinde saklı. Çünkü Gecenin Sonuna Yolculuk okunmaktan ziyade dinlenen bir roman gibi. Céline’in konuşma dilinden güç alan, keskin, alaycı ve ritmi sürekli değişen üslubu romanın asıl kahramanlarından biri hâline geliyor. Céline’in o karanlık, alaycı ve insanın en rahatsız edici yanlarına bakan dili bana biraz da Charles Bukowski ’nin eserlerini hatırlattı. Bukowski de toplum normlarına ve insan ikiyüzlülüğüne aynı sert ironiyle yaklaşıyordu. İkisi de süslemeden, ham gerçekliği insanı zorlamak istercesine sunar. Okurken rahatsız olursun ama bir yandan da içten içe gerçeği inkâr edemezsin. “Çünkü o zamanlar daha insanları tanımamıştım. Artık asla onların laflarına, düşüncelerine kanmayacağım. Asıl korkulması gereken insanlardır, sadece onlar, daima.” (s. 31) Bu cümle, Bardamu’nun insanlığa dair
Gecenin Sonuna YolculukLouis Ferdinand Celine · Yapı Kredi Yayınları · 20265,1bin okunma
okuyucuya trip atan katil+deus ex machina hürmetine dönen kurgu
1/10
·480 syf.··
2026 2. kitabı
·
137 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 20:43
Merhabalar, ben Sülde. Oyuncak Müzesi yazardan okuduğum ilk kitap dolayısıyla bu kitap, yazarla tanıştığım kitap oldu. Keşke olmasaydı. İncelemelerim SPOILER a.k.a SÜRPRİZ BOZAN içerir daima. Bunu bilerek lütfen bu incelemeyi okuyun. Kitap Yerme Geceleri formatında kitabı toplam 3 saat boyunca eleştirdiğim podcast'e ulaşmak için linke tıklayınız; Birinci Kısım: youtu.be/AjVkDd1RzkA İkinci Kısım: youtu.be/YnsXE_ZNtL8 Kanal adım: benSülde Başka kitapların yerme videoları da mevcut! 1) Deus Ex Machina Deus Ex Machina nedir? Karakterlerin bir olaydan tanrısal bir müdahale ile kurtulmasıdır kısacası. Ededbiyat ve sinema sektörünce 'zayıf yazarlık' eleştirisi yapılırken kullanılır. Bu kitap da buram buram Deus Ex Machina kokuyor. Ne hikmetse katilimiz için şans daima yaver gidiyor. Birisini mi öldürecek? Kameralar yok ya da çalışmıyor, oradan kimse geçmiyor, polis soruşturmuyor, DNA örneği alınmıyor. Yahu çok komiktir, bir noktada Nate-Rose Cierra ikizlerinin evine gidiyor parti için ve orada üç kişiyi öldürecek. Üst kata çıkıyor ve banyodaki dolaptan insanların sindirim sisteminden kanına 5-10 dakikada karışabilecek bir kimyasal (yazar o kadar tembel bir yazarlık örneği sergilemiş ki bize ne olduğunu bile söylemiyor) bulup shot bardaklarına atıyor. Yani sen ilk defa gittiğin bir evde orada ilaç bulacağını nereden bildin, öyle bir kimyasal olmasaydı o insanları nasıl öldürecektin? Yok, hiçbir cevap yok. Çünkü Deus Ex Machina!!! 2) Çehov'un Silahı Çehov der ki eğer bir oyunun ilk perdesinde duvarda bir silah asılıysa oyunun ikinci perdesinde o silah patlamalı. Meali: sen bir karakter, olay ya da özellikten bahsediyorsan bunun kurguda işlenmesi ya da yararlı olması gerekir. O zaman Oyuncak Katili'nin Lexa'nın evine girip çıkıyor olmasının olayı
Oyuncak MüzesiEmre Gül · Guardian Yayınları · 20241,777 okunma
Asla Unutamayacağım Öyküler
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 109. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 16:52
Öncelikle sizleri uyarıyorum; hem D. N. Archeron 'u hem de yazdığı bütün hikâyeleri ne olursa olsun seven birinin yazdığı bu inceleme, nesnellikten bir hayli uzak olacaktır. Yani yorumlarımın sadece bana ait olduğunun daima bilincinde olun. Şimdilik hepinize iyi okumalar dilerim. Bu roman, içinde birbirinden farklı ve aslında yer yer o kadar da ayrı olmadığını anladığımız 15 tane kısa öyküden oluşuyor. Öykülerin uzunluğu hikâyeden hikâyeye değişiyor. Bazılarının kesin bir sonu varken bazıları da, biz devamını bilmesek bile, sonsuza kadar sürmekte. Ayrıca bir yerde gördüğünüz bir karakter ansızın bir başka öyküde karşınıza çıkabilir; kendinizi hazırlasanız iyi edersiniz. Üstelik bahsettiğim tüm bu öykülerin dışında, kitabın başı ve sonu dahi başlı başına ayrı bir hikâye. Yani Sessiz Ozan'ın hikâyesi. Geriye kalanlar ise onu lanetinden kurtarmak üzere Peri Kraliçe'nin talihsiz adama getirdiği, daha önce hiç duyulmamış gerçek öykülerin bir derlemesi. Hatta üşenmeyip size bu 15 öykünün adlarını da sırasıyla vereyim: Cadısız Köyün Cadısı, Dünyanın Kökleri, Bilinmedik Portreler, Mavi Büyüyle Dolu Küre, Meyre'nin Öyküsü, Yeminkıran, Rüzgârlar Her Şeyi Götürür, Ejder Şövalye, Gezgin Büyücü, Taksus Cadısı, İki Sarı Kasımpatı, Yırtık Kanatlar, Yüz Bin Gece, Vakit Meselesi ve de İnfeliz. Aslında hepsini çok beğendiğimi söylemeliyim çünkü çok geniş bir konu içeriğine sahipler. Yani isteseniz de asla sıkılmak için fırsat bulamıyorsunuz. Kimisinin içinde cadılar ya da büyücüler varken, bazılarında elfler, iblisler ve kadim ormanlar bulunmakta; bir başkasında şövalyeler ve ejderler birbirleriyle savaşırken, diğerinde âşıklar, canavarlar ya da hayaletlerin hikâyesi anlatılmaktadır. Fantastik ve büyülü öğelerden aklınıza her ne gelirse rastlayabileceğiniz dolu dolu bir kitap
1000Kitap
Unutulmuş Büyüler ve Terk Edilmiş ÖykülerD. N. Archeron · Guardian Yayınları · 2025636 okunma