Murat Aktan

Murat Aktan
@daimakitap1
"Çünkü insanlık tarihi davetsiz misafirleri sevmez; o, kahramanlarını kendi seçer ve onlar ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, öyle bir mertebeyi hak etmeyenlere asla fırsat vermez. Kader arabasından bir kere düşüp yere yuvarlanan, o arabaya asla tekrar binemez."
Reklam
Puan vermedi·56 syf.··
2024 4. kitabı
Klasik eserlerin en belirgin ortak noktaları, zamansızlığıdır. Büyük bir çoğunluğunda, yıllar önce yazılmasına rağmen bugünü görürsünüz. Bu kitapta, başlar başlamaz o hissi yakalıyorsunuz. Ben bu kadını tanıyorum diye düşünüyorsunuz okurken. Madame de Prie, kaosla besleniyor. Sıradan ve gerçek olanın güzelliğini bırakın görmeyi, varlığından bile dehşete düşüyor. Onun için hayat, yalanlar, kıskançlıklar, pohpohlanmalar, güç ve bu güçle gelen nefret demek. O sadece maskeleri istiyor, maskelerin ardındaki gerçek yüzler rahatsızlıktan başka bir şey değil. Saraydaki varlığı sorun olunca, kral tarafından sürgüne gönderiliyor. İlk birkaç gün, geri döneceğine duyduğu inançla, kırsalda yalancı bir atmosfer oluşturuyor kendine. Neşeli, geçici bir tatil gibi. Fakat yavaş yavaş geri dönüşün bu kadar kolay olmayacağını farkediyor. Bu kadar kolay vazgeçilir olmak onun için tahammül sınırlarının ötesinde. Elinden geleni yapıyor, mektuplar yazıyor, yalnızlığını katlanılır kılacak şeyler deniyor ama nafile. Son bir oyun geliyor aklına. Yavaş yavaş çöküşüne ilerleyen kadının finali de varlığı kadar bomboş bir hiçlik içeriyor. Yine Zweig kaleminden çarpıcı bir karakter ve psikolojik analizler. Adrenalini, çöküşü, duygusal gelgitleri birebir yansıtıyor. Keyifle okunan bir kitap, tavsiyemdir.
Bir Çöküşün HikayesiStefan Zweig · İnkılap Kitabevi · 202391,9bin okunma

Murat Aktan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·56 syf.··
2024 4. kitabı
Stefan Zweig
7.3/10 · 91,9bin okunma
"Ya da Allah insana bir şey duyurmayı diledikten sonra, onun kalbine başka şeyler ilham ediyor. Sonra araya araya buluyorsun yolunu. Yol aydınlık olsun, aramak mesele değil."
Puan vermedi·144 syf.··
2024 3. kitabı
Kitap, iki yönden yakalıyor sizi. Bir dönem başkalarının tecrübeleri, bugün ise sosyal medya sayesinde çok kolaymış gibi anlatılan şeyleri düşünün. Taşındık, evin eski hali, görseli kaydır, hooop yeni hali, ne kadar da kolay. Ya da anne baba olduk, bebek de mışıl mışıl uyuyor. Bir uyansa gözlerini de göreceğiz de hiç ağlamıyor, uyanmıyor. Öyle mi gerçekten. Öyle anlattılar veya öyle resimler gördük ama yaşarken hiç öyle olmuyormuş. Kitaptan aldığımız ilk hissiyat bu. Hayat engebelerle dolu, hiçbir hastalık kolay atlatılmıyor, hiçbir yol öyle dümdüz, dertsiz tasasız yürünmüyor. Ama önemli olan şu ki bir gün geriye dönüp baktığında, evet o zaman tertemiz delirdik ama bak bugün anlatıp gülebiliyorum diyebilmek. Evet kitaptan aldığımız ikinci ve en önemli hissiyat bu. Bol bol kahkaha atıyoruz. Yani tamam bazı bölümlerde, ya bildiğin depresyon bu, gülmesek daha iyi desek de tutamıyoruz kendimizi. Çok keyifli bir kitap. Dolu dolu, acısıyla tatlısıyla, derdiyle tasasıyla hayatın resmini çizmiş yazar. Bazen griler, bazen kırmızı bazen de umudu anlatan maviler var bu resimde. Lise bitmiş, nişanlanmış, evlenmiş, taşınmış, ilk bebeğini kucağına almış, taşınmış, sonra yine taşınmış... Diye diye ilerleyen bir hikaye. Tavsiyemdir, biraz da nostaljik havasından dolayı okunası bir kitap.
İyiyim OturuyorumCeylan Taş · Küsurat Yayıncılık · 2017734 okunma
Reklam