"Zenginin zengin diye derdi olmaz. Fakirin fakir diye. Gencin genç diye. Yaşlının yaşlı diye. Kime hak lan bu dert dediğiniz şey? Niye sormuyor kimse birbirine derdini? Niye dinlemiyor?"
"Çünkü iyi ya da kötü duygularımız, travmalarımız, döngülerimiz bize aittir ve bizden birer parçadır. Önce sahiplenmeliyiz. İnsan kabullenmediğiyle vedalaşamaz. Aynı şekilde bağlanamadığı durumdan kopuş da sağlayamaz."
Yazar, kitabın giriş kısmında; kapağı görünce adını koyamadığınız bir tanıdıklık hissetmiş olabilirsiniz diyor. Tanıdık gelmez mi? Hayatı boyunca bu soruyu hiç sormayan yoktur sanırım. Hatta kimimiz sık sık tekrar ederiz. "Neden Ben?"
Kitabın içeriği bu sorunun cevabını buldurmayı, bir farkındalık oluşturmayı, eğer istersek çözüm yollarını göstermeyi amaçlıyor. Siz de farkındasınızdır ki, bu soru bir döngüyü ifade ediyor. Hep yanlış insanları çevremize çekiyoruz, hep konuşmamız gereken yerde susuyoruz, hep kırılan biz oluyoruz gibi gibi... Yazar, tüm bunların temelinde çocukluk travmaları olduğunu söylüyor. Ama yapılan araştırmalar bu travmaların sadece bize ait olmayabileceğini, genlerle önceki kuşaklardan aktarılmış olabileceğini gösteriyormuş. Tamamen kurgudan oluşan danışan öyküleri ile örneklendirerek, detaylı ama okuru sıkmayacak şekilde aktarılan bilgiler var kitapta.
Benim dikkatimi çeken yazarın gerçekçi ve zaman zaman keskin üslubu oldu. Yaş ilerledikçe aileyi anlama, saygı duyma kavramlarımız gelişiyor. Ama şunun da farkındayız ki yetiştirilme dönemimizde şu an yanlış olduğunu farkettiğimiz şeyler de vardı. Yazar da bunu dile getirmiş, hepimiz az çok kaotik ailelerde büyüdük ve yetişkinlik yaşamımızda bunların izlerini taşıyoruz diyor.
İlerleyen sayfalarda da travma yaşamamış insan yoktur diye belirtmiş. Kitabı okurken, herhangi bir yüzleşmeye hazır olmadığınız için huzursuz olmanız mümkün. Son sayfada da değişimin sadece kendi isteğimize bağlı olduğunun altını çizmiş yazar.
Neden Hep Ben?Selçuk Tokaç · Küsurat Yayınları · 202345 okunma