Hayatımız boyunca, hatta anlamlarını kavrayamadığımız çocukluk döneminde bile, insana dair; ihanet, istenmemek, hiçbir yere ait olduğunu hissedememek, affetmek, umut gibi kavramlarla tanışırız. Tüm bunların bir büyüme hikayesi olabilmesi için, yaşanılan her şeye inat hedefimiz her zaman ışıktır. Kimi bulur, kimi arafta kalır, kimi de yolculuğunu onu ararken tamamlar.
#katedicamillo nun bu muhteşem eseri, yine her yaştan okuru hedefliyor. Bazı kitaplar, farklı yaş dönemlerinde tekrar okunur ve her okuduğunuzda farklı bir şeyler yakalarsınız kendinize ve hayata dair. Yazardan okuduğum bu eser de tam o nitelikte bir kitap. Kalbi kırılan küçük bir çocuğun ne yaşadığını anlamasına yardımcı olacak, yetişkinler okuduğunda ise yaşanmışlıklarına farklı bir gözle bakacak.
Yazarın bu hikayesinde, büyük kulaklı, ailesi tarafından bile dışlanan mini bir fare; annesini kaybetmiş iyi yürekli bir prenses; ışığı ilk gördüğünde büyülenen ama kalbi kırılınca asla tam olarak iyileşemeyen bir sıçan; hiçbir zaman ne istediği sorulmamış, imkansızı hayâl eden bir hizmetçi var. Hep birlikte büyük maceralar yaşıyorlar.
Karanlık zindanın bekçisi Gregori, Despero'ya şöyle diyor:
"Çünkü sen, fare, Gregori'ye bir masal anlatabilirsin. Masallar ışıktır. Ve ışık, böyle karanlık bir dünyada çok değerlidir. Ta en başından başla. Gregori'ye bir masal anlat. Biraz ışık getir."
İşte yazar da her yaştan okurun keyifle, düşünerek okuyacağı bu güzel kitapta, macera ve hayat dolu o masalı anlatıyor. Severek okundu, kesinlikle tavsiyemdir.