Apaydınlık bir günde odaya girip dalgınlıkla anahtarı çevirir de lambayı açarsanız, sanki lamba hiç açılmamış gibi olur ya; işte öyle gülünç, zavallı, gereksiz...
Bana gelince, ben herkesle aynı adımı atıyorsam da herkesten ayrıydım. Sanki üzerinden eski devirlerin demirden treni geçmiş bir köprü gibiydim, yaşadığım sarsıntıdan dolayı hala titriyordum. Kendimi duyuyordum. Oysa ancak iltihaplı bir göz, kesilmiş bir parmak, ağrıyan bir diş kendini duyar, kendi bireyselliğinin bilincine varır; sağlıklı bir göz, parmak, diş ise hiç yok gibidir. Açık değil mi, birey bilinci yalnızca ve yalnızca bir hastalıktır.