Arzu 'insanın kendi varlığını sürdürmek için harcadığı çabadır.'
Alıntı
Elhasıl: Cennet ve cehennem, şecere-i hilkatten ebed tarafına uzanıp eğilerek giden bir dalın iki meyvesidir. Meyvenin yeri ise dalın müntehasındadır. Hem şu silsile-i kâinatın iki neticesidir. Neticelerin mahalleri, silsilenin iki tarafındadır. Süflîsi, sakîli aşağı tarafında; nuranisi, ulvisi yukarı tarafındadır. Hem şu seyl-i şuunatın ve mahsulat-ı maneviye-i arziyenin iki mahzenidir. Mahzenin mekânı ise mahsulatın nevine göre fenası altında, iyisi üstündedir. Hem ebede karşı cereyan eden ve dalgalanan mevcudat-ı seyyalenin iki havuzudur. Havuzun yeri ise seylin durduğu ve tecemmu ettiği yerdedir. Yani habîsatı ve muzahrefatı esfelde, tayyibatı ve safiyatı a'lâdadır. Hem lütuf ve kahrın, rahmet ve azametin iki tecelligâhıdır. Tecelligâhın yeri ise her yerde olabilir. Rahman-ı Zülcemal ve Kahhar-ı Zülcelal nerede isterse tecelligâhını açar.
Sayfa 10 - Sözler·Kitabı okuyor
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Slavoj Zizek
İnsan öngördüğü kaybın yasını tutar.
Alıntı
Joë Bousquet
Yaram benden önce vardı; Ben onu cisimleştirmek için doğdum.
yarayı deş- İyileştiremediğin yarayı. ağzından çıkartamadığın her bir sözcük için bir gözyaşı dök sadece. sessizce ağla. sessizce gül. kalacaksan gürültü yapma, sessizce git. başkalarının yüküne yardım et ama kendininkinin altında ezil- terk edil. işlemediğin günahın bedelini boynuna, bedenini ihanetin koynuna- assınlar izin ver. senden alacak bir şeyleri kalmayana- tükenene, en karanlık gününe- dek, ışık yakmayacaklar. bırak yanında gölge yapsınlar. sonra gölgeni bile tanımasınlar. omuzlarına asılıp üstüne çıksınlar uzandığında dalını kırsınlar.
günün, vaktin, gönlün ikindisi..
Sonbahar günün ikindisiydi, vaktin ikindisi. Kışın yanacak odunlar temin Yaprak yaprak beklerdik sonbaharı. Her kızaran yaprak edilir, balta ile kırılır ve kömürlüğe Yunus edebiyle dizilirdi. önce ştir olur dalında konuşur, sonra türkü olur, yanar, dalın. dan uçar ve şehrin tüm sokaklarını, pencerelerini, dağlarını dolaşırdı adeta. Mahallelerden gelen duman ve is kokusu pekmezlerin, salçaların, çalmaların habercisiydi biraz da. Komşuların muhabbeti bal eylerdi pekmezi, çalmayı. Tatlı dilleri rahmet, güler yüzleri bereketti insanların. Aşkınan yapardı insanlar işlerini... Neşet Usta boşuna demez elbet: ... Aşkınan yapılan işlere ne kadar hasretiz. Makineler ve otomatlaşma tüm his ve idrâklerimizi boşa çıkardı. Mevsimlerin değişmelerini bile idråk edemiyoruz. Çünkü mekanikleşme insanın hislerini bertaraf ediyor. En çok dağlar ve bozkır sararır sonbaharda. Suyu çe-kilir. Canı çekilen bir tene benzer dağlar ve bozkır. Ama sonbahara bozkırın hüznüne karşılık dağların sevindiğini hissederim. Bozkır garipleşir. Alı gider, yeşili gider, çiçeği gider, neşesi, cıvıltısı kuşları gider. Börtüsü, böceği saklanır. Güneşi nazlanır, ayı saklanır, gökyüzü ayaza çalar. Pınarları kesilir, rahmeti azalır. Nasıl hüzünlenmesin?