Türk Damarı
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 18:34
Merhaba kitap dostlarım Bazı kitaplar sadece sayfalar ve kelimelerden ibaret değildir, kapaklarını kapattığınızda bile içinizde bir yerlerde yaşamaya, zihninizi kurcalamaya ve hissettirdikleriyle sizi dönüştürmeye devam ederler. Alim Serkan Cesur ’un kaleme aldığı, gerçek bir yaşam öyküsüne dayanan Türk Damarı kitabı elime alıp kapağındaki o mağrur, hüzünlü ve kararlı bakışlarla göz göze geldiğim an, sıradan bir kurgu olmadığını anlamıştım. Fakat sayfaların arasında kayboldukça, karşılaştığım duygusal yoğunluk beklediğimden de çok ötesine geçti. Bir eserin gerçek bir hayat hikâyesinden uyarlanmış olması, okurla kitap arasında henüz ilk sayfadan itibaren sarsılmaz bir köprü kuruyor. Okuduğunuz her acının, her fedakarlığın, dökülen her damla gözyaşının ve göğüslenen her zorluğun bu dünyada bir yerlerde gerçekten yaşandığını bilmek, satırların ağırlığını kalbinizde hissettiriyor. Alim Serkan Cesur bu yaşanmışlığı o kadar muazzam bir dengede aktarmış ki, ne anlatımı ajitasyona boğmuş ne de olayların trajik yönünü hafifletmiş. Tam aksine, oldukça duru, samimi ve edebi yönü güçlü bir dille bizi o dönemin ruhuna ortak etmeyi başarmış. Alim Serkan Cesur dönem atmosferini yaratmadaki başarısı da göz ardı edilemez. Sayfaları çevirirken burnunuza barut kokusu, rüzgarın soğuğu ve toprağın kokusu geliyor. Coğrafyanın sertliği ile insan ruhunun mukavemeti arasındaki o ince çizgi çok başarılı bir şekilde çekilmiş. Kitaba adını veren o kadim "damar" sadakatle, adalet duygusuyla, vatan sevgisiyle ve en zor anlarda bile pes etmeyen o asil duruşla ilmek ilmek işlenmiş. Benim için yılın en özel, en dokunaklı ve unutulmaz okumalarından biri oldu. Kitap bittiğinde içimde hem derin bir burukluk hem de o karakterlerin dik duruşundan geçen tarifsiz bir gurur hissi kaldı. Kitaplığımın en nadide köşesinde yerini
Tarih
Türk DamarıAlim Serkan Cesur · İkinci Adam Yayınları · 202624 okunma
DN Archeron’un kaleminden çıkan o harika eser(spoilersız)
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Selam! Öncelikle bunu yazarken UB’yi okumamın üzerinden biraz fazla bir vakit geçmiş olmakta ama şunu söyleyebilirim ki okurken gerçekten de büyülenmiştim. Yazım diliyle ve diğer pek çok yanıyla hoş bir kitaptı. Ruhumu besledi diyebilirim. Benim tüm beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Her öykü birbirinden harikaydı. Karakterlerin her biri çok özeldi. Artık en sevdiğim kitaplar arasında sayacağım bir eser oldu. Ve bence bu kitap hak ettiği kadar konuşulmadı gibi. Biraz konusundan bahsedecek olursak, şöyle ki belirli bir konu net bir şekilde var diyemeyiz. Adından anlayacağınız üzere bu kitap birden fazla harika öyküden oluşuyor. Ama temelde herşey genç bir ozan ile başlıyor. Bu ozan bir takım olaylar sonucu dilsiz kalıyor gibi bir durum var, artık konuşamıyor yani. Ama tekrar konuşması için de doğru öyküyü bulması lazım. Bizim gariban ozan diyar diyar dolaşıp doğru öyküyü ararken bir peri abla ile karşılaşıyor ve bu peri ablamızda ozana ihtiyacı olan öyküyü vermek amacıyla bir anlatmaya başlıyor ve biz de bu öyküleri okuyoruz. Biliyorum biraz garip anlattım ama siz gidin ve okuyun yani. Üzerinizde bıraktığı etkiyi açıklayamam. D. N. Archeron bize harika bir kitap sunuyor. Okurken ağızım açık okudum ve anladığınız üzere bu kadar beklememiştim. Bence hepimizin ruhunun bir parçasının ihtiyacı olan şey bu kitap. Ve Damla bize bu kitabı verdiği için ne kadar şanslı olduğumuzu tahmin bile edemiyorum. Kısacası alın ve okuyun. İşte o zaman ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Unutulmuş Büyüler ve Terk Edilmiş ÖykülerD. N. Archeron · Guardian Yayınları · 2025635 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bir sürü zamanlarda geçen değişik anlar
6/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
Damla Sönmez seslendirmesi olduğu için seçmiştim. Çok keyifli bu hanımefendinin seslendirmeleri. Daha çok kitap seslendirir umarım. Okuma şekli vurguları ses tonu duruma göre ses tonunu ayarlaması inanılmaz Hikaye biraz tuhaf bir kaç toplumu birçok farklı nesli anlatıyor. Fantastik mi yoksa değil mi anlamak zor. Kafa biraz zamanlar arasında karışıyor. Metaforlar çok fazla. Savaş zamanlarının olduğu anlar var. Savaşın bir kere daha ne kadar gereksiz ve herkese zarar veren bir durum olduğunu anlamamızda epey yardımcı oluyor. Savaşta herkes her yaptığını gerekli olduğundan ve sonuçlarının ne getirdiğini düşünmeden yapıyor bu çok acı. Karakterlerin bazıları çok ilginç bazıları çok yersiz en çok da erkekler Her zaman erkekler yıkıma neden oluyor ya buna ne denir bilemiyorum. Metaforları çok enteresan. Özellikle tanrı için yapılan metaforların çoğuna katıldım diyebilirim Bir daha okumam lakin okuduğum için pişman değilim diyebilirim.
Kadimzamanlar ve Diğer VakitlerOlga Tokarczuk · Timaş Yayınları · 2020879 okunma
Puan vermedi·164 syf.··
2026 59. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 20:02
Tarih derslerinde sık sık bahsettiğimiz dünyanın en eski ibadet merkezi olarak anlattığımız Göbeklitepe ile ilgili oldukça önemli bilgiler veren bir kitap okudum. Kitap aslında bir belgesel olacakken vazgeçililip rafa kaldırılması ile başlıyor ancak yazarımız daha sonra bu bilgileri bir kitap haline getirmeye karar veriyor. Kitapta Göbeklitepe‘nin bulunuş aşamalarından, gelişiminden, farklı yapılarla benzerliklerinden veya o yapılarla olan farklılıklarından bahsediliyor. Kitabın bence en önemli noktalarından bir tanesi röportajlar. Konunun uzmanları olan yerli ve yabancı arkeologlarla röportajlar yapılıyor. Yine hem Göbeklitepe‘nin bulunuş hikayesinden hem diğer yapılarla olan benzerliklerinden yola çıkarak Göbeklitepe‘nin aslında bir eğitim merkezi olduğu anlatılıyor. Göbeklitepe‘de bulunan her bir taşın aslında başka bölgelerden gelen öğrencilerin bitirme teziymiş gibi yapıldığından bahsediliyor. Bu yüzden farklı yerlerdeki taşlarda da benzerliklerin olmasının olağan olduğu anlatılıyor. Bu bölgede bulunan insanlar Göbeklitepe daha ortaya çıkmadan önce bugünkü yapının bulunduğu yeri kutsal bir yer olarak kabul ediyorlarmış. Hasta olanlar, çocuğu olmayanlar, bir dileği olanlar buraya giderek dua ediyorlarmış. Bu yüzden de bölge halkı buraya ‘ziyaret’ adı vermiş. Göbeklitepe‘ye giden insanların hepsinden oranın ruhani havasını hissettiklerini duymuştum. Bu yüzden çevrede yaşayan insanların da o bölgeye giderek dua etmesi bana hiç garip gelmedi. Göbeklitepe’yle ilgili daha önce de bir çok şeyi biliyorum ama kitapla birlikte çok daha ayrıntılı bilgiye sahip olmuş oldum. Kitapta çok fazla resim bulunuyor bu resimlerlede Göbeklitepe‘de bulunan taşların üzerindeki figürler ayrıntılı bir şekilde bize anlatılıyor. Hepsinin anlamı birbirinden farklı. Yine kitaptan öğrendiğim en
Göbeklitepe ve Neolitik GizemleriDamla Selin Tomru · Kanon Kitap · 202532 okunma
Puan vermedi·392 syf.··
2026 45. kitabı
Benim bir kitabı yarım bıraktığım çok çok nadirdir. Ancak bu eser yarım bıraktığım kitaplardan biri oldu. Yüksek bir beklentiyle okumaya başladım ancak kitabın içine bir türlü giremedim. Çok fazla uzatılmış. 200 sayfada bitmeliydi...
Hazreti HaticeNurdan Damla · Hayat Yayınları · 20172,348 okunma
Puan vermedi·164 syf.··
2026 52. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 10:17
Uzun süredir arkeoloji ve mitoloji üzerine ne bulursam okuyorum, bu alan benim resmen sığınağım. Göbeklitepe zaten "tarihin sıfır noktası" diye ilk ortaya çıktığından beri acayip ilgimi çekiyordu. Üzerine bir de o dönem Netflix’teki Atiye dizisi çıkınca, o mistik havasını resmen soluyarak, büyük bir hayranlıkla izlemiştim. İçimde inanılmaz bir Göbeklitepe’ye gitme hevesi var ama dürüst olmak gerekirse bir türlü fırsat yaratıp gidemedim. Bu kitabı görünce gerçekten çok heyecanlandım. ​Benim bu tür kitaplarda en sevdiğim şey ne biliyor musunuz? Kuru kuru tarihi bilgi okumak değil; arkeolojik eserlerin, o devasa taşların toprağın altından çıkarılış öyküleri. O keşif anındaki gizem beni inanılmaz yakalıyor. Damla Selin Tomru da bu kitapta tam olarak bunu yapmış. Kitap, binlerce yıl öncesinin avcı-toplayıcı insanlarının inançlarını, o T sütunlardaki hayvan sembollerinin ardındaki mitleri öyle güzel anlatıyor ki, okurken hipnotize oluyorsunuz. Henüz Şanlıurfa’ya gidemedim ama bu kitap sayesinde o dönemin insanlarının kafasının içine girmeyi başardım. Tarihin, arkeolojinin ve kadim mitlerin peşinden gitmeyi sevenlerin mutlaka kütüphanesine eklemesi gereken bir başucu eseri. Özellikle Göbeklitepe’ye ilgi duyup, merak edenler bence mutlaka okumalı
Göbeklitepe ve Neolitik GizemleriDamla Selin Tomru · Kanon Kitap · 202532 okunma