Özgürlüğü ve huzuru buldum meczupluğumda; yalnızlığın özgürlüğünü ve anlaşılmamış olmanın huzurunu. Çünkü bizi anlayanlar içimizdeki bir şeye de engel olurlar.
Hislerdeki, düşüncelerdeki, acılardaki ve dehşetteki bu senkorize olma hali dizlerimin bağını çözüyor ve ben dalganın üzerindeki bir talaş parçasına, hortumun içindeki bir toz zerreciğine dönüşüyorum. Zorla koparılıyorum sıradan şeylerden ve her sabah cinnetin dipsiz kara kuyusunun üzerinde havada asılı kaldığım bir dehşet anı yaşıyorum. Ve düşeceğim bu dehşet kuyuya, düşmek zorundayım.