O sarhoş gecelerimde, uykuyla uyanıklık arasında artık gençliğimin çoktan sona erdiğini, bütün Türk erkeklerine olduğu gibi daha otuz beşime basmadan artık şekillendiğini, bundan sonra hayatımda büyük bir mutluluk olmayacağını, olamayacağını acıyla düşünürdüm.
"İşte bu yüzden, seveceğimiz kişi, yanımızda tutabileceğimiz kişi olmalı," diyerek bağladım.
"Böylece, bu iş rafra kalktı." dedim kendi kendime. Son üç günü birlikte yaşamış olmamız -üstüne üstlük beni hep aynı kıyafet içinde görmüş olması-, bu konudaki düşüncesini değiştirmeye yetmiştir.
Kadınlık gururum incinmişti, ama bir bakıma içim rahat etti. "İstediğim şey gerçekten bu mu?"