Aşkın zamana karşı direnmesini işlemiş Zweig bu kitabında. Aslında ‘direnemeyişini’ desem daha doğru olur. Zor bir hayat yaşayan Ludwig, patronunun yanına taşınmak zorunda kalıyor ve bir süre sonra karısına âşık oluyor. Birbirlerine açılmaları uzun zaman alan bu ikilinin birbirinden ayrı düşmesi çok sürmüyor. Yasak aşkın çekimine, bir de hasret ekleniyor. Şirketi temsil etmek için Meksika’ya atanan Ludwig ile aşkının arasına hasretten sonra savaş giriyor. Zaman her şeyin ilacıdır, deyişinin doğruluğunu bu hikâyede gözlemliyoruz. Meksika’da kendine yeni bir hayat kuruyor Ludwig; evleniyor, çocukları oluyor, yoksulluğundan kurtuluyor. Sonuçta sevdiği kadını unutuyor. Savaş bittikten sonra yurduna dönünce hatırlıyor kadını ve buluşmak için arıyor.
Sizce birbirlerine olan duyguları bunca yıl sonra yeniden alevlenebilir mi? Ludwig evini, düzenini bırakıp âşık olduğu kadınla yeni bir hayat kurabilir mi? Yasak aşkın insanlara bu kadar çekici gelmesinin sebebi nedir? Açıkçası ben yasak ilişkinin aşk statüsüne çıkarılmasını itici buluyorum. Yukarıda aşk kavramını kullanmamın sebebi genel geçer bir ifade olması. Kime âşık olacağımızı seçemeyebiliriz, bu doğru fakat eylemlerimize biz karar veririz. İlişkimize devam etmek istiyorsak hayatımıza buna göre yön verme şansımız var. Bunun sonucunda acı çekmek, yoksul olmak vs. varsa bile başa çıkmamız gerek.
Geçmişe Yolculuk Zweig’in şimdiye kadar okuduklarım içerisinde; okurken beni sıkan, bitsin bir an önce diye hızlı hızlı sayfaları çevirdiğim tek hikayesi oldu. Okumak size kalmış, ama Zweig okumaya başlamak istiyorsanız ilk tercihiniz olmasın.