#OkudumBitirdim #SıfırNoktasındakiKadın 📌Bir kitabı elimden bırakmadan okuyarak bitirdim ama kitapda beni bitirdi. 📌Feminist olan yazarın yazdığı kitabı okurken bir erkek olarak ben sarıldım.. 📌Bir toplumun İnandığı dinin peygamberinin kız çocuklarının lanetli olduklarına inandıkları için diri diri toprağa gömülmesine mani olan bir inanca sahip olduklarını söyleyerek, kendi toplumunun kadınlarına yaşattıkları zulmü işkenceyi görünce, dini kendi çıkarlarına alet etmiş, kokuşmuş bir durumu görüyorsun. 🖍Kitapda geçen yaşanmış gerçek olay Cezayir'de geçmektedir. İdam mahkumu olarak Hapiste olan Firdevs'in bir psikolog ile arasında geçen konuşmaları aktarıyor. Firdevs'in anne babası öldükten sonra, amcasının yanında kalmasıyla başlayan yaşam savaşı, amcasının 16 yaşındaki Firdevs'i 67 yaşındaki bir adama başlık parası karşılığında vermesiyle başlar. Firdevs adamdan yediği dayaklar gördüğü zulümlere dayanamayarak kaçar, kaçtığı yerde Firdevs'i kaderi onu hayat kadını olmaya sürükler. Firdevs'in içinde bulunduğu toplum yapısı böyle bir hayatı tercih etmeye mecbur kılar. Evlilik yapıp Köle gibi dayak yiyerek, aşağılanarak yaşamaktansa, fahişe olarak özgür yaşamanın daha doğru seçim olduğunu hissettiren toplum yapısı, Firdevs'in yaşadığı acı dolu bir gerçek yaşam mücadelesine tanıklık ederken, Yaşadığımız ülkenin ve bu ülkeye medeni değerleri katan kurucu liderimiz M.Kemal Atatürk'ü saygıyla anıyorum. Millet olarak Kadınlarımızın her zaman değer gördüğü bir toplumda olmaktan gurur duyuyorum. 🖍Kısa ama çok fazla şey anlatan bir kitap okudum. Kesinlikle tavsiye ediyorum. 📌📌 Kitaptan Alıntılar 📌📌 📌"Kim demiş yumuşak kadınlar katil olmaz diye?" 📌Ben ortaokul diplomam ve arzularımla "Orta sınıf'a" aitim. Ailem "aşağı tabaka"dandı. 📌"Erkeğin güzelliğine
Nazım Hikmet cezaevindeyken karısı Piraye'ye yolladığı mektuplarından birinde, "senin adını kol saatimin kayışına tırnağımla kazıdım" yazmıştır. Fakat Nazım Hikmet öldükten sonra müzede sergilenmek adına alınan kol saatinin kayışında karısının adı "Piraye" değil sevgilisinin adı "Vera" yazmaktaydı. Ve ne var ki Nazım Hikmet'in bilinen tek çocuğu olan Mehmet ne Piraye'den ne de Vera'dandı. Münevver adlı bir kadındandı Rivayet edilene göre de Nazım Hikmet yazmış bulunduğu şiirleri toplamda 12 kadından esinlenerek yazmıştı.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Farabi şöyle diyor:"İyi bir insan öldüğünde ona ağlamayın. Asıl onu kaybeden topluma ağlayın.” Üstat Sezai Karakoç yeteri kadar -en azından olması gerektiği kadar- anlaşılmadı. Sezai Karakoç "7 Güzel Adamlar"dandı. Türk edebiyatının en büyük,en iddialı ve en keskin kalemlerinden biriydi. Bu dünyada yaşayan ama bu dünyayı yaşamayan büyük bir fikir ve aksiyon adamıydı. Ömrü mücadele ile geçti. Özlediği,hayalini kurduğu ve ümit ettiği büyük insanlık ideali yani "Diriliş Mücadelesi." Onu kaybettik... Bu mücadelene sahip çıkmak ve hayalini kurduğun"Diriliş Nesli" olmak ümidiyle... Rahmet olsun sana ey büyük Üstat!.. #SezaiKarakoç
Sezai Karakoç
Yaxşılar..
Ziyasız olanlar ziyanı dandı, Yox üzüqarası "qara kütlənin". Bir az gec inandım, Yaxşı inandım: Dişləri pis kəsmir ağlı kütlərin! Amandı, qoruyun bir-birimzi! Döyüş nə ağıdır, nə də meyxana, Ağlağan qatlanar, - Qatlanan sınar! Beş gün əlinizə düşən meydana Kürnəş bağlayanlar yığışmasınlar! Bu hansı ağıllı başdan başlanıb? Bu sel görünəndən daha dərindir. Bu çələng taclardan uca başların, Bu sümük xalqına hürənlərindir! Yaltaq da alçaqdır, alçaq da yaltaq, Çoxlan itləşdi bir yalaq üçün. Qoyun beləsini duza, saxlayaq, Sabah beləsinə şapalaq üçün. Hünər zamanın da qəddini gəlir, İgidlər ərləşir ərgən çağında. Xəyanət selinən, yelinən gəlir, Ədalət gələndə quş caynağında! Amandı, qoruyun, bir-birinizi!
Edebiyat
....YOUR LİFE YOUR WORLD YOUR RULES..
..............👤 MY 👤 TALK 👤 BOX👤............. 100/1️⃣0️⃣0️⃣ PROFİLLERDE “Paylaştığım alıntılar onlara katıldığım anlamına gelmemektedir.” ŞEKLİNDE bilgilendirme notlarına rast geliyorum. 🤔 O halde, alıntılarınızı yorumlayın yanlış tanınmak istemiyorsanız. Yorum alanı diye bir şey var çok şükür. Böylelikle sadece yazarlara hizmet etmemiş ve paylaştığımız fikirleri de denetlemiş, fikirlerin üzerimizdeki, başkalarının üzerlerindeki etkilerini de kontrol altına almış oluruz. (21.01.2022; 11:12) ( Gnosei Seauton ) . 99/1️⃣0️⃣0️⃣ Alıntı ve iletilerim evvela kendi kullanımım ve istifadem içindir. İstifade ediyorum da hem kendiminkilerden hem başkalarınkinden. Alıntı ve iletilerim onlara rastlayıp okuyan siz okurlar için de bir anlam ifade edip istifade yaratıyorsa ne âlâ. Burada bulunmamın anlamı ortaya çıkmış olur böylece. (27.01.2022; 22:04) ( Gnosei Seauton ) . 98/1️⃣0️⃣0️⃣ Smilasyondan başka bir smilasyona uyanmak... Gerçek uyanışı nasıl anlarsın? Yoksa hayat bir smilasyonlar yığını mı? 🤔 Belki, ama bna rağmen; yanımızda taşıdığımız kendimizden dolayı, sergilediğimiz her şeyden sorumluyuz. O halde “smilsyonu” CİDDİYE AL! Çünkü sadece bir smilasyon değil hiçbir şey! (01.01.2022; 21:08) ( Gnosei Seauton . 97/1️⃣0️⃣0️⃣ (DAHA) İYİ, KUT’’LU, MUTLU, SAĞLIK VE HUZUR DOLU BİR SENE OLSUN..! 💖 2022 💖 Bizi Yeni Yıl’a ulaştıracak/ulaştıran/ ve dualarımızı kabul edecek olan, kabul eden Allah’a (cc) şükürler olsun. (30.12.2021; 08:45) ( Gnosei Seauton) . 96/1️⃣0️⃣0️⃣ Kendini (eksik ve hatalarını) görmek ne büyük bir lütuf! Eksik ve hatalardan utanma ve sakınma hissi taşımak ve gördüklerinin gereğine uygun davranmak ise daha büyük bir lütuf (27.13.2021; 01:01)) ( Gnosei Seauton) . 95/1️⃣0️⃣0️⃣ Ahhh kalıplar; hem harikasınız hem engelleyici! Aslında asıl mesele biz’iz! ( 25.12.2021; 01:01)) (
Eğitim
YOL VE YORGUN GÖVDE "Eğer talihsizliklere saygı duymayı öğrenemeyeceksen, ne diye yollardasın? Ülkene dön ve modern insanlar gibi, yaşamın risklerine karşı maddi manevi tüm varlığını bir sigorta şirketine sigortalattır." Nerdeyse üç gündür bir yük kamyonunun kasasında süren yolculuğum, gün doğumuyla Jakarta'da sonlanmış, işlek bir caddede kamyondan inmiştim. Sabah güneşi, ensemi yakıyordu. Bense bu sözleri ve bu sözlerle bana çıkışan adamı düşünüyordum. Yıllar önce Fas'ta karşılaştığım bir gezgini yani. Avustralyalıydı. Teknolojik aletlere sırtını dönmüştü. İyice yıpranmış defteri, bir de kalemi vardı yalnızca. Yazıp çizerdi. Günlerdir kamyon kasasında sarsılmış bir bünyeyle, şehrin felce uğramış sabah trafiğinde, nereye gideceğimi bilmeden sersem sepelek etrafıma bakınıyorum. Tırlar, otobüsler, arabalar ve yoldan taşıp kaldırımlar üzerinde seyreden motosikletler... Sağ elimde sazım ve sol elimde bir buçuk litrelik boş pet şişeyle refüjde bekliyorum. Başım sırtımdaki çantamdan daha ağır. Şişeyi ne yapmalı diye huzursuzlanıyorum. Gözüm karardı. Karşı kaldırıma ulaşmak için geçmem gereken yol, o anda gözüme bir savaş meydanı gibi geniş ve tehlikeli görünüyordu. Olduğum yere çömeldim. Her iki yanıma ufak tefek, yanık tenli, alnı açık iki adam girmiş, beni karşıya geçirirlerken buldum kendimi. Az önce karşı kaldırımdan bağıran adamlardı. Ne tuhaf adamlar diye düşünmüştüm. Meğerse tuhaflık bendeymiş. Şehre inmiş bir vahşi hayvan tedirginliğiyle trafiği birbirine katmıştım. Beni bir binanın gölgesine bıraktılar. Başım önüme düştü. Çevremde olup bitenler silik bir gölgeden ibaretti. Bir ara, iki ürkek serçenin gezindiği kaldırımda, adamların gölgesinin görüş açımdan çıktığını fark ettim. O sırada, pet şişe çıtırdılar içinde ellerimde acı çekiyordu. Epeydir çalıp duran
1000Kitap