Issız adada bir kadın
10/10
·122 syf.··
2023 21. kitabı
Herkes Daniel Defoe’nun ünlü kitabı Robinson Crusoe’u biliyordur. Issız bir adada Cuma ile birlikte yaşarlar. Peki bu hikayeye bir kadın eklense ve ada hayatı bu kadının gözünden anlatılsa neler değişirdi? J. M. Coetzee’nin kaleme aldığı Düşman (Foe) kitabı tam da bu soruların cevabı niteliğinde. Tabii ki sorular da cevaplar da sığ değil. Olay örgüsü; dilin önemi, ırkçılık, cinsiyet eşitsizliği gibi günümüzde de var olan temel sorunları sorgulamayı gerektirecek şekilde kurgulanmış. Cruso ve Friday ile adada bir yıl geçiren Susan Barton, İngiltere’ye dönünce yaşadıklarını kitaplaştırmak ister fakat bunu nasıl yapacağını bilemez. Daniel Foe adında bir yazardan yardım alır. Fakat Foe hikayeyi Barton’dan duyduğu şekliyle aktarmayı reddeder ve kendi uydurduğu bir hikaye yazar. Öte yandan Susan, dili kesik olduğu için kendini ifade edemeyen Friday’e yazı yazmayı öğretmeye çabalar ki olayı bir de Friday’in bakış açısıyla öğrenelim. Fakat bu çaba da sonuçsuz kalır. Kitabın sonundaki sürpriz ise Sudan’ın çabalarını hepten sekteye uğratır. Kitapta, Susan’ın deneyimlerini kendi cümleleriyle kitaplaştıramaması, erkek bir yazarın Susan’ın deneyimlerini, kendi cümleleriyle ve hayal gücüyle harmanlayarak yazması, siyahi Friday’in kendi anlatacak bir dile dahi sahip olmaması, erkek egemen bir toplumda kadın olmanın, beyaz ırkın üstünlüğü altında ise ezilen ve yok sayılan diğer ırkların yaşadığı zorluklara bir atıftır. Tüm bunlar okurken beyninizde döner durur ve bu kısacık kitabın ağızda bıraktığı kekremsi tat bir müddet sizi rahatsız eder. Etmelidir de. Zaten Coetzee’nin de istediği tam olarak budur. Önce Defoe’nın Robinson’ını sonra Coetzee’nin Foe’sunu okuyarak anlatılmak isteneni daha net kavrayabilirsiniz.
Duygu ve Düşünce
DüşmanJ. M. Coetzee · Adam Yayınları · 1990135 okunma
6/10
·632 syf.··
2022 87. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2022 18:20
İskoç Denizci Alexander Selkirk'ün Hikayesi Robinson Crusoe, yazarının ilgi ve deneyimlerini yansıtır. Protestanlık ve Katoliklik arasında sürmekte olan İngiliz çatışmalarının ortasında yazılmıştır ve Robinson Crusoe'nun dini yolculuğu bu çatışmaların çeşitli yönlerini ele almaktadır. Farklı milletlerden denizcilerle ve farklı kıtaların yerlileriyle karşılaşmaları, siyasi entrikalar ve Defoe'nun ticaret deneyimleriyle tatlandırılmıştır. Bununla birlikte, Robinson Crusoe’u doğrudan etkileyen ve ilham veren, İskoç denizci Alexander Selkirk'in hikayesidir. Fife kasabasından bir kunduracı oğlu olan Selkirk, Crusoe'nun ailesinden kaçtığı sırada genç bir adam olarak denize kaçtı. Bununla birlikte, Crusoe'nun aksine, Selkirk'in babası ve iki erkek kardeşiyle de yumruk yumruğa kavga ettiği biliniyor. Ayrıca İskoçya'da en az bir eş bıraktığı iddia edilir. Korsan veya yasallaştırılmış bir korsandı. Birkaç yılını İngiliz hükümeti adına Güney Amerika'nın Pasifik kıyılarında İspanyol gemilerine baskın düzenleyerek geçirdi. 1704'te Şili açıklarında gemisinin kaptanıyla çıkan çatışma sırasında Selkirk, yakındaki bir adaya bırakılmayı talep etti. Kaptan mecbur kaldı ve Selkirk orada dört yıldan fazla kaldı. 1709'da İngiltere'ye döndüğünde hikayesi iyi bilinir hale geldi. Muhtemelen işgal ettiği Selkirk adası, Şili'nin batı kıyısından yaklaşık 645 km uzakta, Juan Fernandez takımadalarında bulunuyor. Kümedeki ikinci en büyük adaya Selkirk için Isla Alejandro Selkirk (Isla Más Afuera olarak da bilinir) adı verilmiştir. Isla Más a Tierra olarak bilinen en büyük ada, şimdi bazen Isla Robinson Crusoe olarak adlandırılıyor. Ancak Crusoe, Cuma gününden itibaren adasının Karayip Denizi'ndeki Trinidad adasına yakın olduğunu anlar. Isla Robinson Crusoe (ve Selkirk adasının yeri), Güney
Robinson CrusoeDaniel Defoe · Yapı Kredi Yayınları · 202326,7bin okunma
Reklam
Bu Ülke Üzerine
Puan vermedi·339 syf.··
2019 60. kitabı
Kitap Doğu-Batı mevzusu, sağ-sol çatışması gibi konular ağırlığındadır. Ayrıca siyasi bir kitaptır. Meriç bu kitap için şunları söylemiştir; “ Bu sayfalarda hayatımın bütünü yani bütün sevgilerim, bütün kinlerim, bütün tecrübelerim var. Bana öyle geliyor ki, hayat denen mülakata bu kitabı yazmak için geldim; etimin eti, kemiğimin kemiği.” (kapak). Kitap ağır bir kitap olmasına rağmen derin mevzuları mükemmel bir şekilde, yazarın bilgisiyle yoğrulmuş okuyucuya gerçekten pozitif anlamda bilgi sağlayacak bir kitaptır. Batılılaşma sorunu, Doğu-Batı ayrımı, sağ-sol kutuplaşması o zaman da belki de daha çok gündemde olan mevzu şu anda da günümüz sorunları içerisinde yer almaktadır. Belki de Meriç’in toplumun sorunlarını yazmasını istemeyi şu sözünden anlayabiliriz. “İnsan kucağında yaşadığı toplumdan sıyrılamaz, sıyrılırsa okunmaz ve anlaşılmaz.” (s.60). Evet kitap konusu gereği toplumun içinden çıkmış bir mevzu. Belki de çok okunmasının sebebi de bu. Çünkü insanlar bir sorun olduğunda evet bunu konuşurlar fakat daha yetkin birinden okumak, dinlemekte isterler. Tabiri caizse Cemil Meriç bu kitabında sosyoloji yapmak dediğimiz şeyin alasını yapmıştır. (s.60). Okurken bana göre zorluk çekebileceğimiz bir kitap olmasına rağmen, okumaya devam ederken ve kitap bittikten sonra da insanı düşüncelere sevk ediyor. Bu Ülke’de Cemil Meriç’in yazdıklarının haklılığı günümüze de baktığımızda gerçekliğiyle önümüze seriliyor. Yazdığı her şeyde çaba sarf ettiği belli ve ona söylenen bir sözü ben tekrar söylüyorum. “ Bütün hayatı vermekle geçti; bilgisini, zamanını, kalbini.” (s.41). Yazar kitapta o dönemin mevzularını kimsenin düşünmediğinden yakınıyor. “Senaryoyu başkaları hazırlamıştı, biz sadece birer oyuncuyduk.” (s.53). “Başkaları” derken Avrupa’yı dediğini düşünüyorum. Avrupa’yı
Edebiyat
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma