Kitap Doğu-Batı mevzusu, sağ-sol çatışması gibi konular ağırlığındadır. Ayrıca siyasi bir kitaptır. Meriç bu kitap için şunları söylemiştir;
“ Bu sayfalarda hayatımın bütünü yani bütün sevgilerim, bütün kinlerim, bütün tecrübelerim var. Bana öyle geliyor ki, hayat denen mülakata bu kitabı yazmak için geldim; etimin eti, kemiğimin kemiği.” (kapak).
Kitap ağır bir kitap olmasına rağmen derin mevzuları mükemmel bir şekilde, yazarın bilgisiyle yoğrulmuş okuyucuya gerçekten pozitif anlamda bilgi sağlayacak bir kitaptır.
Batılılaşma sorunu, Doğu-Batı ayrımı, sağ-sol kutuplaşması o zaman da belki de daha çok gündemde olan mevzu şu anda da günümüz sorunları içerisinde yer almaktadır. Belki de Meriç’in toplumun sorunlarını yazmasını istemeyi şu sözünden anlayabiliriz. “İnsan kucağında yaşadığı toplumdan sıyrılamaz, sıyrılırsa okunmaz ve anlaşılmaz.” (s.60).
Evet kitap konusu gereği toplumun içinden çıkmış bir mevzu. Belki de çok okunmasının sebebi de bu. Çünkü insanlar bir sorun olduğunda evet bunu konuşurlar fakat daha yetkin birinden okumak, dinlemekte isterler. Tabiri caizse Cemil Meriç bu kitabında sosyoloji yapmak dediğimiz şeyin alasını yapmıştır. (s.60).
Okurken bana göre zorluk çekebileceğimiz bir kitap olmasına rağmen, okumaya devam ederken ve kitap bittikten sonra da insanı düşüncelere sevk ediyor.
Bu Ülke’de Cemil Meriç’in yazdıklarının haklılığı günümüze de baktığımızda gerçekliğiyle önümüze seriliyor. Yazdığı her şeyde çaba sarf ettiği belli ve ona söylenen bir sözü ben tekrar söylüyorum. “ Bütün hayatı vermekle geçti; bilgisini, zamanını, kalbini.” (s.41).
Yazar kitapta o dönemin mevzularını kimsenin düşünmediğinden yakınıyor. “Senaryoyu başkaları hazırlamıştı, biz sadece birer oyuncuyduk.” (s.53). “Başkaları” derken Avrupa’yı dediğini düşünüyorum. Avrupa’yı