Sofya'da ise durum değişikti. Arkadaş olduğumuz genç kızlarla sadece dans etmiyor, okuduğumuz kitaplardan, seyrettiğimiz tiyatrolardan, gezdiğimiz sergilerden de konuşuyorduk ve ben içimden hayır duaları okuyordum bize Fransız ve Rus romanlarını okutan lise öğretmenlerime. Şehirdeki tiyatroları, konserleri, sergileri de kaçırmamaya çalışıyordum çünkü sanatın güzelliğini ve gücünü keşfetmek hayatıma başka bir boyut katmıştı. Yine böyle müzik dinlenen, edebiyat sohbetleri yapılan bir sanat akşamının sonunda evime döndüğümde, ey yüce Allahım, saraylar veya konaklarda doğmamışlarsa çileden başka şey bilmeyen Osmanlı kadınlarına da nasip et Bulgar kadınlarının yaşayabildiği güzellikleri, demiştim. Bizim ülkemizde evlerine kapatılan kadınlarımızın, analarımızın, kız kardeşlerimizin de yaşamdan, neşeden, müzikten, sanattan kâm alma şansı olsun. Sonra çileli ömründe çektiği onca sıkıntıdan dolayı gözlerinin içi ancak çocuklarının iyi haberleriyle gülen anacığımı düşünmüştüm içim burkularak; dünyası mahallesiyle sınırlı olan, uzakta oturan bir akrabasını ziyarete gittiğinde kendini sefere çıkmış farz eden, tüm hayatı çocuklarının etrafında dönen anacığımı. Sanırım biraz da onun yüzünden istemiştim vatanımdaki kadınların da güzel günler görmesini, mutluluğu tatmasını.
Sayfa 145·Kitabı okudu
Hiç kimse izlemiyormuş gibi dans et, hiç incinmemiş gibi sev, hiç kimse dinlemiyormuş gibi şarkı söyle, dünya cennetmiş gibi yaşa!
Sayfa 77·Kitabı okuyor
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Okumadım ama bu alıntı nee
"dans et benim için" "Nasıl bir dans" "Şöyle " "Kucağımda"
Il dit aussi qu'il voulait laisser un message pour que Florence le trouve après sa mort et que pendant ces journées d'entre Noël et le Nouvel An il n'a cessé de faire des brouillons. De lettre mais aussi de cassette qu'il enregistrait, seul dans sa voiture, sur un petit magnétophone : « Pardon, je ne suis pas digne de vivre, je t'ai menti mais mon amour pour toi et nos enfants n'était pas un mensonge… » Il n'a pas pu. « Chaque fois que je commençais, je me mettais à sa place en train de lire ou d'écouter cela et… » Il s'étrangle, baisse la tête.
Dirlik kaybı O hafta sendikada öğretmenlerin barış konusunu işlemesi kararı verildiğini öğrenince canı sıkıldı Kadir'in, ama bunu sendika temsilcisi Fuat'a hissettirmedi, hatta, "Çok doğru bir karar," dedi, "elimizden bir şey gelmiyor, en azından çocukların dikkatini barışın önemine çekeriz." İnanarak söylemişti bunları, yalan riya yoktu. Sadece burada bitseydi… Aklıevvel öğrencilerden biri ana babasına yetiştirebilir, onlar da okul yönetimine şikâyet edebilirdi. Sorun daha da büyüyebilir, polis, mahkeme devreye girebilirdi. Onlardan yana korkusu, sıkıntısı pek yoktu, ama iş öğretmenlikten atılmasına varırsa yanardı. Bir dolu örnek vardı. Koskoca profesörleri üç cümlelik yazıyla kovanlar, onun gibi birkaç senelik öğretmeni ânında silerdi. İstemeyerek başlamıştı öğretmenliğe, başka çaresi kalmadığında. Kamu personeli sınavına girmeden önce bir sürü işe girip çıkmış, büyük umutlar beslediği, kitaplarla dergilerle haşır neşir olacağı için seveceğini düşündüğü nice işten düş kırıklıklarıyla ayrıldıktan, akşamları birlikte içki içip meyhane masalarında memleket meselelerini tartışırlarken benzer şeyler düşündüklerini sandığı adamların konu iş yaptırmaya, para ödemeye gelince nasıl vampirleştiklerine tanık olduktan sonra isyan etmişti. "Devlet sonuçta, onun insanı ezmesi, aşağılaması, işine gelmediğinde cezalandırması doğal, en azından bunu bilerek çalışırım," diyerek öğretmenliğe başvurmuştu. Yeniden iş aramak, benzer muhitlerde çalışmak fikri içini kaldırıyordu. Öğretmenliğe başladıktan sonra görüştüğü arkadaşlarının sayısı hayli azalmıştı, ama birkaç aydır onlardan da kaçıyordu. Çevresindekilerin, özellikle arkadaş bildiklerinin öteden beri yapageldikleri şeyleri hiçbir şey olmuyormuş gibi sürdürdüklerini görmeye tahammül edemiyordu, hadi onlar neyse, bir de
Sayfa 49·Kitabı okudu
Güzel hayalmiş, oyna devam
“Hiç kimse duymuyormuş gibi şarkını söyle. Hiç incinmemişsin gibi âşık ol. Hiç kimse izlemiyormuşçasına dans et ve dünya cennetmiş gibi yaşa.”
Sayfa 50 - Aylak Adam