Olmuş olan, sadece haklı değil, aynı zamanda da mümkün olanın en iyisidir. Bir şeyin varlığı, onun varolmaya layık oluşunun yeter bir vurgusudur dikkat et bak, herhangi, sıradan bir insanın inandığı gibi yalnız içinde yaşanılan hallerde değil, fakat bütün hallerde varolmaya layık.
Gizli tapınağa giden yolu bulup da, o yokla yürümeyen bir adam; belki de hayal meyal tapınağı görüp, sonradan kendi kendini gördüklerinin sadece bir serap, bir hayal olduğuna inandırmaya çalışan bir adam. Yine bir başka ifadeyle, birçok şeyler yapabilecek olduğu halde, yapmakta bir değer görmeyen ve içinden, her an bunları yapamadığına bir pişmanlık duyan; gizli gizli, bunu yapmaktan elde edeceği kazanca dudak bükmüş olan, ama yine gizliden gizliye, elde edecek olduğu kazancı, bir şey yapmanın sevincini özleyen bir adam.
Zira Martin hiçbir zaman tam yerini bulamamıştı, işte oyunda akranlarını geride bırakması gibi bir fazilete sahip oluşu, haklarını ve yetkilerini korumak için mücadeleye her an hazır oluşu yüzünden daima kendisine ön planda yer verilen her çevreye uymuştu. Ama hiçbir yere de kök salmamıştı. Arkadaşlarını memnun edecek kadar uymuş, fakat kendini memnun edecek kadar uyamamıştı. Daima huzursuz bir duygunun kendini rahatsız ettiğini hissetmiş ve bütün hayatınca, ta kitapları, sanatı ve aşkı bulana kadar, ötelerden bir şeyin çağırışını duymuştu.