Bazı kitaplar vardır, bittiğinde kapağını kapatıp bir süre uzaklara bakarsınız; Yaşamak tam olarak öyle bir kitaptı benim için. Yu Hua, başkarakter Fugui üzerinden bir insanın ne kadar acıya dayanabileceğini, her şeyini kaybetse bile neden hala nefes almaya devam ettiğini o kadar çıplak anlatmış ki etkilenmemek elde değil.
Fugui’nin başına gelenler, en sevdiklerini birer birer kaybedişi ve o derin çaresizliği okurken kalbim sıkıştı diyebilirim. Özellikle savaşın ortasında, hayatta kalmak için tek motivasyonunun ailesini son bir kez görme arzusu olması beni derinden sarstı. Açlık, bitmek bilmeyen çalışma hayatı ve hayatın ona attığı onca tokata rağmen Fugui’nin pes etmeyişi, aslında "yaşamanın" ne kadar ağır bir yük olduğunu gösteriyor.
Kitapta beni en çok etkileyen şey, yazarın bu kadar büyük trajedileri çok sade bir dille anlatması oldu. Bağırmadan, çağırmadan, hayatın sıradan bir parçasıymış gibi anlatılan ölümler ve kayıplar okuru daha çok yaralıyor.
Eğer insanın direncine, kayıplara rağmen ayakta kalma mücadelesine ve gerçek hayattan kopup gelmiş gibi duran samimi bir hikayeye tanık olmak isterseniz mutlaka okuyun. Ama yanınıza bir paket mendil almayı unutmayın...