darya

darya
@darya_
münzevi
Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde Oysaki seninle güzel olmak var Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor. Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel O başkası yok mu bir yanındakine veriyor Derken karanfil elden ele. Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk Birleşiyoruz sessizce.
Reklam
Kant ahlak yasasını bir kategorik imperatif olarak, yani hiçbir kayda bağlı olmadan kesin bir buyruk olarak ifade etmiştir. Ahlak yasasının 'kategorik' oluşu, onun her türlü durumda geçerli olduğu anlamına gelir. Aynı zamanda bir 'buyruk' tur, buyurgandır, kaçınılmaz bir 'emir' dir. Kant kategorik imperatifi çeşitli şekillerde dile getirmiştir. Verdiği ilk tanım şöyledir: Her zaman davranışımızın altında yatan kuralın aynı zamanda genel geçerli bir yasa olmasını isteyebilecek şekilde davranmalıyız. Yani bir şey yapacağım zaman, aynı durumda herkesin aynı şeyi yapmasını isteyebileceğimden emin olmalıyım. Ancak o zaman kendi içindeki ahlak yasasına uygun davranmış olursun. Kant kategorik imperatifi bir de şu şekilde tanımlamıştır : Diğer insanları hiçbir zaman sadece bir araç olarak değil, aynı zamanda daima kendi başına bir amaç olarak buna göre davranmalıyız. Yani başkalarını sırf kendi çıkarımızı sağlamak üzere kullanmamalıyız. Çünkü her insan kendi başına bir amaçtır. Ama bu sadece başkaları için değil, kendimiz için de geçerli. Bir şey elde etmek uğruna kendimizi de araç olarak kullanmamalıyız. Bu biraz altın kuralı hatırlatıyor : sana yapılmasını istemediğin şeyi sen de başkalarına yapma. Bu esas itibariyle tüm ahlaki seçim olasılıklarını kapsayan biçimsel bir kuraldır. Altın kuralın da Kant'ın ahlak yasası dediği şeyi ifade ettiği söylenebilir. Kant ahlak yasasını nedensellik yasası kadar mutlak ve genel geçerli sayıyordu. Nedensellik yasası da akılla kanıtlanamaz, ama yine de kaçınılmaz bir şeydir. Kant ahlak yasasını anlatırken vicdanı betimlemiş olur.Vicdanın bize bildirdiğini anlatamayız,ama yine de biliriz. Kant'a göre bir davranışı ahlaki açıdan doğru kabul etmek için, ona yol açan anlayışa bakmak gerekir, eylemin vardığı sonuçlara değil. Bu yüzden Kant'ın
Felsefe
Kendi çıkarlarına zarar vermek pahasına bile olsa kötülük etmemeye karar verdiğinde özgür bir şekilde davranıyor insan. Sırf kendi arzularının peşinden koşan kişi pek de özgür sayılmaz gerçekten. Böyle bir şeyin kölesi haline gelebilir. Hatta kendi bencilliğinin bile kölesi olabilir insan. Arzu ve tutkuları aşabilmek bağımsızlık ve özgürlük gerektirir.
Felsefe
Aklın diğer bütün özellikleri gibi haklı ile haksızı ayırt etme yetisi de doğuştandır. Her insan dünyada olup bitenleri bir nedene bağlamaya çalışır; bunun gibi, her insan için evrensel ahlak yasası söz konusudur. Bu ahlak yasası fiziksel doğa yasaları kadar mutlak bir geçerliliğe sahiptir. Her şeyin bir nedeni olması ya da yedi artı beşin on iki etmesi ussal yaşamımız için ne kadar temel bir öneme sahipse, ahlaki yaşamımız için de bu yasa o kadar önemlidir. Her türlü deneyimden önce geldiği için, 'biçimsel' dir bu yasa. Yani birtakım ahlaki tercihleri bağlı değildir. Şu veya bu durumda şunu veya bunu yapman gerektiğini söylemez. Bütün durumlarda nasıl davranman gerektiğini bildirir.
Felsefe
Kant'a göre insanın dünyayı algılaması için gereken iki koşul var. Bir tarafta algılamadan bilemediğimiz dış koşullar var. Bunlara bilginin maddesi diyebiliriz. Diğer tarafta ise insanın kendindeki iç koşullar söz konusu. Örneğin herşeyi zaman ve uzam içinde ve hiç değişmeyen nedensellik yasasına göre gerçekten süreçler halinde kavrıyoruz. Buna da bilginin biçimi diyebiliriz.
Felsefe
Reklam