Akşam yemeği yemezdim. Birlikte sofraya oturabileceğim kimsem yoktu. Sofraya oturmayı da sevmezdim. Televizyondaki saçma sapan bir programda beni güldürecek bir şey bulmayı da sevmezdim, çünkü gülerken insanın gözleri salondaki sessizliğe takılıyordu. Çünkü ruhu sessizlikle sarmalanmadan boynuna intihar ipi geçmezdi insanın.
Gitmek mi istiyorsun?
Kanayacaksın,
Kapıdan çıkacak cesareti bulana kadar
Ve çıktığında
Küçüğüm,
Kalacaksın
Yaraların iyileşene kadar
Bu kısır döngü nefes aldığın sürece
Devam edecek zihninde
Ağlayacaksın,
Göz yaşlarını silemeyecek duruma gelene kadar
Kesilecek avuç içlerin
Kanayacaksın,
Saçların örülemeyecek kadar kısalacak,
Dudakların öpülemeyecek kadar kuruyacak,
Ciğerlerin nefes alayamacak kadar sönecek
Yara bandı tutmayacak açık yaraların,
Neşter kesti
İğne dikmeyecek
İpler yeterince uzun değildir, bilirsin
Kavuşamazlar sevdiklerine
Bana nasıl bir kalp verdiğinin farkında değilsin,
Zehir pompalıyor zihnime
Ve bir kapı görmediğinde artık dört duvar arasında
Anlayacaksın,
Yalan söylediler
Küçüğüm,
Bize yalan söylediler
Bu dünya gerçek cehennemdi
Ve senin kolların
Cennettine hiç yetişemedi