Gözlerindeki Canavar (Monster in His Eyes Serisi 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.455
Gösterim
Adı:
Gözlerindeki Canavar
Alt başlık:
Monster in His Eyes Serisi 1
Baskı tarihi:
Şubat 2015
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055016289
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Monster in His Eyes
Çeviri:
Arzu Altınanıt
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yabancı Yayınları
Kırmızı Başlıklı Kız, Koca Kötü Kurt'a âşık olursa… Ignazio Vitale iyi bir adam değildi. Onu ilk gördüğümde tehlikeyi sezmiştim. Karanlık ve öldürücü… Büyüleyici ve ürkütücü... İstediğim her şey ve ihtiyacım olan son şey... Saplantı…

Beni ağına düşürmesi, yatağa atması ve hayatına dahil etmesi çok uzun sürmedi. Onun sırları vardı, hayal bile edemeyeceğim sırlar… Gözlerindeki karanlık, ürkütücü ve heyecan vericiydi. O, yakışıklı prens maskesi ardına gizlenmiş bir canavardı ve maskesini çıkardığında her şey değişmişti. Ondan nefret etmek istiyordum. Bazen ediyordum da... Ama bu onu sevmeme engel olmuyordu.
Eleştirileri okudum da bence bu tarz kitapları okurken kendi kültürümüzle düşünmemek gerekiyor. Elbette bizim dinimizde, yaşam tarzımızda bu tarz şeyler "aşırı" ancak unutmamak lazım ki yazar ne Türk ne de Müslüman, ayrıca hayal gücü sınır tanımaz, ben buna inanırım.
Kitaba gelirsek, ben gerçekten çok sevdim, Naz'ın kim olduğunu tahmin etmiştim aslında ancak sonrasında olanlar.. Ağzımı açık bıraktırdı desem yeridir. Özellikle Naz'ın yaptığı son hamleyi hiç mi hiç beklemiyordum. Bu kadar ileri gideceğini düşünememiştim.
Sadece cinsellik içeren sahneler biraz daha az olabilirmiş. Öyle çok büyük bir rahatsızlık duymadım ama bazı yerlerde abartıya kaçıldığını düşünüyorum. Bunun yerine Naz ve Karissa'nın konuşmalarına falan daha çok yer verilebilirdi.
Naz ile Karissa arasındaki yaş farkını bende ilk başta garipsedim ancak, aşık olduğunuzda, yaş, boy, kilo, uzaklık sadece birer sayıdan ibarettir. Belki yanlış, ama siz o an mantığınızla değil kalbinizle hareket ediyorsunuz (ve hayır, hiç aşık olmadım)
Bunun dışında ikili arasındaki ilişki çok iyi anlatılmış. Karissa'nın güvensizlikleri, Naz'ın sırları, başka bir kalemle yazılsaydı bu kadar etkileyici olamazdı bence.
Ve yazar ucu açık bir son yapmış, ayrıca cevaplanmayan bir çok soru var, olayların iç yüzü hala açıklanmadı, ikinci kitabi merakla bekliyorum.
Kitabı tavsiye ederim ancak okurken tabularınızı biraz yıkmanız gerekiyor, yani her sayfada şunu kafanıza takmayın: "O kadar yaş farkı mı olurmuş? Bu ne durmadan sevişiyorlar. Adama bak ya neler yaptı" gibi. Biraz da karakterlerin düşündüğü gibi düşünmeye çalışın, eminim kitaptan daha fazla zevk alırsınız. Diğer türlü dünyada okunacak kitap kalmazdı değil mi, kimse hiç bir şeyi beğenmezdi.
Gözlerindeki Canavar blog turlarıyla fazlaca reklamı yapılmış , belli bir süre zirveye oynamıştı.Ben de bugün okumaya karar verdim.Öncelikle bu kitabın artık bir klasik haline gelmeye başlayan "Grinin Elli Tonu" tarzı kitaplardan hiçbir farkı yok , ta ki 350'li sayfalara kadar.Sonra bir şekilde gizem giriyor kitaba.Gizem dediğimiz olay bu tarzın diğer kitaplarında da mevcut ama bundaki biraz daha canlıydı bence.Konu ilginçti.O yüzden ilgimi çekti zaten.Okurken bırakmayı bile düşünmüşken son sayfalarda bana ikinci kitabı merak ettirmeyi başarabildi.
Konudan bağımsız olarak yazarın üslubunu incelersek , gayet yalın ve anlaşılırdı.Çok fazla kelime oyunu yoktu , Vitale'nin kasten yaptıkları dışında.Yalnız bir şey beni çok sinir etti.Vitale'nin kıza , kızın da ona "aşkım" , "sevgilim" vs. demesi beni çok ama çok rahatsız etti , eğreti duruyordu dillerinde.
Aradaki yaş farkı okurken pek rahatsız etmese de gerçek hayatta böyle bir şeyle karşılaşsam ne derim bilmiyorum.
İkinci kitabı merakla bekliyorum.
''Kırmızı Başlıklı Kız, Koca Kötü Kurt'a âşık olursa… ''
Kitaba ilk başladığımda gerçekten çok sıkıldım. Grinin elli tonu olabildiği kadar taklit edilmiş. O seri çok sevildi diye zaten ardı arkası kesilmiyor bu tarz kitapların. Ama bu kitapta beni en rahatsız eden şey sırf cinsellik olsun da kitap daha çok satsın düşüncesi. Açıkçası daha az yer verilebilirdi. Neyse ki yazarımız sonlara doğru fazlasıyla gizem katmış ve kitabımızı kurtarmış. 2. kitabı çok merak ederek bitirdim. Mazoşist bir aşktan söz ediliyor.Zaten ana kahramanımızın karakter yapısına da ancak bu giderdi. Saftirik kızımıza da böyle bir aşık lazımdı ki Grey üçlemesine biraz daha benzesin :)) Bu kadar övdükten! sonra kitabı genel anlamda sevdiğimi dile getirmek istiyorum. Ben sıkıldım ne zaman bitecek derken zaten kitabın yarısına gelmiştim ve sonra olaylar, gizemler derken kitap nasıl bitti anlamadım bile;)
Kitapla ilgili tam bir karmaşa yaşıyorum aslında. Rahatça okunan bir anlatımı var ama ilk kitap olmasına rağmen son 150 sayfaya kadar ara kitap tadındaydı. Karissa'nın kişiliğine dair bir fikrim yok gibi ki kızın baskın bir kişiliği de yoktu. Kahraman bakış açısından okunan bir kitap için biraz çalkantılı bir durum. Zaman zaman zihni bomboş birinin içinde olmak gibiydi. Aralarındaki cinsellik, tümüyle değil -çünkü sonunda yazar ilintilendirme yapmış- ama bazı noktalarda fazla/gereksiz geldi. Daha fazla diyalog olmasını yeğlerdim.

Beni kimi zaman rahatsız eden küçük ayrıntılar vardı. Birkaçını yazarın kitabın sonlarında Naz'ın ağzından ifade ettiği gibi Karissa'nın parçaları görüp birleştirmekten kaçınan bir kız olmasına bağlıyorum.

Kitap için merak ve beklentim fazlasıyla yüksekti. İlk başta olumsuzları yansıtmam bundan olsa gerek. 2. kitap için yazarın aklında ne var bilemem tabii, dediğim gibi ara kitap tadındaydı yani bir nevi fırtına öncesi sessizlikle başlamış olabilir. Betimlemeleri güzeldi ve kitapta yazarın Naz'ın ismine yaptığı ince vurgular dahil sevdiğim küçük ayrıntılar vardı. Özellikle bitiş kısmı çok hoşuma gitti. Umarım bu kitabın sonunda yakalanan hava ikinci kitapta devam ettirilebilir.
Merhabalar tam hatırlayamadığım bir tarihte okuduğum Gözlerindeki Canavar kitabını tekrar okumuş bulunmaktayım, kitap bana Gabriel'ın cehennemini ve Elli ton serisini anımsattı bunun nedenini okuduysan bilirsin BDSM tarzında ilişkileri (?) ve kitabı okurken bu, iki kitaptan izler gördüm. Yazarın anlatım tarzı ciddi anlamda akıcıydı öyle ki okumaya başladığımda, çok kısa gelen bir sürede 150 gibi bir sayfayı görebildim. Kitabın genel havası ciddi anlamda gizemliydi yani tüm kitabı diken üstünde okudum. Karrissa çok normal beni etkilemeyen bir karakterdi ama.. Vitale.. Resmen baştan sona gizemdi. Ne saf salak aşıktı ne kör kütük kötüydü.. Yani bir an öyle bir şey yaptı ki gözlerimden kalpler fışkırdı ama bir sonra ki an nefretten gözlerini oyasım geldi öyle bir adam yani.. (İlerleyen bölümlerde bu adam ne zaman saf salak bir aşık olacak diye de çok beklemedim de değil.) konusuna gelirsek eğer. Karissa üniversitede sıkıcı felsefe dersi ile uğraşırken Vitale ile yolları kesişiyor tehlikeli, ne yapacağı belli olmayan Vitale ile.. Varlıklı bir adam ama parasını temiz yollardan kazanmıyor, öfkeli ama aynı zamanda aşık.. Gözlerindeki Canavar bana göre iki konudan oluşuyor ilk 350 sayfa yetişkin romantik tarzında 350. Sayfadan sonra ana konu devreye giriyor. Tabi ben spoilere girer diye sana o konuyu anlatmayacağım. Mutlaka okuyun derim. Sevgiyle kal..
Kitaba puanım:5/5⭐️
Re-read x3
O kadar uzun zaman geçmiş ki, şaşkınım. 2015te okuduğum, gerçekten çok sevdiğim bir kitaptı Gözlerindeki Canavar. Çok farklı bir havası vardı. Okuyalı iki yıl olacak neredeyse, serinin üçüncü kitabı çıkınca tekrar okumak istedim seriyi. En başından.
Unuttuğum oldukça fazla olay varmış onu fark ettim kitabı okurken. Silinmiş çoğu nokta beynimden. Kaba taslak kalmış, tazelemek çok iyi geldi. Su gibi okudum, nasıl bittiğini anlamadığım kitaplardan biri oldu. İki sene önce de böyle olmuştu.
Tekrar okumamın nedenlerinden biri de, bir yorum girmemiş olmam. Hem unuttuğumdan ve tazelemek istediğimden, hem de uzun bir yorum girmek için.
Bahsetmek istediğim bayağı nokta var ama ondan önce şu benzetmeler hakkında bir şeyler yazmak istiyorum.
Bu kitabı okurken, ya da okuduktan sonra Grinin Elli Tonu’na benzeten insanlar var. Arkadaşlar gerçekten bu duruma ne kadar sinirli olduğumu yazamıyorum. Zihni açık, mantıklı düşünen ve iki kitabı da doğru düzgün okuyan biri bu iki kitabı nasıl birbirine benzetme saçmalığına düşebilir?
Bana biri gelip desin ki Gözlerindeki Canavar’ı ve Ruhumdaki Canavar’ı okudum, Elli Ton serisini de okudum bitirdim. Ve birbirlerine benziyorlar desin. Diyebilir mi merak ediyorum. Benzer tek bir nokta bile yok. Konular birbirine zerre benzemiyor.
Şöyle bir algı oluştuğunun farkına vardım. Hatta uzun zaman önce farkına varmıştım ama bu seriyi benzetmeleri sınırı aştı.
Her +18 sahnesi olan kitabı Elli Ton’a benzetmek sağlıklı mı? Doğru bir düşünce mi? Ben inanıyorum ki, sırf +18 sahnesi olduğunu için Elli Ton’u alıp okuyanlar var. İzleyenlerden bahsetmiyorum bile. Elli Ton’u sırf o sahneler için okuyanlar, haliyle hangi kitapta +18 sahne görürse onu Elli Ton’a benzetiyor. Gerçekten kendinize gelin.
Yazar o kadar mantıklı ve güzel bir dünya kurmuş ki, ben Elli Ton’dan daha çok seviyorum. Hatta Christian’dan daha fazla sevebileceğim karakter çıkmaz herhalde diyordum. Yazar beni yıktı geçti. Diliyle, konusuyla, konuyu işleyişiyle, nefreti işleyişiyle, sevgiyi, o saplantılı aşkı o kadar iyi anlatmış ki. Elli Ton’la hiçbir ilişkisi yok. Benzerliği yok. Çok farklı dünyalardalar bu seriler.
İgnazio bir başka hayat, Christian bir başka. Şu algılardan kurtulmak lazım artık. Belki de bu yorumları okuyup, bazılarının yazdığı Grinin Elli Tonu’yla benzetme olayı yüzünden kitabı okumaktan vazgeçen vardır. Olabilir, neden olmasın?
Ben İgnazio’yu ne kadar özlediğimi okuyana kadar fark etmedim. Gerçekten özlemişim, aralarındaki bu farklı bağı hissetmeyi özlemişim. İgnazio’nun ruhunu özlemişim gerçekten. Sırtımızdaki Hedef’i aşırı merak ettiğim için, dayanmaya çalışıyorum.
Karissa’yı bile özlemişim, nasıl seviyorsam artık bu seriyi…
Yazarın her olayı bir anda ortaya dökmemesi, gizli kapaklı işler çevirmesi. Zaman içinde, yavaş yavaş olaylara ışık tutması gerçekten harika. Açıklamaları yeri geldiğinde yapması… Allahım bu kitap film olmalı. Ben kitapların filmlerini seven bir insan değilim. Ama yine de bu serinin film olmasını istiyorum. İgnazio gibi bencilce seviyorum.
Ben konu hakkında açıklama yapmayacağım, kitabı okumayanların okuması gerekiyor. Önyargıları kırıp hemen okuması gerekiyor. Zaten elinizden bırakamıyorsunuz. Bu seriyi sevmeyen varsa, neden sevmiyor onu merak ediyorum. Görürsem sormalıyım.
İgnazio ve Karissa’nın dünyasından ayrılmak istemiyorum. Zaten Gözlerindeki Canavar biter bitmez hemen Ruhumdaki Canavar’a başladım. Araya başka kitap koymadan yani.
Bu aşkı anlatacak kelimelerim yok. Kitaptaki bu karmaşıklığı, birbirine dolanmış ruh hallerini anlatacak cümlelerim de yok.
Hapishane kuşu… Bu kitabı ilk okuduğumda Siyah Beyaz Aşk dizisi yoktu. Şimdi tekrar okuyorum ve ilk bölümünden beri sıkı takipçisi olan benim canım dizimle ufacık bir benzerliği var. Elde tutulan, kelimelere dökülen bir benzerlik değil. Sadece hafif andırıyor derler ya, ondan diyelim. İzleyen ve okuyan anlar zaten.
Kitaplardaki şu çıkmazlara bayılıyorum. Düşünüyorum, bu olaydan sonra nasıl devam edebilirler? Nasıl barışabilirler? Bu nefret nasıl dinebilir? Nasıl dinecek?
Yazarın beni bu çıkmazlardan kurtarış şekline bayılıyorum. İçim rahatlıyor. Derin nefes almamı sağlıyor. Her şeyin bir nedeni ve kurtuluş yolu vardır diyorum. İgnazio ve Karissa’nın aşkı aslında çoğu şeye açıklama getiriyor.
1-Aşkın yaşı olmaz. Bana doğru gelen bir cümle bu. Aşırıya kaçılmadığı sürece tabii. Dedesi yaşındaki adama aşık olan bir kız? Ya da torunu olacak yaşta kıza aşık olan dede? Gibi şeylere kesinlikle sıcak değilim. Öyle anlaşılmasın. Bence bir kadın ve erkeğin arasındaki yaş farkı en fazla 20 olmalı. En fazla.
2- Aşk nefrete ağır basar. Hem aşık olup hem nefret edebilirsin. Yine de aşk ağır basar. Bu bana yaşamadığım halde doğru geliyor. Nefret ettiğim halde, eskiden sevdiğim insanı düşündüğümde sadece güzel anılar geliyor aklıma. Şimdilik bu konu hakkında deneyimim bu. Aşk nefrete ağır basar örneğini Karissa ve Naz gibi keskin bir şekilde olmasa da içimi yakacak şekilde yaşamak dileğiyle diyorum.
3-Ön yargının ne kadar kötü bir şey olduğu. Karissa eğer en başında Naz’in kim olduğunu bilseydi mesela, bu aşk hiç yaşanmayacaktı. Belki ne alaka diyenleriniz olacaktır ama bu küçük bir örnek. Beğenmediğiniz ve size çirkin gelen bir insanla muhabbet etmek, gezmek istemezsiniz. Kimse bende ön yargı yok diyemez. Bana göre ön yargısı olmayan insan yoktur. İnsanlar birbirlerini tanıdıkça ön yargı yıkılır. Bazen birbirine hiç yakışmayan çiftleri görünce ‘bu kız buna nasıl bakmış ya da bu adam bunda ne bulmuş?’ gibi şeyler söyleyenler var. Bende söyledim, yakın zamana kadar söylemişliğim çoktur. Ama biraz düşününce bunun çok yanlış olduğunu anlayabiliyorum artık. İki kişinin birbirleriyle olan bağları güzellikle olan bir şey değil sonuçta. Konuşmasını, olaylara verdiği tepkiyi, düşünme şeklini, yaptığı esprileri, yaşama bakış açısını seversin bence. Onu beğenmeyenler olacaktır, birbirinize yakışmadığınızı söyleyenler olacaktır. Ama senin umurunda olmayacaktır. Çünkü sen onu yanına yakışıyor ya da güzel veya yakışıklı olduğu için sevmemişsindir. Konu buraya nasıl geldi bilmiyorum ama yazarın böyle bir şeye değindiğini düşünüyorum.
Ve son olarak plan yapmanın boşu boşuna olduğunu anlıyorum. Bu dünya plan yapmak için fazla hareketli.
Kitabı elinize aldığınızda alışılmış bir kurgu ve tatmin olmayacağınız bir yazım dili ile karşı karşıya olacağınızı şimdiden söyleyeyim :/

Mafyamsı gibi bir orta yaşlı seri katil ve kim olduğunu bilmeyen bir genç kız...

Karakterlerin özellikleri ve gelecekleri daha ilk sayfadan çığlık atarak belli etmesine rağmen çelişkiler ve kararsızlıklar daha da mahvetmişti kitabı!

Ne olduğunu siz anlamadan sevgili olan uyumsuz bir çift ve yıllarını paylaşmışlar gibi yaşadıkları anlar... Tüm NewYork 'un korktuğu Vitale; 20 yıllık intikamını 20 sayfa içersinde bir kenara fırlatması..
İdealist, sadist ve narsist bir avcı; avının gözünde gördüğü parıltılarla masum kategorisine koyup ona bir anda aşık olması...
Ve yazarın hangi klişe olayı yazıp da sayfaları doldururum derdi!..

Kitap gerçekten vakit kaybı.

Ayrıca bir kitabı eleştirirken karakterlere olan nefretiniz veya sevginizden daha çok büyük çerçeveye odaklanmak asıl kuraldır.

İnsan kendini sever ama hayattan nefret edebilir. Okuyucu karakteri sevebilir ama kurgu dünyasından nefret edebilir. Ki nefret; uygun bir kavram değil. Sadece uygun bulamaması daha uygun olur.


Arka kapak yazısından dolayı bir Katiller Çetesi serisi kadar iyi bir seri bekliyordum ama hala bir türlü kitapların; arka kapak yazılarından bağımsız olduğunu unutuyorum.
Ignazio Vitale, Otuz sekiz yaşında, karanlık işlerin içinde olduğu belli olan,sürekli siyah takım elbise giyen ve siyah bir Mercedes ile dolaşan,az konuşan,geçmişinden hiç bahsetmeyen,girdiği her mekanda sözü geçen ve saygıyla karşılanan,kasıntının teki, geçmişinde bir takım sırlar var onu anladık,ama kitabın bayağı bir sonuna doğru anladık..

Karissa Reed, on sekiz yaşında üniversiteye giden, Melody adında gereksiz bir oda arkadaşına sahip, ergenlikten henüz çıkamadığını düşündüğüm ( özellikle kitabın ilk yarısında) bir kızcağız,korku saplantısı olan sorunlu bir annesi var,bir yerlere yerleşme korkusu,büyük şehir kokusu,yabacı insanların korkusu, kadının bu kadar takıntılı olmasının nedenini sonlara doğru öğreniyoruz ...

Vitale, Karissa'nın hayatına,hızlı bir şekilde giriş yapıyor,ve jet hızıyla sayılacak bir sürede aralarında bir ilişki başlıyor, ilişki kelimesini kullandım, zira ben bu ikili arasında bir aşk hissedemedim, fakat cinsellik oldukça yoğun, oldukça sert ve çoğu zamanda ürkütücü bir biçimde tam merkezde duruyor, ama cinsellikteki bu tutkusuna rağmen, Vitale bugüne kadar okuduğum en ruhsuz karakter.

Adam kapalı bir kutu gibi, hakkında bir şeyler öğrenmek için dedektif gibi iz sürmeniz gerekiyor,söylediği sözlerden, yaptığı telefon konuşmalarından bir şeyler çıkarmaya çalışıyor insan..

Vitale in çekim alanına nasıl girdiğinizi, her şeyin ne zaman onun kontrolüne geçtiğini farketmiyorsunuz bile,avına usulca yaklaşıp ürkütmeden avucunun içine alan biri, Bence Vitale'in rengi ne siyah, nede beyaz, tam rengi gri..

Okuduğum, bazı yorumlarda adamın ne sapıklığı kaldı ne sübyancılığı ne tecavüzü,fakat ben aynı fikirde değilim zira kızımız Karissa on sekiz yaşında, aklı başında,her şeyi rızasıyla kabul eden,hatta çoğu zaman Vital'den daha ateşli biri, hiçte kurban rolüne bürünmesin canım ciğerim yemezler :)

Yazar sonlara doğru, ters köşeler yapmış,bazı taşlar yerine oturuyor, Vitale'in Karissa nın hayatına neden birden bire girdiği,hiç bir şeyin tesadüf olmadığı,hatta işin içine aileleri ve intikam olgusunu da katarak, tam olmasa da, okuyucuyu merakta bırakan bir kaç soru cevaplanmış oluyor..
Kitap 440 sayfa ve ilk 50 sayfa ile son 100 sayfayı okumanız kitabı anlamanız için gayet yeterli arada kalan sayfalar boşluk doldurmak için yazılmış sayfalar ama buna rağmen okunabilir bir kitap
Kitap bir çok kişi tarafından çok beğenildi.Ama benim hoşuma gitmedi.Çünkü kurguda çok fazla boşluk vardı.Kitabı bitirdiğimde cevaplayamadığım bir sürü sorum olduğunu gördüm.Karakterler arasındaki yaş farkı ya da aralarındaki ilişki beni rahatsız etmedi.Ama dediğim gibi bir çok şey havada kaldı.okunmaya değer bir kitap olduğunun düşünmüyorum
Bu kitaba bayıldılar ama ben niyeyse bayılmadım. Belki de o anki ruh halimden dolayıdır bilmiyorum ama yapamadım. Normalde Yabancı yayınlarının bütün kitapları benim için bir baş tacıdır ama niyeyse bu bir türlü olmadı. Ne bilim belkide sonunu tahmin edip aradaki bağa bir türlü yakalayamayışımdan dır. Ama siz yinede okuyun ve bir şans verin. :)
Kitap genel olarak bir iki fark haricinde herhangi bir erotik roman veya romantik kitap olarak ilerledi. Hatırlayabildiğim farklardan biri Naz'ın kendi içinde duygularını inkar etmeden kıza olan aşkını kabullenmesiydi.

Aslında kitabın puanını daha düşük verecektim ama sonlara doğru olan bölümler hoşuma gitti o yüzden 7 verdim.

Yalnız Karissa'nın kitabın sonlarına kadar Naz'ın ne yaptığıyla ilgilenmemesi beni de şaşırttı. Yani bu kadar da vurdumduymazlık olmaz sanırım.

Kitabı okuyan bazı okuyucular tecavüzden rahatsız olmuşlar ama ben o tarz bir sahne göremedim. Kelime olarak geçiyordu kitapta ama kızımız bu durumdan pek rahatsız olmuşa benzemiyordu, en azından Karissa'nın kelimelerinden anladığım buydu.
"Nereye gitmek istersin?"
"Neresi olursa."
"Bu, bir cevap değil."
"Seninle birlikte neresi olursa."
Gülümsedi. "Bu, biraz daha iyi."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gözlerindeki Canavar
Alt başlık:
Monster in His Eyes Serisi 1
Baskı tarihi:
Şubat 2015
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055016289
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Monster in His Eyes
Çeviri:
Arzu Altınanıt
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yabancı Yayınları
Kırmızı Başlıklı Kız, Koca Kötü Kurt'a âşık olursa… Ignazio Vitale iyi bir adam değildi. Onu ilk gördüğümde tehlikeyi sezmiştim. Karanlık ve öldürücü… Büyüleyici ve ürkütücü... İstediğim her şey ve ihtiyacım olan son şey... Saplantı…

Beni ağına düşürmesi, yatağa atması ve hayatına dahil etmesi çok uzun sürmedi. Onun sırları vardı, hayal bile edemeyeceğim sırlar… Gözlerindeki karanlık, ürkütücü ve heyecan vericiydi. O, yakışıklı prens maskesi ardına gizlenmiş bir canavardı ve maskesini çıkardığında her şey değişmişti. Ondan nefret etmek istiyordum. Bazen ediyordum da... Ama bu onu sevmeme engel olmuyordu.

Kitabı okuyanlar 223 okur

  • Aynur Pashayeva
  • Gamze Dila Çalımlı
  • Tansu Çınar
  • esra baş
  • Eda GÜNDAY
  • Miray Bütün
  • KÜBRA
  • AYŞEGÜL
  • Fatime Seferova
  • Derya gören

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.8
14-17 Yaş
%7.2
18-24 Yaş
%37.8
25-34 Yaş
%37.8
35-44 Yaş
%9.9
45-54 Yaş
%4.5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%96.5
Erkek
%3.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%32.7 (34)
9
%10.6 (11)
8
%17.3 (18)
7
%19.2 (20)
6
%7.7 (8)
5
%1.9 (2)
4
%6.7 (7)
3
%1 (1)
2
%1 (1)
1
%1.9 (2)