Gözlerindeki Canavar (Monster in His Eyes Serisi 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
5880
Gösterim
Adı:
Gözlerindeki Canavar
Alt başlık:
Monster in His Eyes Serisi 1
Baskı tarihi:
Şubat 2015
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055016289
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Monster in His Eyes
Çeviri:
Arzu Altınanıt
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yabancı Yayınları
Kırmızı Başlıklı Kız, Koca Kötü Kurt'a âşık olursa… Ignazio Vitale iyi bir adam değildi. Onu ilk gördüğümde tehlikeyi sezmiştim. Karanlık ve öldürücü… Büyüleyici ve ürkütücü... İstediğim her şey ve ihtiyacım olan son şey... Saplantı…

Beni ağına düşürmesi, yatağa atması ve hayatına dahil etmesi çok uzun sürmedi. Onun sırları vardı, hayal bile edemeyeceğim sırlar… Gözlerindeki karanlık, ürkütücü ve heyecan vericiydi. O, yakışıklı prens maskesi ardına gizlenmiş bir canavardı ve maskesini çıkardığında her şey değişmişti. Ondan nefret etmek istiyordum. Bazen ediyordum da... Ama bu onu sevmeme engel olmuyordu.
448 syf.
·Beğendi·8/10
Ah Vitale. Gözlerimdeki Canavar'ı okumadan önce adını o kadar çok duydum ki, arkadaşımın da önerisiyle sonunda bu seriye başladım. İyi ki de başlamışım . Karissa, tüm hayatı boyunca annesiyle ordan oraya sürüklenmiş, hiçbir yerde uzun süre kalamadığı için yuvam diyebileceği bir yeri olmayan bir üniversite öğrencisidir. Bir gün dersten sonra telefonunu sınıfta bıraktığını fark eder ve geri döner. Ancak felsefe hocası hâlâ sınıftadır ve yalnız değildir, yanında takım elbiseli, yakışıklı, göz korkutucu bir adam vardır: İgnazio Vitale. Oda arkadaşıyla bir partiye katılan Karissa içtiği içkiden dolayı kendini tuhaf hisseder ve barın dışına çıkar, karşısına biri çıkar. Bu İgnazio'dan başkası değildir. Bir süre sonra Karissa ve Naz arasındaki ilişki ilerler ve sevgili olurlar. Ancak Karissa, Naz'ın karanlık yönünün ne kadar farkında olsa da yaşadığı anların güzelliğine kapılır, bu karanlığı çok da kurcalamaz. Gerçekler ortaya çıktığında Karissa sevdiği adamın yanında mı yer alacak yoksa yeni bir hayata başlamayı mı seçecek?
448 syf.
·9 günde·8/10
''Kırmızı Başlıklı Kız, Koca Kötü Kurt'a âşık olursa… ''
Kitaba ilk başladığımda gerçekten çok sıkıldım. Grinin elli tonu olabildiği kadar taklit edilmiş. O seri çok sevildi diye zaten ardı arkası kesilmiyor bu tarz kitapların. Ama bu kitapta beni en rahatsız eden şey sırf cinsellik olsun da kitap daha çok satsın düşüncesi. Açıkçası daha az yer verilebilirdi. Neyse ki yazarımız sonlara doğru fazlasıyla gizem katmış ve kitabımızı kurtarmış. 2. kitabı çok merak ederek bitirdim. Mazoşist bir aşktan söz ediliyor.Zaten ana kahramanımızın karakter yapısına da ancak bu giderdi. Saftirik kızımıza da böyle bir aşık lazımdı ki Grey üçlemesine biraz daha benzesin :)) Bu kadar övdükten! sonra kitabı genel anlamda sevdiğimi dile getirmek istiyorum. Ben sıkıldım ne zaman bitecek derken zaten kitabın yarısına gelmiştim ve sonra olaylar, gizemler derken kitap nasıl bitti anlamadım bile;)
448 syf.
·Beğendi·10/10
Nasıl bir kitaptı nasıl nasıl! Sabahtan beri kendi köşeme çekilip dış dünyadan tamamen soyutlandım ve kendimi kitaba adadım HARİKA BİR KİTAPTI Ne yazsam duygularımı nasıl ifade etsem bilmiyorum ki kelimeler kifaytesiz kalır. Alıp okumak hissetmek ve yaşamak lazım Ignazio Vitale adamın dibisin...
448 syf.
·2 günde·6/10
Sonunda meşhur Vitale ile ben de tanışabildim.Okuduğum kallavi kitaplar arasında da çok güzel bir mola oldu bu kitap benim için.Çok kolay ve bir çırpıda okunduğu için de hemen bir günde biten bir kitaptı.
.
Zamanında bu seri için insanlar ikiye ayrılmış.Hala sebebini bilmiyorum ama öğrenirim . Hafif elli ton esintileri vardı kitapta.Ama hiçbir kitap bir elli ton olamayacağı için kıyas daha yapmadım tabii ki.Esas kızımız Karissa ile Vitale arasındaki yaş farkı ilk başta garip geliyor.Mantığınız almıyor bir türlü Vitale gibi bir adamın Karissa gibi bir eksik akılla ne işi olabilir ki diyosunuz.Ama hikayenin sonlarına doğru heeee diye bir aydınlanma geliyor size.
.
Karakterlere her ne kadar çok yükselememiş olsam da favorim kesinlikle Vitale oldu.Karissa’nın eksik akıllığı beni benden aldı gerçekten.Sürekli kendime karakterin 18 yaşında olduğunu hatırlatmak zorunda kaldım.Ama kolay okunması ve hikayenin sürükleyiciliği kitabı sevmeme yetti
448 syf.
·7/10
Gözlerindeki Canavar blog turlarıyla fazlaca reklamı yapılmış , belli bir süre zirveye oynamıştı.Ben de bugün okumaya karar verdim.Öncelikle bu kitabın artık bir klasik haline gelmeye başlayan "Grinin Elli Tonu" tarzı kitaplardan hiçbir farkı yok , ta ki 350'li sayfalara kadar.Sonra bir şekilde gizem giriyor kitaba.Gizem dediğimiz olay bu tarzın diğer kitaplarında da mevcut ama bundaki biraz daha canlıydı bence.Konu ilginçti.O yüzden ilgimi çekti zaten.Okurken bırakmayı bile düşünmüşken son sayfalarda bana ikinci kitabı merak ettirmeyi başarabildi.
Konudan bağımsız olarak yazarın üslubunu incelersek , gayet yalın ve anlaşılırdı.Çok fazla kelime oyunu yoktu , Vitale'nin kasten yaptıkları dışında.Yalnız bir şey beni çok sinir etti.Vitale'nin kıza , kızın da ona "aşkım" , "sevgilim" vs. demesi beni çok ama çok rahatsız etti , eğreti duruyordu dillerinde.
Aradaki yaş farkı okurken pek rahatsız etmese de gerçek hayatta böyle bir şeyle karşılaşsam ne derim bilmiyorum.
İkinci kitabı merakla bekliyorum.
448 syf.
·10/10
Re-read x3
O kadar uzun zaman geçmiş ki, şaşkınım. 2015te okuduğum, gerçekten çok sevdiğim bir kitaptı Gözlerindeki Canavar. Çok farklı bir havası vardı. Okuyalı iki yıl olacak neredeyse, serinin üçüncü kitabı çıkınca tekrar okumak istedim seriyi. En başından.
Unuttuğum oldukça fazla olay varmış onu fark ettim kitabı okurken. Silinmiş çoğu nokta beynimden. Kaba taslak kalmış, tazelemek çok iyi geldi. Su gibi okudum, nasıl bittiğini anlamadığım kitaplardan biri oldu. İki sene önce de böyle olmuştu.
Tekrar okumamın nedenlerinden biri de, bir yorum girmemiş olmam. Hem unuttuğumdan ve tazelemek istediğimden, hem de uzun bir yorum girmek için.
Bahsetmek istediğim bayağı nokta var ama ondan önce şu benzetmeler hakkında bir şeyler yazmak istiyorum.
Bu kitabı okurken, ya da okuduktan sonra Grinin Elli Tonu’na benzeten insanlar var. Arkadaşlar gerçekten bu duruma ne kadar sinirli olduğumu yazamıyorum. Zihni açık, mantıklı düşünen ve iki kitabı da doğru düzgün okuyan biri bu iki kitabı nasıl birbirine benzetme saçmalığına düşebilir?
Bana biri gelip desin ki Gözlerindeki Canavar’ı ve Ruhumdaki Canavar’ı okudum, Elli Ton serisini de okudum bitirdim. Ve birbirlerine benziyorlar desin. Diyebilir mi merak ediyorum. Benzer tek bir nokta bile yok. Konular birbirine zerre benzemiyor.
Şöyle bir algı oluştuğunun farkına vardım. Hatta uzun zaman önce farkına varmıştım ama bu seriyi benzetmeleri sınırı aştı.
Her +18 sahnesi olan kitabı Elli Ton’a benzetmek sağlıklı mı? Doğru bir düşünce mi? Ben inanıyorum ki, sırf +18 sahnesi olduğunu için Elli Ton’u alıp okuyanlar var. İzleyenlerden bahsetmiyorum bile. Elli Ton’u sırf o sahneler için okuyanlar, haliyle hangi kitapta +18 sahne görürse onu Elli Ton’a benzetiyor. Gerçekten kendinize gelin.
Yazar o kadar mantıklı ve güzel bir dünya kurmuş ki, ben Elli Ton’dan daha çok seviyorum. Hatta Christian’dan daha fazla sevebileceğim karakter çıkmaz herhalde diyordum. Yazar beni yıktı geçti. Diliyle, konusuyla, konuyu işleyişiyle, nefreti işleyişiyle, sevgiyi, o saplantılı aşkı o kadar iyi anlatmış ki. Elli Ton’la hiçbir ilişkisi yok. Benzerliği yok. Çok farklı dünyalardalar bu seriler.
İgnazio bir başka hayat, Christian bir başka. Şu algılardan kurtulmak lazım artık. Belki de bu yorumları okuyup, bazılarının yazdığı Grinin Elli Tonu’yla benzetme olayı yüzünden kitabı okumaktan vazgeçen vardır. Olabilir, neden olmasın?
Ben İgnazio’yu ne kadar özlediğimi okuyana kadar fark etmedim. Gerçekten özlemişim, aralarındaki bu farklı bağı hissetmeyi özlemişim. İgnazio’nun ruhunu özlemişim gerçekten. Sırtımızdaki Hedef’i aşırı merak ettiğim için, dayanmaya çalışıyorum.
Karissa’yı bile özlemişim, nasıl seviyorsam artık bu seriyi…
Yazarın her olayı bir anda ortaya dökmemesi, gizli kapaklı işler çevirmesi. Zaman içinde, yavaş yavaş olaylara ışık tutması gerçekten harika. Açıklamaları yeri geldiğinde yapması… Allahım bu kitap film olmalı. Ben kitapların filmlerini seven bir insan değilim. Ama yine de bu serinin film olmasını istiyorum. İgnazio gibi bencilce seviyorum.
Ben konu hakkında açıklama yapmayacağım, kitabı okumayanların okuması gerekiyor. Önyargıları kırıp hemen okuması gerekiyor. Zaten elinizden bırakamıyorsunuz. Bu seriyi sevmeyen varsa, neden sevmiyor onu merak ediyorum. Görürsem sormalıyım.
İgnazio ve Karissa’nın dünyasından ayrılmak istemiyorum. Zaten Gözlerindeki Canavar biter bitmez hemen Ruhumdaki Canavar’a başladım. Araya başka kitap koymadan yani.
Bu aşkı anlatacak kelimelerim yok. Kitaptaki bu karmaşıklığı, birbirine dolanmış ruh hallerini anlatacak cümlelerim de yok.
Hapishane kuşu… Bu kitabı ilk okuduğumda Siyah Beyaz Aşk dizisi yoktu. Şimdi tekrar okuyorum ve ilk bölümünden beri sıkı takipçisi olan benim canım dizimle ufacık bir benzerliği var. Elde tutulan, kelimelere dökülen bir benzerlik değil. Sadece hafif andırıyor derler ya, ondan diyelim. İzleyen ve okuyan anlar zaten.
Kitaplardaki şu çıkmazlara bayılıyorum. Düşünüyorum, bu olaydan sonra nasıl devam edebilirler? Nasıl barışabilirler? Bu nefret nasıl dinebilir? Nasıl dinecek?
Yazarın beni bu çıkmazlardan kurtarış şekline bayılıyorum. İçim rahatlıyor. Derin nefes almamı sağlıyor. Her şeyin bir nedeni ve kurtuluş yolu vardır diyorum. İgnazio ve Karissa’nın aşkı aslında çoğu şeye açıklama getiriyor.
1-Aşkın yaşı olmaz. Bana doğru gelen bir cümle bu. Aşırıya kaçılmadığı sürece tabii. Dedesi yaşındaki adama aşık olan bir kız? Ya da torunu olacak yaşta kıza aşık olan dede? Gibi şeylere kesinlikle sıcak değilim. Öyle anlaşılmasın. Bence bir kadın ve erkeğin arasındaki yaş farkı en fazla 20 olmalı. En fazla.
2- Aşk nefrete ağır basar. Hem aşık olup hem nefret edebilirsin. Yine de aşk ağır basar. Bu bana yaşamadığım halde doğru geliyor. Nefret ettiğim halde, eskiden sevdiğim insanı düşündüğümde sadece güzel anılar geliyor aklıma. Şimdilik bu konu hakkında deneyimim bu. Aşk nefrete ağır basar örneğini Karissa ve Naz gibi keskin bir şekilde olmasa da içimi yakacak şekilde yaşamak dileğiyle diyorum.
3-Ön yargının ne kadar kötü bir şey olduğu. Karissa eğer en başında Naz’in kim olduğunu bilseydi mesela, bu aşk hiç yaşanmayacaktı. Belki ne alaka diyenleriniz olacaktır ama bu küçük bir örnek. Beğenmediğiniz ve size çirkin gelen bir insanla muhabbet etmek, gezmek istemezsiniz. Kimse bende ön yargı yok diyemez. Bana göre ön yargısı olmayan insan yoktur. İnsanlar birbirlerini tanıdıkça ön yargı yıkılır. Bazen birbirine hiç yakışmayan çiftleri görünce ‘bu kız buna nasıl bakmış ya da bu adam bunda ne bulmuş?’ gibi şeyler söyleyenler var. Bende söyledim, yakın zamana kadar söylemişliğim çoktur. Ama biraz düşününce bunun çok yanlış olduğunu anlayabiliyorum artık. İki kişinin birbirleriyle olan bağları güzellikle olan bir şey değil sonuçta. Konuşmasını, olaylara verdiği tepkiyi, düşünme şeklini, yaptığı esprileri, yaşama bakış açısını seversin bence. Onu beğenmeyenler olacaktır, birbirinize yakışmadığınızı söyleyenler olacaktır. Ama senin umurunda olmayacaktır. Çünkü sen onu yanına yakışıyor ya da güzel veya yakışıklı olduğu için sevmemişsindir. Konu buraya nasıl geldi bilmiyorum ama yazarın böyle bir şeye değindiğini düşünüyorum.
Ve son olarak plan yapmanın boşu boşuna olduğunu anlıyorum. Bu dünya plan yapmak için fazla hareketli.
448 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Gözlerindeki Canavar'ı birkaç sene önce okuyup çok sevmiştim. Hatta serinin diğer kitaplarını da okumuştum. Sevdiğim kitapları tekrar tekrar okumaktan çok hoşlanan biri olarak, bir yerde yorumuna denk gelince, seriyi baştan okuyayım dedim.

Kitaba dair en sevmediğim şeylerden biri, Karissa'nın bakış açısından yazılması oldu. Ve Karissa o kadar boş bir karakter ki, 400 küsür sayfayı onun ağzından okumak eziyet gibi geldi. Naz bir ara "Az düşün çok hisset." gibi bir şey söylüyordu Karissa'ya. Keşke Karissa bu öneriye uyabilseydi. Zira kendisi azıcık bile düşünen biri olsaydı, okuma sürecim daha katlanılır olurdu. Fakat Karissa hiç düşünmüyor. İnanın. Boş bir karakter derken abartmıyorum. Düşünmüyor, sorgulamıyor. İradesiz ve gereksiz bir karakter. Benim asla katlanabileceğim bir tip değil. İlk okuyuşumda Karissa'dan rahatsız olduğumu hatırlamıyorum. Fakat bu sefer Karissa o kadar gözüme battı ki sık sık kitabı kapatıp kendimi sakinleştirmeye çalıştım. Öğrendiği bilgi ne kadar önemli olursa olsun bir gram sorgulamayan, "Naz anlatmak istemiyor" gibi laflarla olayın arkasını araştırma gereği duymayan, hatta kitabın sonunda patlayan bombaya bile doğru dürüst tepki veremeyen -ne olacağını bilmeme rağmen ben bile daha çok tepki vermişimdir- bir karakteri okumak beni tüketti. Karissa tüm kitap boyunca robot gibiydi.

Ignazio'yu ilk okuduğumda sevmemiştim. Yazar kitabın başında, gelecekte işlerin değişeceğine dair bir ipucu verdiğinden, Ignazio'nun yaptığı her şeyin altında bir şey arayıp durmuştum. Bu sefer her şeyi bildiğim için, daha ön yargısız yaklaştım kendisine. Yaptıklarının sebebi ve ne olursa olsun amacından vazgeçmemesi mantıklıydı. Bu kadar uğraştıktan sonra, Karissa için her şeyden vazgeçse saçma olurdu zaten. Ayrıca olgun ve akıllı bir adamdı ki Karissa gibi bir karakterin yanında, böyle bir karakteri okumak bir nebze olsun keyfimi yerine getirdi. Ignozio'yu, bu sefer sevdim kısacası.

İkilinin arasındaki yaş farkına da ben fazla takılmadım açıkçası. Kaldı ki bu yaş farkının bile mantıklı bir dayanağı vardı.

Karissa'nın bakış açısından yazılmasaydı, kitabı daha çok severdim muhtemelen. Kurguyu ve işlenişi sevdim çünkü. İkinci kitabın en büyük artısı da Karissa'nın değil Naz'ın bakış açısıyla yazılmış olması bence. Ne zaman olur bilmiyorum ama serinin devam kitaplarını da tekrar okumayı düşünüyorum zaten.
448 syf.
·2 günde·7/10
kitap çok farklıydı. kitaptaki karakterlerin yaş farklarından dolayı aslında biraz tedirgindim. sevmem falan diye düşünüyordum. ilk biraz rahatsız oldum ama sonra alıştım. kitap kendini çok rahat okutturdu. konusuna gelecek olursak eğer; bir üniversiteli kızın, gizemli bir adama olan aşkı anlatıyor. hikayemiz karissanın okul çıkışı zamanında telefonunu sınıfında unuttuğu için geri dönüp almaya gitmesi ile başlıyor. tabi ki de sınıfa telefonunu almaya giderken Ignazio Vitale yani karissanın değişiyle Nazla tanışıyor. daha sonradan bu çiftin tekrar bir yerde karşılaşması ile devam ediyor. daha sonradan sırlar, gizemler ve aksiyon beraberinde geliyor. kitap elimde su gibi akıp gitti. yalnız biraz grinin elli tonuna benzettim ben. zaten bu kurduğum cümleden de anlayacağınız üzere içinde çokça +18 sahne mevcut. rahatsız olacağını düşünenler varsa hemen hızlıca uzaklaşsın kitaptan. ama rahatsız olmayacaklar varsa direkt okusun ben sevdim. kafa dağıtan merak dolu, akıcı ve eğlenceli bir kitaptı okuyabileceğini düşünenlere zevkle öneririm:)))
448 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar tam hatırlayamadığım bir tarihte okuduğum Gözlerindeki Canavar kitabını tekrar okumuş bulunmaktayım, kitap bana Gabriel'ın cehennemini ve Elli ton serisini anımsattı bunun nedenini okuduysan bilirsin BDSM tarzında ilişkileri (?) ve kitabı okurken bu, iki kitaptan izler gördüm. Yazarın anlatım tarzı ciddi anlamda akıcıydı öyle ki okumaya başladığımda, çok kısa gelen bir sürede 150 gibi bir sayfayı görebildim. Kitabın genel havası ciddi anlamda gizemliydi yani tüm kitabı diken üstünde okudum. Karrissa çok normal beni etkilemeyen bir karakterdi ama.. Vitale.. Resmen baştan sona gizemdi. Ne saf salak aşıktı ne kör kütük kötüydü.. Yani bir an öyle bir şey yaptı ki gözlerimden kalpler fışkırdı ama bir sonra ki an nefretten gözlerini oyasım geldi öyle bir adam yani.. (İlerleyen bölümlerde bu adam ne zaman saf salak bir aşık olacak diye de çok beklemedim de değil.) konusuna gelirsek eğer. Karissa üniversitede sıkıcı felsefe dersi ile uğraşırken Vitale ile yolları kesişiyor tehlikeli, ne yapacağı belli olmayan Vitale ile.. Varlıklı bir adam ama parasını temiz yollardan kazanmıyor, öfkeli ama aynı zamanda aşık.. Gözlerindeki Canavar bana göre iki konudan oluşuyor ilk 350 sayfa yetişkin romantik tarzında 350. Sayfadan sonra ana konu devreye giriyor. Tabi ben spoilere girer diye sana o konuyu anlatmayacağım. Mutlaka okuyun derim. Sevgiyle kal..
Kitaba puanım:5/5⭐️
448 syf.
·4/10
Kitabı elinize aldığınızda alışılmış bir kurgu ve tatmin olmayacağınız bir yazım dili ile karşı karşıya olacağınızı şimdiden söyleyeyim :/

Mafyamsı gibi bir orta yaşlı seri katil ve kim olduğunu bilmeyen bir genç kız...

Karakterlerin özellikleri ve gelecekleri daha ilk sayfadan çığlık atarak belli etmesine rağmen çelişkiler ve kararsızlıklar daha da mahvetmişti kitabı!

Ne olduğunu siz anlamadan sevgili olan uyumsuz bir çift ve yıllarını paylaşmışlar gibi yaşadıkları anlar... Tüm NewYork 'un korktuğu Vitale; 20 yıllık intikamını 20 sayfa içersinde bir kenara fırlatması..
İdealist, sadist ve narsist bir avcı; avının gözünde gördüğü parıltılarla masum kategorisine koyup ona bir anda aşık olması...
Ve yazarın hangi klişe olayı yazıp da sayfaları doldururum derdi!..

Kitap gerçekten vakit kaybı.

Ayrıca bir kitabı eleştirirken karakterlere olan nefretiniz veya sevginizden daha çok büyük çerçeveye odaklanmak asıl kuraldır.

İnsan kendini sever ama hayattan nefret edebilir. Okuyucu karakteri sevebilir ama kurgu dünyasından nefret edebilir. Ki nefret; uygun bir kavram değil. Sadece uygun bulamaması daha uygun olur.


Arka kapak yazısından dolayı bir Katiller Çetesi serisi kadar iyi bir seri bekliyordum ama hala bir türlü kitapların; arka kapak yazılarından bağımsız olduğunu unutuyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gözlerindeki Canavar
Alt başlık:
Monster in His Eyes Serisi 1
Baskı tarihi:
Şubat 2015
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055016289
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Monster in His Eyes
Çeviri:
Arzu Altınanıt
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yabancı Yayınları
Kırmızı Başlıklı Kız, Koca Kötü Kurt'a âşık olursa… Ignazio Vitale iyi bir adam değildi. Onu ilk gördüğümde tehlikeyi sezmiştim. Karanlık ve öldürücü… Büyüleyici ve ürkütücü... İstediğim her şey ve ihtiyacım olan son şey... Saplantı…

Beni ağına düşürmesi, yatağa atması ve hayatına dahil etmesi çok uzun sürmedi. Onun sırları vardı, hayal bile edemeyeceğim sırlar… Gözlerindeki karanlık, ürkütücü ve heyecan vericiydi. O, yakışıklı prens maskesi ardına gizlenmiş bir canavardı ve maskesini çıkardığında her şey değişmişti. Ondan nefret etmek istiyordum. Bazen ediyordum da... Ama bu onu sevmeme engel olmuyordu.

Kitabı okuyanlar 420 okur

  • Joan Holmes
  • Cahit Ersoy
  • Ssss tttt
  • Leman Bekirzade
  • Sena Ormanlı
  • Ayşe açıkgöz
  • Şevval Arıkan
  • Betül sezer
  • abigail
  • Bilge Nur İnan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.8
14-17 Yaş
%7.2
18-24 Yaş
%37.8
25-34 Yaş
%37.8
35-44 Yaş
%9.9
45-54 Yaş
%4.5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%96.5
Erkek
%3.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23.5 (40)
9
%17.1 (29)
8
%17.6 (30)
7
%18.2 (31)
6
%7.6 (13)
5
%5.3 (9)
4
%5.3 (9)
3
%2.4 (4)
2
%1.8 (3)
1
%1.2 (2)