Puan vermedi·768 syf.··
2026 2. kitabı
Kitap başta normal bir polisiye gibi görünürken ilerleyen sayfalarda renk değiştirerek tarihi sahneleri ele alır ve 2. Meşrutiyetin ilanına kadar geçen süreci olay kahramanları üzerinden anlatır. Akıcı bir kitap polisiye ve tarih severlere önerilebilir. Hafif özet şeklinde bir notta düşecek olursam; Osmanlı’nın son padişahlarından sayılan ikinci Abdülhamit’in polisiye romanlarına tutkunluğu herkes tarafından bilinirdi. Ermeni kökenli Osmanlı tebası, köklü bir aileye mensup gazeteci yazar bu tutkuyu bilerek bu kitapta Sherlock ile Abdülhamid‘i birleştiriyor; payitahtta belli başlı cinayetler başlıyor cesetler üzerinde M.A yazılmakta uzun süre katiller aranır fakat bir sonuç elde edilemez sonunda ünlü hafif Sherlock a telgraf çekilerek İstanbul’a davet edilir ve cinayetler tek tek aydınlatılmaya başlanır failler İttihatçılardır.
Abdülhamid ve Sherlock HolmesYervant Odyan · Everest Yayınları · 202096 okunma
"Atilla'nın Atını Çalan Çocuk" Üzerine
Puan vermedi·87 syf.··
2026 4. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:19
Iván Repila'nın 2013 yılında yayımlanan *Atilla'nın Atını Çalan Çocuk* adlı eseri, yüzeyde kuyuya düşen iki kardeşin hayatta kalma mücadelesini anlatıyor gibi görünse de alt metninde çağdaş kapitalizmi, neoliberalizmi ve insan doğasının sınırlarını parçalarına ayıran bir felsefi laboratuvardır. 2008 Küresel Ekonomik Krizi'nin Avrupa'da yarattığı ahlaki ve toplumsal çöküşün edebi bir yansıması olan bu roman, mekânsız ve zamansız soyutlamasıyla okuru eşine az rastlanır, klostrofobik bir yüzleşmeye davet ediyor. Repila, romanın iskeletini henüz en başta iki zıt epigrafla kurar. Bir yanda neoliberalizmin ve acımasız serbest piyasanın temsilcisi Margaret Thatcher’ın "damlama ekonomisi"ni savunan alıntısı dururken, diğer yanda Bertolt Brecht’in *"Açların elinden yiyecekleri alınırken ben nasıl yiyip içebilirim?"* diyen devrimci çığlığı yer alır. Kuyu, Thatcher’ın savunduğu sistemin en alt tabakası, toplumun itildiği o kaçınılmaz "çöp kutusu"dur. İki kardeşin kuyudaki direnişi ise, Brecht’in müjdelediği o kaçınılmaz isyanın adım adım inşasıdır. Okuma sürecimde altını özellikle çizdiğim ve üzerine uzun uzun düşündüğüm bir nokta var: Bu kuyu, basit fiziksel bir hapis alanı olmanın çok ötesindedir. Küçük'ün de halüsinasyonlarında açıkça hissettiği ve felsefi olarak sorguladığı üzere, bu kuyu kelimenin tam anlamıyla bir ana rahmidir. Ancak bu, şefkatli ve besleyici bir rahim mi? Travma, açlık ve vahşetle beslenen karanlık bir alandır. Yazar, "Büyük" ve "Küçük" karakterleriyle aslında tek bir insanlık durumunun (veya toplumun) ikiye bölünmüş halini resmeder. Büyük; otoriteyi, bedeni ve dış dünyanın acımasız rasyonalitesini temsil eder. Kardeşine merhamet etmek yerine, ona sistemle savaşabilmesi için gereken "nefreti" ve "somut öfkeyi" aşılar. Küçük ise zihni, sanatı ve devrimci
Atilla'nın Atını Çalan Çocukİvan Repila · Dergah Yayınları · 2020668 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
UĞURUM....
10/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 15:11
Bu kitabın çıkacağı haberini aldığım ilk andan itibaren içimde tarif edemediğim bir heyecan oluştu. Henüz sayfalarını açmadan onun bana bir uğur getireceğine inandım ve “Belki de bu kitap beni kendi arafımdan çıkaracak.” diyerek okumaya başladım. Ben kitapları yalnızca okumayı değil, yaşamayı seven bir okuyucuyum. Karakterlerin yerine kendimi koyar, onların acılarını, sevinçlerini, çaresizliklerini ve seçimlerini kendi iç dünyamda hissederim. Bu romanda da tam olarak bunu yaşadım. Zaman zaman duyguların ağırlığıyla gözlerim doldu, bazen durup uzun uzun düşündüm. Çünkü kitap, beni sadece karakterlerin dünyasına değil, kendi iç dünyamın derinliklerine de götürdü. Yazarın kalemi son derece sade, anlaşılır ve akıcıydı. Güçlü betimlemeleri, olaylar arasındaki bağlantıları ve insan ruhunu çözümleyen anlatımı sayesinde kendimi hikâyenin içinde buldum. Bir insanın bedeninin bir yere ait olup ruhunun bambaşka bir yerde yaşaması ne kadar büyük bir yalnızlık ve çaresizliktir… Bu duygu, kitabın sayfaları boyunca beni derinden etkiledi. Roman boyunca şu sorular zihnimde yankılandı: İnsan kaderini yaşadığı coğrafya mı belirler, büyüdüğü aile mi, yoksa karşılaştığı hayat şartları mı? Bir babanın sevgisini ifade edememesi, bir evladın bu eksiklikle büyümesi, insanın kendi benliğini bulmaya çalışırken bir cenderenin içinde kalması çok etkileyici bir şekilde işlenmişti. Aşkın sadece sözlerle değil, bazen bir şarkının satırlarında anlatılması ise bana doksanlı yılların o derin duygusunu hatırlattı. Sevmek mi daha değerliydi, sevilmek mi? Bir kalbe iki sevda sığabilir miydi? Hangisi gerçek sevgi, hangisi tutkuydu? Kitap, bu soruların kesin cevaplarını vermek yerine insanı düşünmeye davet ediyordu. Ve benim için kitabın en unutulmaz noktası Hakan Günday alıntıları olan “Az”
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202621 okunma
10/10
·128 syf.··
2026 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 16:12
İmam Gazali’nin Gökyüzüne Bakmanın Faydaları adlı eseri, insanı kâinatı tefekkür etmeye davet eden kısa ama yoğun bir düşünce kitabıdır. Kitapta Gazali, gökyüzü, yıldızlar, yeryüzü, denizler, hayvanlar ve insanın yaratılışı gibi varlıklardaki düzen ve hikmetleri ele alır. Ona göre gökyüzüne bakmak sadece bir manzara seyretmek değil, Allah’ın kudretini, sanatını ve yaratılıştaki mükemmel düzeni fark etmek için bir vesiledir. İnsan, kâinattaki bu uyumu düşündükçe imanını güçlendirir, şükür duygusu kazanır ve dünya hayatının geçiciliğini daha iyi anlar. Kitabın temel amacı okuyucuyu tefekküre, ibret almaya ve yaratılışın ardındaki hikmetleri görmeye yöneltmektir. Gökyüzüne ve kâinata dikkatle bakan kişi, yaratılıştaki kusursuz düzeni görerek Allah’ın varlığına, kudretine ve nimetlerine karşı daha derin bir bilinç geliştirir.
Gökyüzüne Bakmanın Faydalarıİmam Gazali · Nesil Yayınları · 20233,121 okunma
10/10
·480 syf.··
2026 2. kitabı
Korkusuz, net ve son derece akıcı bir üslupla kaleme alınan bu eser, insanlığı dogmatik prangalardan kurtulup bilimin ve aydınlanmanın ışığında düşünmeye davet eden, çağımızın en güçlü manifestolarından biridir.
Tanrı YanılgısıRichard Dawkins · Kuzey Yayınları · 20204,110 okunma
Yanıtı dış koşullarda değil, önce iç dünyanda ara..
6/10
·259 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Lynn Grabhorn’un Affedersiniz Ama Hayat Sizi Bekliyor kitabını merak ederek okumaya başladım. Kitabın temel mesajı tanıdıktı: Hayatımızı sadece düşüncelerimiz değil, düşüncelerimizin arkasındaki duygu hâli de şekillendiriyor. Grabhorn, Çekim Yasası perspektifinden bakarak, içinde bulunduğumuz duygusal frekansın hayatımızdaki deneyimleri etkilediğini savunuyor ve şu sorulara dikkat çekiyor: “Neden hep aynı döngülerdeyim?” “Neden istediğim şeyler gelmiyor?” Yanıtı dış koşullarda değil, önce iç dünyamızda arıyor. Zen, Budizm ve mindfulness daha çok “olanı olduğu gibi görmek, tutunmayı bırakmak ve kabul etmek” tarafındayken; bu kitap “duygusal titreşimini değiştir, hayatın değişsin” yaklaşımına daha yakın duruyor. Ben kitabı hayatı kontrol etmenin bir yöntemi olarak değil, kendime ayna tutan bir davet olarak okudum. Çünkü hayatımın mükemmel olmasıyla ilgilenmiyorum. Her şey istediğim gibi gitse de gitmese de, hayatla kurduğum ilişkinin niteliği benim için daha önemli. Bu yüzden kitapta beni en çok etkileyen soru şu oldu: “Şu anda hayatla hangi duygudan ilişki kuruyorum?” Korkudan mı? Eksiklikten mi? Yoksa güven, açıklık ve kabullenmeden mi? Grabhorn kitapta dört adım öneriyor: • Ne istemediğini belirle. • Ne istediğini belirle. • İstediğin şeyi hisset.
Ben ve Duygularım
Affedersiniz Ama Hayat Sizi Bekliyor!Lynn Grabhorn · Nokta Yayınları · 20046 okunma