Ben insanları mantıklı bir şeye davet ettiğimde gelmezken kopyala yapıştır şeylerle aklınıza estikçe saçma şeylere, YouTube kanalınıza davet etmeyin. Bu son uyarım devamı gelirse damara basarım. Benim orada podcastler, bloglar sinek avlıyor, eleştiri bile yapan yok olgunlaşın biraz. Bundan sonra uyarmadan engelliyorum.
Allah davetlilerden eylesin
Kime kim Kaʿbe naṣib ola Ḫudā raḥmet ider Her kişi sevdügini ḫānesine daʿvet ider Yahya Bey
Din
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Batın | el-Batın İsminin Anlamı Batın isminin lügat anlamları Batane kökünden türemiş olan el-Batın ismi, gizli olmak, içerde olmak, içine nüfuz etmek, girmek, bir şeyin iç yüzünü bilmek anlamlarına gelmektedir. EL-BÂTIN: Mahlukâtın nazarlarından gizlenen; her şe­yin iç yüzünden haberdar olan. “O, Evveldir, Ahirdir, Zahirdir, Batındır. O, her şeyi bilendir.” (Hadid, 57:3) El-Batın, aynı zamanda gizli anlamına gelmektedir. Giz­li sırlarımızı bilen Allah, bizim gizli olarak yaptığımız gü­nahlarımızı da bilir; ona gizli yoktur. Batın isminin ıstılah anlamları: Batın; zatı, duyu ve hislerle kavranamayandır. Batın; görünmeyenleri ve gizli olanları bilendir. Batın; hiç kimsenin idrak edemediği sırları içinde barındıran. Batın | el-Batın Dualar ve Zikirler EL-BÂTIN isminin zikri (62) adettir. Zikir saati Ay; zikir günü Pazartesi’dir. Büyük Ebcede göre hesaplanarak zikri de uygun görülmüştür. Bu takdirde miktarı (62×62=3844) olur. Batın | el-Batın esmasıyla yapılacak Dualar: Rasulullah (s.a.v) yatmadan önce Rabbimize bu isimleriyle dua etmiştir. Biz de bu isimleri öğrenerek bunlarla dua etmeliyiz. Ey yedi kat göğün, büyük arşın, bizim ve her şeyin Rabbi olan Allah‟ım! Çekirdeği ve tohumu yaran, Tevrat, İncil ve Furkan‟ı (Hakla batılı birbirinden ayıran Kur‟an-ı Kerim) indiren Allah‟ım! Her şeyin şerrinden Sana sığınırım. Perçemim Sen‟in elindedir. Sen ilksin, Sen‟den önce hiçbir şey yoktur. Sen sonsun, Sen‟den sonra hiçbir şey yoktur. Sen zâhirsin (mutlak galipsin, hakimiyet ve otoriten evrende görülür), Sen‟in üstünde hiçbir şey yoktur. Sen Batınsın (Zâtın görülmez ama Sen bütün gizlilikleri bilensin), Sen‟in ötende hiçbir şey yoktur. Bizden borcu gider ve bizi fakirlikten kurtarıp zenginleştir. Hak Tealanın bu yüce adının vekili ve hizmet meleği olan (Bıtyâil)
Din İslam
STOA: “ŞANS” VE KABUL FELSEFESİ
Stoa felsefesinin temel ilkesi, insanın kontrol edebildiği şeylerle kontrol edemediği şeyleri birbirinden ayırmasıdır. İnsan kendi düşünceleri, seçimleri, tavırları ve eylemleri üzerinde çaba gösterebilir; fakat kaderin, zamanın, ölümün, başkalarının kararlarının ve hayatın beklenmedik akışının tamamına hükmedemez. Bu nedenle Stoa düşüncesi, kontrol edebildiklerimiz için çaba göstermeyi, kontrol edemediklerimiz için ise kabul geliştirmeyi önerir. Bu kabul, edilgen bir teslimiyet değil; insanın iç düzenini koruma, sarsıntılar karşısında dağılmama ve hayatın değişkenliği içinde ölçülü kalabilme çabasıdır. Şans ve Dans, Stoa’nın bu kabul düşüncesiyle güçlü bir bağ kurar. Romanda hayat, karakterlerin tamamen denetleyebildiği kapalı bir alan değildir. İnsan plan yapar, bekler, sever, kaybeder, susar, sabreder; fakat hayat her zaman kendi ritmini dayatır. Bu yönüyle roman, Stoacı kader fikrini kabul eder: İnsan her şeyi yönetemez. Ancak roman burada Stoa’dan ayrılır. Stoa’da evrenin düzeni logos, yani evrensel akıl ve kader aracılığıyla açıklanırken, Şans ve Dans’ta hayatın akışı daha çok “şans” kavramı etrafında görünür olur. Fakat bu şans kör ve pasif bir bekleyiş değildir. Romanın dünyasında şans, davet edilebilir; insanın tavrı, cesareti, sabrı ve ilişkileriyle görünür hâle gelebilir. Bu nedenle Şans ve Dans, Stoacı kabulü aktif katılıma dönüştürür. İnsan kontrol edemediği şeyleri kabul eder; ama bu kabul, hayattan çekilmek anlamına gelmez. Aksine, insan kabul ettiği yerden yeniden adım atar. Dans tam da bu noktada başlar: İnsan, değiştiremediği şeylerin ortasında yine de kendi hareketini bulur. Stoa felsefesinde duygular çoğu zaman insanı sarsan, onu ölçüsüzlüğe sürükleyen güçler olarak görülür. Stoacı ideal olan apatheia, yani tutkular karşısında sarsılmama hâli,
en büyük sevgi gösterimim, birini evime davet etmektir çünkü bundan daha çok nefret ettiğim bir şey yok
"Uçurumun kenarındayım Hızır..."
Uçurumun kenarındayım Hızır, Bir dilber kalesinin burcunda, Vazgeçilmez belaya nazır. Topuklarım boşluğun avucunda, Derin yar adımı çağırır, Kaldım parmaklarımın ucunda. Uçurumun kenarındayım Hızır, Bir gamzelik rüzgar yetecek, Ha itti beni, ha itecek. Uçurumun kenarındayım Hızır, Divan hazır, Ferman hazır, Kurban hazır, Güzelliğin zulme çaldığı sınır. Başım döner, beynim bulanır El etmez, Gel etmez, Gözleri bir ret, bir davet. Gülce uzak uzak dolanır, Mecaz değil, Maraz değil, Gülce semavi bir afet. Uçurumun kenarındayım Hızır, Gülce bir beyaz sihir, Canıma bedel bir haz. Nur, Nar ve nurdan bir zehir,