Gerçekler kendini açıklamaz gösterir
Sonra bir gün, önem verdiğim bazı şeylerin karşı taraf için aynı değeri taşımadığını fark ettim. Bu bir sezgiydi; yanılıyor olma ihtimalim vardı. Fakat zaman, söylenenlerle yapılanların her zaman aynı yere çıkmadığını gösterdi. Aslında insanı ikna eden sözler değil, davranışlardır. O günden sonra görünür olma çabasının da, dikkat çekme isteğinin de anlamını yitirdiğini gördüm. Çünkü birinin seni görmesi, seni gerçekten fark ettiği anlamına gelmiyor. Daha da önemlisi, tepki beklenerek yapılan her davranış, insanı kendi merkezinden uzaklaştırıyor. Bu yüzden ne tepki vermek gerekti ne de sorgulamak. Bazı şeyler açıklama istemez; sadece olduğu gibi görülmek ister. Gerçek görüldüğünde ise mücadele biter. Ve insan, değiştirmeye çalıştığı şeylerden elini çektiğinde, hayat yeniden sadeleşir. Belki de huzur tam olarak burada başlar.💫 (A.ka)
Hayata Dair
Duygulara Tercüman -4
1000Kitap’ta ilginç bir doğa olayı gözlemledim efenim. Sadece kadınları takip eden erkek kullanıcılar var. Sadece erkekleri takip eden kadın kullanıcılar da var. Arzunun Evrimi ’ni okuyan bir vatandaş olarak çıkarım yapasım geldi. Acaba farkında olmadan herkes kendi üreme alanını, eş seçimi havuzunu mu oluşturuyor? (1000kitap havuzu)😂 Neticede konu kitaplar olunca insanın aklına yazarlar, türler, okuma zevkleri falan geliyor. Bazılarının aklına ise nedense doğrudan karşı cins geliyor. Tamam bunun üzerine kadınlar olarak çok rahatsız durumlar yaşadık!! Tabii okuma odaklı bir platformda insanların kimi neden takip ettiğini sorgulayınca uzaktan uzağa bazı “özgürlüğümüze karışamazsınız” nidaları da duyacağım biliyorum😅 Karışmıyorum efenim. Sadece belgesel anlatıcısı edasıyla gözlem yapıyorum. Gözlemcilik ve detaycılık 🤦🏻‍♀️ (mesleki deformasyon diyelim) Doğada her canlının kendine özgü davranış biçimleri vardır neticede… 😅
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Mütekabiliyet
"Ve kim zerre kadar iyilik yapmışsa, onu(n karşılığını) görecek, kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu(n karşılığını) görecektir." Yukarıda Zilzâl Sûresi'nde değinilen mütekabiliyet esaslı konu bağlamı, zannımca hayat yolunda inanç olarak zayıf olunsa dâhi kabullenilmesi gereken bir husustur. Çoğu insanın başkalarının ahını alarak yahut haklarına girerek işlediği eylemler, sanki hayatın olağan akışıymış gibi gelse de elbet bunun hesabının da sorulacağı vâkidir. Çoğu kişi tarafınca bu durum öteki âlemde bir ceza olarak yorumlansa da toplumsal olarak bu niteliksiz kişileri yok saymak ve hatta onlara yaptıkları davranışın bizâtihi aynısı yapmak yeterli bir karşılıklılık doğuracaktır. Fakat toplum içinde bu nitelikliksiz ve lakayt kişilere karşı gerçekleştirilecek bu tarz bir davranış biçimi, sosyal yalnızlığın ve aidiyet hissinin azaldığı aynı zamanda ahlakî tamamlanmışlığın olgunlaşmadığı toplumlarda çok zor uygulanan eylemlerdir. Toplum içinde bunu başarabilen ve teraziyi işlevine uyduran da çok az insan vardır. O nedenle kişiliksiz aynı zamanda sosyal ve zihinsel tamamlanmışlığı yerinde olmayan gafillere karşı İslam peygamberi Hz. Muhammed en büyük örnek olacaktır. Yüce peygamberin hayatının her sahasından mücadelesi bir mümini ne yapması gerektiği hususunda aydınlatmalıdır. Bu yüzdendir ki; mümin fani hayatında olabildiğince ne kimsenin hakkına girmeli ne kimseyi hakkına dâhil etmelidir. Mücadale olacaksa ya hak için ya hak için.
4. katman : “`gerçekliğin tuhaf sınırları`” (`kuantum`, `simülasyon`, `zaman`). - `kozmoloji` / `evrenin yapısı` (`fermi`, `entropi`, `büyük filtre`) - `zihin` / `algı` / `biliş` (mandela etkisi, dunning-kruger) - `mantık` / matematik sınırları (`gödel`, `zeno`) 1- `antropik ilke` – evreni “`neden böyle?`” diye değil, “`neden gözlemleyebiliyoruz?`” diye okumak gerekir. belki de evren, gözlemciyi zorunlu kıldığı için böyle görünüyor. 2- `schrödinger'in kedisi` – bir sistem gözlemlenene kadar hem ölü hem canlı olabilir. gerçeklik, bakışla “çöker”. 3- `heisenberg belirsizlik ilkesi` – bir şeyi ne kadar net ölçersen, başka bir özelliğini o kadar kaybedersin. evren “tam bilgi”ye izin vermez. 4-. “`bootstrap paradoksu`” – bir bilginin, nesnenin ya da olayın kaynağı kendi kendine döner. sebep yoktur, sadece döngü vardır. 5. “`dark forest` (`karanlık orman`) hipotezi” – evrende herkes sessizdir çünkü görünmek = yok edilmek olabilir. medeniyetler birbirini avlayan avcılardır. 6. “`kuantum ölümsüzlüğü`” – bilinç, her zaman hayatta kaldığı dalları deneyimleyerek “ölümü atlıyor” olabilir. (çok tartışmalı çoklu-evren yorumu) 7. `termodinamiğin ikinci yasası` – her sistem düzensizliğe gider. evrenin nihai kaderi: ısı ölümü ve bilgi çöküşü. 8. “`zaman oku` (`arrow of time`)” – geçmişi geçmiş yapan şey fiziksel yasalar değil, entropinin yönüdür. zamanın akışı aslında bir “asimetridir”. 9. “`gözlemci etkisi`” – gerçeklik, gözlemlendiği anda değişir. bu sadece fizik değil, bilgi felsefesidir. 10. “`bilişsel körlük paradoksu`” – zihin, kendi sınırlarını çoğu zaman kendi araçlarıyla göremez. görmediğini bile göremezsin. 11. “`bilgi evreni hipotezi`” – madde değil, bilgi temel olabilir. evren bir “hesaplama süreci” gibi çalışıyor olabilir. 12. “`holografik ilke`” – üç boyutlu
Dengesiz arkadaşlarımız çok…
Denginiz olmayanlara denginizmiş gibi davranırsanız, aranızdaki gerçek farkı kavrayamayıp size kendi seviyelerindeymiş gibi muamele ederler. buradaki denklik statü, gelir ve diploma değil; davranışsal klaslık, dünya görüşü ve vizyonerlik gibi kişisel standartları ifade eder…
Kadın; cinsel bir obje, kapitalizmin metası, zevk kölesi ya da üreme makinesi değildir ve hiçbir şekilde kimsenin “namusu” olarak görülemez. Davranış Bilimleri Uzmanı | Terapist Fatih CİHAN
1000Kitap