Puan vermedi·180 syf.··
2025 15. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2025 21:07
René Descartes'ın "...düşünüyorum, öyleyse varım..." deyişini ortaya ilk attığı eser: Metod Üzerine Konuşma. Tabi bu deyişin sanıyorum ün kazandığı hali daha ileri tarihlerde yazacağı Felsefenin İlkeleri kitabındaki Latince "Cogito, ergo sum." hali. Bu kitabında ise Fransızca "Je pense, donc je suis." şeklinde yazıyor. Bu ayrım René Descartes için yazdığı kitabın anlamı bakımından ve bu incelemenin okurları için de incelemenin yapısını ve hareket noktasını belirlemesi bakımından olmak üzere iki sebeple önemlidir. René Descartes'ın bu eseri kaleme aldığı dönemi ve coğrafyayı, yani 17. yy.'ın ilk yarısında Avrupa'nın durumunu konuşmanın kitabı anlamlandırmamıza faydası olacağını düşünüyorum. Martin Luther'in 16. yy.'ın başında kilise kapısına astığı manifesto ile Protestan reform başladı. Bu Katolik Kilisesi'nin Hristiyanlık üzerindeki otoritesinin sarsıldığının ve buna bağı olarak halkta oluşan dini konformitenin zarar gördüğü anlamına geliyordu. Sonrasında Galileo'nun 17. yy.'ın başlarında dünya merkezli evren görüşünü yıkan keşfi aynı zamanda Aristotelesçi fiziğin yanlışlar barındığını da ortaya koydu. Neyin doğru neyin yanlış olduğuna dair sahip olunan net yargıların yıkıldığı bu dönemde, Descartes'ın "doğruyu bulmak için önce doğruluğundan şüphe edebildiğim her şeyi yanlış varsaymalıyım" demesi boşuna olmamalı. Öte yandan döneme dair bahsetmem gereken diğer mesele sanıyorum dil meselesi. Bu kitabın yazıldığı ve yayınlığı dönemde Avrupa'da entelektüel uğraşların ortak dili Latince'ydi. Yani tabiri caizse bir Türk, bir Fransız, bir de İngiliz -trenle yapamazlar, tekneyle diyelim- seyahat ederken edebiyat hakkında konuşmak isterlerse yüksek Latince konuşacaklardı. Latince'nin öğrenimi para ve zaman gerektirdiği için de tahmin edileceği üzere Latince
Felsefe
Metod Üzerine KonuşmaRené Descartes · Milli Eğitim Basımevi · 19973,580 okunma
İsmet Özel'in ilk şiir kitabı / 1966
10/10
·31 syf.·
2022 30. kitabı
İncelemelerimde şiirlerin ne kadar muhteşem olduğundan bahsetmeyeceğim ki herkes okusun kendi görsün. Ben sadece muzdarip olduğum bir konuda amme hizmeti yapmak istiyorum. Bu şiir kitabı içinde bulunan şiirlerin listesini vereceğim. Çünkü tüm şiirlerin bulunduğu 'Erbain' kitabını değil de ayrı ayrı okumak isteyenler için maalesef bulunması zor bir kitap. O açıdan belki şiir isimleri ile aratıp okuyabilirsiniz ya da Spotify - Youtube gibi uygulamalarda şairin kendi sesinden dinleyebilirsiniz. İçinde bulunan şiirler: +Kış +Yorgun +Bakır Tenli Yapraklar +Karon +Seni Olan Yenilgi +Tüfenk +Kuşun Ölümü +O Bağımsız Dağların +Kaçış +Yağmurun Kapıları Karanlık +Yıldızların Uzaklığına Övgü +Waterloo'da Bir Dişi Kedi +Gececil Kuşların Ürkmediği Aydınlık +Acının Omuzlanışı +Geceleyin Bir Koşu +Ölü Asker İçin İlk Türkü +Bakmaklar +Geceleyin Bir Korku +Davun +Bir Ağrı Yakıldıkça Sevilmeli +Sabah Ayartması *Kış, Karon ve Gececil Kuşların Ürkmediği Aydınlık şiirleri ilk baskıda yoktur. Erbain kitabında dahil edilmiştir.
Geceleyin Bir Koşuİsmet Özel · Sergi Kitabevi · 1966112 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·231 syf.·
2015 532. kitabı
Bir kitap okumak belli duyguları içinde taşımayı gerektiriyor. Sadece kitabın muhtevası değil yazarıyla ilgili de hisler taşıyabiliyor, üretebiliyorsunuz. Bazen yazarını bizzat tanıdığım, hatta dostluk kurduğum insanların kitaplarını da okuyorum. Yazarını tanımak daha farklı bir okuma macerasına sebep olabiliyor. İşte yazarını tanıdığım kitaplardan birisi de Harun Çelik imzalı Muzungu idi. Muzungu’nun alt başlığı ise ‘Kısa Donlu Beyaz Adam.’ Afrika dillerinde ‘Beyaz Adam’ manasına geliyormuş bu Muzungu. Kitaptan öğreniyoruz bunu. Kitabın bize öğrettiği başka şeyler de var aslında. Hatta başlarda vaat ettiği bir şey de vardı ve diyordu ki, ‘Afrika hiç de öyle bize anlatıldığı gibi sefil, kaynaksız, berbat bir yer değil!’ Nitekim Çelik’in dolaştığı ülkelerde bunları aynıyla görebiliyoruz. Harun Çelik’in kitaptaki ana tezi, ‘Afrika’nın Avrupalı beyazlar tarafından gözleri dönmüşçesine sömürüldüğü ve esasında bugün bile Afrika’nın özkaynaklarının kıtadaki sorunları çözebilecek seviyede olduğu.’ yönünde. Gelin görün ki, Beyaz Adam bugün kağıt üzerinde köleliği ve sömürgeciliği bırakmış görünse de gerçek hiç de öyle değil. Zira yaşlı ve kalabalık Avrupa bugün dahi Afrika’nın kaynaklarına muhtaç ve kapitalizm şemsiyesi altında sömürüye devam ediyorlar. Kitabın kolay okunabildiğini ve dilinin bir gezi tadında olduğunu söylemem lazım. Mesela benim boş bir günümdü ve gün içinde birkaç oturumda bitirdim kitabı. Çelik’i tanıyanların bildiği konuşma üslubu, kitaba da sirayet etmiş. Anlatılan yerlere Kenya, Somali, Tanzanya, Mozambik, Güney Afrika gibi ülkeler ve tabii Zenzibar Adası da dahil edilebilir. Bildiğimizi sandığımız Afrika ile ilgili belki de ne kadar az şey bildiğimizi görüyoruz bu kitapta. İngilizlerin planlı ve sinsice, Portekizlilerin vahşice ve diğer Avrupa
MuzunguHarun Çelik · Ötüken Neşriyat · 201418 okunma