Bir kitap okumak belli duyguları içinde taşımayı gerektiriyor. Sadece kitabın muhtevası değil yazarıyla ilgili de hisler taşıyabiliyor, üretebiliyorsunuz. Bazen yazarını bizzat tanıdığım, hatta dostluk kurduğum insanların kitaplarını da okuyorum. Yazarını tanımak daha farklı bir okuma macerasına sebep olabiliyor.
İşte yazarını tanıdığım kitaplardan birisi de Harun Çelik imzalı Muzungu idi. Muzungu’nun alt başlığı ise ‘Kısa Donlu Beyaz Adam.’ Afrika dillerinde ‘Beyaz Adam’ manasına geliyormuş bu Muzungu. Kitaptan öğreniyoruz bunu. Kitabın bize öğrettiği başka şeyler de var aslında. Hatta başlarda vaat ettiği bir şey de vardı ve diyordu ki, ‘Afrika hiç de öyle bize anlatıldığı gibi sefil, kaynaksız, berbat bir yer değil!’ Nitekim Çelik’in dolaştığı ülkelerde bunları aynıyla görebiliyoruz.
Harun Çelik’in kitaptaki ana tezi, ‘Afrika’nın Avrupalı beyazlar tarafından gözleri dönmüşçesine sömürüldüğü ve esasında bugün bile Afrika’nın özkaynaklarının kıtadaki sorunları çözebilecek seviyede olduğu.’ yönünde. Gelin görün ki, Beyaz Adam bugün kağıt üzerinde köleliği ve sömürgeciliği bırakmış görünse de gerçek hiç de öyle değil. Zira yaşlı ve kalabalık Avrupa bugün dahi Afrika’nın kaynaklarına muhtaç ve kapitalizm şemsiyesi altında sömürüye devam ediyorlar.
Kitabın kolay okunabildiğini ve dilinin bir gezi tadında olduğunu söylemem lazım. Mesela benim boş bir günümdü ve gün içinde birkaç oturumda bitirdim kitabı. Çelik’i tanıyanların bildiği konuşma üslubu, kitaba da sirayet etmiş. Anlatılan yerlere Kenya, Somali, Tanzanya, Mozambik, Güney Afrika gibi ülkeler ve tabii Zenzibar Adası da dahil edilebilir. Bildiğimizi sandığımız Afrika ile ilgili belki de ne kadar az şey bildiğimizi görüyoruz bu kitapta.
İngilizlerin planlı ve sinsice, Portekizlilerin vahşice ve diğer Avrupa