Muzungu

9,0/10  (2 Oy) · 
5 okunma  · 
2 beğeni  · 
251 gösterim
Harun Çelik; “Muzungu Kısa Donlu Beyaz Adam” başlıklı bu yeni kitabında Afrika izlenimlerini, emperyalizm ve çokuluslu şirketlerin Afrika’da açtıkları yaraları, Afrika halklarının Türkiye hakkındaki görüşlerini, Afrika’nın adına bir kara leke gibi çalınan köleliği ve Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî kurum ve kuruluşlarca Afrika’da nasıl temsil edildiğini ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. Samimi ve akıcı bir üslûpta kaleme alınmış bu yazılar sizi kimi zaman tebessüm ettirecek, kimi zaman hüzünlendirecek ve kimi zaman da kendi kendinize cevabı zor sorular sormanıza yol açacak.
Mehmet Y. 
04 Ara 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir kitap okumak belli duyguları içinde taşımayı gerektiriyor. Sadece kitabın muhtevası değil yazarıyla ilgili de hisler taşıyabiliyor, üretebiliyorsunuz. Bazen yazarını bizzat tanıdığım, hatta dostluk kurduğum insanların kitaplarını da okuyorum. Yazarını tanımak daha farklı bir okuma macerasına sebep olabiliyor.

İşte yazarını tanıdığım kitaplardan birisi de Harun Çelik imzalı Muzungu idi. Muzungu’nun alt başlığı ise ‘Kısa Donlu Beyaz Adam.’ Afrika dillerinde ‘Beyaz Adam’ manasına geliyormuş bu Muzungu. Kitaptan öğreniyoruz bunu. Kitabın bize öğrettiği başka şeyler de var aslında. Hatta başlarda vaat ettiği bir şey de vardı ve diyordu ki, ‘Afrika hiç de öyle bize anlatıldığı gibi sefil, kaynaksız, berbat bir yer değil!’ Nitekim Çelik’in dolaştığı ülkelerde bunları aynıyla görebiliyoruz.

Harun Çelik’in kitaptaki ana tezi, ‘Afrika’nın Avrupalı beyazlar tarafından gözleri dönmüşçesine sömürüldüğü ve esasında bugün bile Afrika’nın özkaynaklarının kıtadaki sorunları çözebilecek seviyede olduğu.’ yönünde. Gelin görün ki, Beyaz Adam bugün kağıt üzerinde köleliği ve sömürgeciliği bırakmış görünse de gerçek hiç de öyle değil. Zira yaşlı ve kalabalık Avrupa bugün dahi Afrika’nın kaynaklarına muhtaç ve kapitalizm şemsiyesi altında sömürüye devam ediyorlar.

Kitabın kolay okunabildiğini ve dilinin bir gezi tadında olduğunu söylemem lazım. Mesela benim boş bir günümdü ve gün içinde birkaç oturumda bitirdim kitabı. Çelik’i tanıyanların bildiği konuşma üslubu, kitaba da sirayet etmiş. Anlatılan yerlere Kenya, Somali, Tanzanya, Mozambik, Güney Afrika gibi ülkeler ve tabii Zenzibar Adası da dahil edilebilir. Bildiğimizi sandığımız Afrika ile ilgili belki de ne kadar az şey bildiğimizi görüyoruz bu kitapta.

İngilizlerin planlı ve sinsice, Portekizlilerin vahşice ve diğer Avrupa ülkelerinin de acımasız ve memnuniyetle gerçekleştirdikleri sömürgecilik yarışında, Osmanlı’nın bu uzak beldelerde dahi vakur ve adil duruşunu görmek beni şaşırtmıyor ama bir kez daha gururlandırıyor doğrusu.

Son derece doğal olarak bu kitabın da beş-altı farklı yerde üstünde durduğu bir hareket var. Osmanlı’nın torunları olan Türk Okulları. Çelik’in de altını çizdiği gibi onların oradaki varlıkları çok mühim. Siyasi iftiraları ve önyargıları bir kenara bırakmak lazım çünkü o insanlar orada Türkiye’yi layıkıyla temsil ederken takdiri de hak ediyorlar. Bunları yazarın bizzat yaşayıp, gördüğü anekdotlardan da anlayabiliyorsunuz zaten. Bilhassa 2 yaşındaki şehidimize dikkat çekmek isterim.

Kitapta ilgi çekici pek çok şey varsa da ben birkaç tanesini biraz daha öne çıkarmak niyetindeyim.

Mesela Mozambik’e adını verdiği söylenen bir yiğit adam; Musa Bin Beg. Kalitesiyle, hoşgörüsüyle, tavrı ve bilgisiyle orada İslam’ın ilk temsilcilerinden olan bu evliya ruhlu adamın sayesinde Mozambik’te İslam bilinmiş ve yayılmış.

Yazarın, kitaptaki ‘en azından internetten fotoğraflarına bakabilirsiniz’ tavsiyesine uyduğum ‘Kizimkazi Yunus Turu’ da çok ilgi çekiciydi.

Tabii bir de bizim kavruk uşakların sinesinde derin yaralar açan ve bir nefrete dönüşen ‘Beyaz Adam Sendromunun’ beyaz bir Müslümanla karşılaşınca nasıl bir coşkuya dönüştüğünü anlatan birkaç farklı hadise de öyle…

Doğrusu bu kitapta keşke olsalar dediğim gezilerin fotoğraflarını ya da eğer varsa belgeselini de görmek isterdim.

‘Çok okuyan mı bilir, çok gezen mi?’ polemiğinin cevabı bellidir esasında; ikisini birlikte yapan. Ben de bunu yapmaya çalışan birisi olarak bu kitabın ruhunu ve meramını anlıyorum.

Son olarak ise ‘agzına davun çıktığımın Muzunguları’ diyorum…

Bahri Oral 
14 Ara 2015 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Afrikanın bilinmeyen yönlerini akıcı bir dille anlatan bir solukta okuyacağınız bir kitap. Tebrik ediyorum