Freud'un sanatçılık ile nevroz arasında kurduğu bağı haklı çıkarırcasına intihar oranı yazarlarda çok daha fazla görülüyormuş... O yazarlardan birisi olan Pavese'nin intihar ettiği otel odasındaki notlarda: "Şu anda yapabileceğim tek şey... Boğuntuya son verecek yanıtlar bulmaya çalışmak..." yazıyor örneğin. Hep düşünmüşümdür... Pavese bahsettiği boğuntuya yanıt bulamadığı için mi intihar etmiştir? Yoksa bulduğu yanıt mıdır intihar?
Ne güzel söylemiş Özdemir Asaf: "Binlerce belki geçiyordu geceden..." Bir tanesinin çengeli takılır zihninde... Artık o belki'ye sarılıp uyumaktan başka çare kalmaz... Uyku tutmayanlar ikiye ayrılır diyebiliriz o halde... Koyunları sayanlar ve belki'leri sayanlar...
Belki'ler köklerini gündüzlere salmıştır... Gündüzleri beslenip geceleri dalarlar zihnimize en semiz halleriyle... Bu sebeple olacak ki "Uykusuzluk çekenlerin, geceyle aralarının bozuk olduğunu sananlar yanılırlar. Onlar genelde gündüzle sorunlarını çözememiş insanlardır." satırlarını mıh gibi tutarım hep aklımda...
"Acının çok ince bir zaman ölçüsü vardır, anları bile böler.." der, Danton'un Ölümü kitabında G.Büchner. Özellikle de geceleri... Dilim dilim eder hayatını gözlerinin önünde... Belki'lerden ve acılardan kaçmak istersiniz... Çok uyumak kaçmaktır... Uyuyamamaksa yakalanmak... Bundandır ki uyursan gece biter... Uyuyamazsan sen...
Tam 6 Eylül 1899'da Freud, Düşlerin Yorumu'nu bitirir ve Fliess'e şöyle yazar: "Üslubum ne yazık ki yetersizdi çünkü bedensel açıdan çok iyiydim. İyi yazmak için, biraz acı çekmem gerek."