Güngör Derman

Bireysel seçimlerinizi takıntı haline getirirken, bu seçimlerin hiç de bireysel olmadığını, aslında içinde yaşadığımız toplumdan fazlasıyla etkilendiğini göremeyebiliriz çoğu zaman.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yaşam tercihleriyle tüketici tercihleri aynı terimlerle tarif ediliyor: Dogru duvar kağıdını ya da saç kremini bulmaya çalisir gibi, "dogru" hayati bulmaya kalkışıyoruz. Günümüzün tavsiye kültürü, es arayisini araba arayisindan çok da farki yokmus gibi sunuyor: Önce tüm artıları ve eksileri tartmamiz, sonra bir evlilik-öncesi sözleşmesi yapmamiz, isler kötüye giderse onarim yapmamiz ve nihayetinde eski modeli yenisiyle degistirmemiz gerekiyor; en sonunda da bağlanmanın tüm bu hırgüründen yorgun düşüp geçici bir kira sözleşmesinde karar kılıyoruz.
Gelismis dünyada yasamlarmizi kişiselleştirip kusursuzlastirmamızı saglamasi gereken bu seçenek artışı, nasil olup da daha çok doyum yerine daha büyük bir kaygi, daha büyük bir yetersizlik ve suçluluk duygusu doguruyor?
"Bence yaşamlarımızda kendimizi çok fazla şeyden sorumlu hissediyoruz. Meslegimize, çocuklarimiza, evliliğimize karşı sorumluluklarımız var. Ne yapacağını başka birinin söylemesi insanı rahatlatıyor. “
Kendi geçmisinden kopmus bir halk ya da sinif, seçmede ve eyleme geçmede tarih içinde kendi yerini bulmus bir sinif ya da halktan çok daha az özgürdür.