Unutmamak gerekir ki onların da ana- babaları vardı ve kuşaktan kuşağa aktarılan sorunlardan kimin sorumlu tutulabileceği sorusunun da yanıtı yoktur. Dolayısıyla ana-babaların kusurlarını kendi sorumluluğumuzdan kaçınmak için gerekçe olarak kullanmak, vaktiyle bize karşı işlenen kusurları da bizden sonraki kuşaklara da yansıtmamıza neden olabilir. Ana-babalar bizleri ayrı birer varlık olarak görmemiş olabilir ama biz onları kendimizinkinden ayrı dünyaları olan varlıklar olarak göremediğiniz sürece gerçek anlamda yetişkinliğe ulaşmış sayılmayız.
Aşırı kısıtlayıcı tutumlar da başkaldırıcı davranışlarla sonuçlanır ve çocukta ana babanın görüşleri ile uyuşmayan dış etkilere doğru bir yönelme görülebilir
Kendilerine amaç edinmiş oldukları "refah toplumu" düzeyine eriştiklerinde bireyler, sahip oldukları maddi bolluğa karşılık, boşluk, anlamsızlık ve yabancılaşma gibi daha önce hiç tanımamış oldukları duyguları yaşamaya başlamışlardır.
Hikaye; okuru etkilemiş, onun adalet duygularını ayağa kaldırmışsa hikayede iyi kötüye yenilse bile sonuç olumludur. Yeter ki okur, iyi için kötüyle savaşmaya hazır olsun