Yaşamın amacının, mutluluğun sürekli kılınması değil, bilincin yoğunlaştırılması ve arınması, bilginin zenginleştirilmesi olduğunu düşünmeye itebilirdi insanları.
Ve bir kişinin İçindeki Hükümdar, ister bir anlık isterse de daimi memnuniyeti için ondan ne zaman bir şey istese, bu isteğin önünde engel teşkil edebilecek ve bu istek yüzünden zarar görebilecek olan kim olursa olsun, bu emre itaat etmek ve bu isteği yerine getirmek zorunda olduğunu söylememiş miydim?
Fakat özgürlüklerini elde etmek için hiçbir çaba harcamamış olanların duymayı hak ettiği bir kural yok. Çünkü insanlar sadece “sahip oldukları” bir kuralın gücünden istifade edebilirler.