Damla

Geçmiş zamanın kenti
Gerçeklik tarafından kurulup sonra şüphe tarafından harabelere çevrilmiş din tapınakları.
Sayfa 89
Reklam
Mutluluk huzurla ilgili bir şey değildir. Mutluluk, birliğin sarıldığı şiddetli bir arzudur, huzur ise unutuşun doldurduğu bir vazgeçiştir.
Sayfa 87
Ötücü bir kuş gibiydim, aylak bir kelebektim, otların üstünde yürürken, kırların üstünde esen meltemden de hafifti adımlarım. Toplumun alışkanlıklarının makhûmu olmuştum işte: Giydiklerimde, yediklerimde ve yaptığım her şeyde insanları ve onların yasalarını hoşnut etmek için yapmacık davranıyorum.
Sayfa 35
Ben insan kalbiyim, toplum yasaklarının karanlığına mahkûm, yıkılıp gitmişim. Yanılgıların zincirleriyle bağlanmış, can çekiştim. Uygarlığın bozuk düzeninin köşelerine terk edilmiş, ölüp gittim. Bu sırada tek kelime etmedi insanlık, gözleri kuruydu ve gülerek bakıyordu.
Sayfa 24
Ben o ağacın dalları altında, kaygının elleri ile şu garip dünyanın gizemleri arasında sıkışmış dururken, onlar ayrıldı birbirinden.
Sayfa 21
Reklam