Ötücü bir kuş gibiydim, aylak bir kelebektim, otların üstünde yürürken, kırların üstünde esen meltemden de hafifti adımlarım. Toplumun alışkanlıklarının makhûmu olmuştum işte: Giydiklerimde, yediklerimde ve yaptığım her şeyde insanları ve onların yasalarını hoşnut etmek için yapmacık davranıyorum.
Ben insan kalbiyim, toplum yasaklarının karanlığına mahkûm, yıkılıp gitmişim. Yanılgıların zincirleriyle bağlanmış, can çekiştim. Uygarlığın bozuk düzeninin köşelerine terk edilmiş, ölüp gittim. Bu sırada tek kelime etmedi insanlık, gözleri kuruydu ve gülerek bakıyordu.