Damla

Damla
@ddd789
528 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
..çalışma masamın üzerinden bir böcek geçiyor. Bu böceği sırtüstü çevirirseniz, onun tekrar ayaklarının üzerinde durabilmek için ne denli olağanüstü bir çaba gösterdiğini görebilirsiniz. Bu çabayı gösterdiği zaman aralığı içinde, bu böceğin hayatında bir “amaç” vardır. Bu amaca erişmeyi başardığı takdirde, insan neredeyse onun yüzündeki zafer ışıltılarını görebilir. Sonra çekip gider. Kendi türündekilerle bir sonraki karşılaşmasında başından geçenleri anlattığını ve genç nesil böceklerin de, bunu başarmış bir böcek olarak, onu hayranlıkla izlediğini hayal etmek hiç de zor değildir. Yine de bu kendini beğenmişliğin içine karışan bir de düş kırıklığı vardır. Bu badireyi başarıyla atlattıktan sonra, hayat şimdi ona basit ve boş gelmektedir. Bakarsınız, aynı zafer sarhoşluğunu tekrar yaşama ümidiyle aynı yere gelir. Bunu yapma cesaretini gösterip göstermediğini anlamak için, sırtına mürekkeple minik bir işaret koymakta fayda olabilir. Cesur bir hayvandır bu böcek.. Milyonlarca yıldan beri neslinin tükenmemesinden de belli değil mi?
Sayfa 106
Reklam
Kendini zorlayarak bakılırsa gözler göremez olur; fazlasıyla kulak verilirse kulaklar duyamaz olur; aşırı derecede düşüncelere ve fikirlere sakınırsa bilgilerde karmaşa meydana gelir. Gözler göremez ise akla kara ayırt edilemez; kulaklar duyamaz ise güzel sesler ile çirkin sesler birbirine karışır; bilgilerde karmaşa meydana gelirse akıl hataya ve başarıya götüren şeyleri anlayamaz. Gözler akla karayı ayırt edemezse buna körlük denir; kulaklar güzel ve çirkin sesleri ayırt edemezse buna sağırlık denir; akıl hataya ve başarısızlığa götüren şeyleri anlayamaz ise buna delilik denir. İnsan kör olursa günün aydınlık saatinde bile tehlikelerden kurtulamaz; sağır olursa göğün gürleyerek duyurduğu belalardan bile haberdar olamaz; deli olursa halkın benimsediği adet ve kuralların ardındaki sorunlarla karşılaşır.
Sayfa 89
geçmiş gitmiş şeylerin o günün gerçeğine dönüşeceğini, geçip gitmiş şeylerin tenime, bedenime, belleğime kazınacağını izah ediyordum
Sayfa 149
Eline fırsat geçince umursanmamışlığın acısını çıkarmak, insanlar için doğal bir davranıştır.
Sayfa 92
“Sesinden tanıyordum kadınların mutsuzluğunu, sanki seslerinin özel bir kokusu oluyordu, kıyılmış tütün kıvamında, yanık gül yaprağı gibi kokuyordu sesleri, daha ilk notasında alıyordunuz kokusunu, bezgin, mesafeli ve biraz da düşmanca bir ses çıkarıyorlardı. Bir köpeğin bütün kokuları birbirinden ayırdedip insanların duygularını kokularından anlamaları gibi kadınların sesini tanırdım, her tonunu bilirdim, yalnızca kulaklarımla değil bütün vücudumla duyardım onların sesini. Sesler değişse bile duyguların seslere kattığı tonlamalar değişmez, ne kadar saklamak isteseler de bunu beceremezler, bir köpekten kokularını saklayamayacakları gibi benden de seslerini saklayamazlardı. Yüzlerini, bakışlarını, sözlerini, hatta seslerini bile değiştirebilirler, ama o seslerin içindeki küçücük vurgulamaları değiştiremezlerdi. “
Sayfa 60
Reklam