Şafak söktüğünde kitabı bırakır, derin bir soluk alır ve kendine insan ruhunun gizemlerini sorarsın. Bir kitap bunun içindir; önemli olan karanlığı bilen ve onu yok eden gözlerle şafağın derinliğini sorgulamaktır.
Dünyayı tanımlamak; haliyle dünya olmamak; dünyanın etrafında küçük bir uydu, dikkatli ve uyanık, keskin ve muhteşem, ama ne muhteşemlik o öyle; bir göz, sözcüklerden yapılma bir göz gibi dönmek.
Bize ait olmayan, yabancı şeyler üzerinde etkimiz olmasına izin veren bütün anlamlardan koparılsaydık ne olurduk? Belki sen safi dehşet ben de daimi kahkaha olarak bir boşlukta dururduk.
Çene çalmamın nedeni bu; aslında ben, soytarı sıfatıyla, söyleyecek sözleri anca çene çalarken, rastgele ilerlerken bulurum; fikir sahibi olmayarak, diyecek hiçbir şeyim olmadan yapabilirim bunu, böylece, yani rastgele konuşarak bir biçimde var olurum; çünkü böyle söylenen sözler benim portremi çizer; yüzümü, ellerimi ve ben, küçükten de küçük, birden hiçlikten taşarım; öyle ki var olduğum söylenebilir.