Deniz Aydın

Uyku onun için unutmak demekti; uyandığı her sabahı kederle karşılıyordu. Hayat onu kaygılandırıyor, sıkıyor, zaman ise eziyet gibi geliyordu.
Sayfa 465·Kitabı okudu
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Ben hastayım, çok hasta. Şu ana kadar hastalığımın ne kadar ilerlediğini anlamamıştım. Bir şeyler uçup gitmiş benden. Hayattan hiç korkmamışımdır, ama bir gün hayata doyabileceğimi hiç hayal etmemiştim. Hayat beni o kadar doyurmuş ki hiçbir şeye arzu duymuyorum. Duysaydım, şu an seni istemem lazımdı. Ne kadar hasta olduğumu anlıyor musun?
Sayfa 462·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Haritasız ve dümensiz kalmış, gideceği limanı olmayan bir gemiydi. Kendini akıntıya bırakıp sürüklenmek, en azından hareket etmek, hayatta kalmak demekti ki içini acıtan şey de zaten buydu; yaşamak.
Sayfa 408·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
O küçük altın parçası yemek demekti, hayat demekti, vücuduna ve beynine ışık demekti, yazmaya devam edebilecek gücü demekti ve kim aksini iddia edebilir, benzeri birçok altın parçasını getirebilecek bir şey yazabilmesi demekti.
Sayfa 319·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Bana, acı duymak ihtiyacıyla yarasını isteyerek degiştiriyormuş gibi geldi... İnsan yüreği büyük kayıplar karşısında çoğu zaman bu ihtiyacı duyar!
Sayfa 336·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı