-Öldü mü? Neden peki?
-Neden olduğu anlaşılamadı. Belki de üzüntüdendir. Sürekli iç çekerdi.
-Bu kötü bir şeydir. Her iç çekiş insanın yitirdiği bir yudum yaşamdır.
Bu köy yankılarla doludur. Bunlar sanki duvar deliklerinde ya da taş altlarında hapsolmuş gibidir. Yürürken, birilerinin senin üzerine basıp geçtiklerini hissedersin. Gıcırtılar duyarsın. Gülüşler duyarsın; gülmekten yorulmuş gibi, artık çok yaşlanmış gülüşler. Ya da kullanılmaktan yıpranmış sesler. Bütün bunları duyarsın. Bir gün bu seslerin sönüp gideceğini düşünüyorum.
Yüzlerce metre uzakta, tüm bulutların üzerinde, her şeyin çok, ama çok ötesinde gizlenmişsin, Susana, Tanrı'nın sonsuz büyüklüğünde, onun takdiri ilahisinin arkasına gizlenmişsin; ne seni görebileceğim ne de sana sesimi duyurabileceğim bir yerdesin.