Deniz Dilbaz

keder fena halde bulaşıcıdır.
10/10
·144 syf.··
2024 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2024 07:29
“asla asla ama asla istenmeyen biri olmadığını söylemek istiyorum ama ölüm sağır dilsiz sessiz dünyada hiçbir şey ölüm kadar sağır dilsiz sessiz değil yalnızım bedenimden nefret ediyorum ölen bir şey doğurdu bedenim onu yaşatamadı yalnızım ve bedenime tükürüyorum etimden nefret ediyorum etime bıçak saplamak bedenimi cezalandırmak istiyorum.” Yıllar önce Ece Gamze Atıcı şöyle bir kitap başlangıcı yapmıştı; “Keder fena halde bulaşıcıdır. Tek başına içilmiş bir masadan da kapabilirsiniz, yıllarca kullanılmayı bekleyen bir kurşun kalemden ya da pencere kenarında annesinin yolunu gözleyen küçük bir çocuktan da…” Bu kitabın sayfalarında, yüreğiniz kederle dolup taşıyor. Anlatılanlar, bir anne ve kaybettiği oğlunun ardından kalan boşluğu tarif ediyor. Oğlunun fiziksel varlığı belki yok artık, ama anıları öyle canlı ki, sanki yanı başımızda. Bu hatıralarla dolu sayfalarda, kelimenin gücüne bir kez daha tanık oluyorum. Ama ne yazık ki, kelimeler bazen yetersiz kalıyor. Dudaklarımızın arasından geçen her kelime, içimizdeki acıyı dindirmeye yetmiyor. Bir insanın en derin acısı, sevdiklerini kaybetmesidir. Ve bu kitap, bu acının en koyu tonlarını işliyor. Anne, oğlunu sonsuza dek kaybetmenin yükü altında eziliyor. Anılarla avunmaya çalışsa da, bazen bu yeterli gelmiyor. Çünkü oğlunun sesini duymak, onun dokunuşunu hissetmek istiyor. Ama artık o yollar kapandı. Ve her bir sayfa, her bir cümle, yüreğininin derinliklerinden gelen çaresizliği yansıtıyor. Belki de bu kitap, acının ve kaybın derinliklerinde bir yolculuktur. Anne, her bir sayfada, her bir hatırayla, kendi içsel sorgulamasını yapıyor. Ve belki de bu süreçte, bir nebze olsun huzur bulacak. Ama şu bir gerçek ki, kaybın acısı kolay kolay silinmiyor. Çünkü bazen, acıyla yüzleşmek, iyileşmenin ilk adımı olabilir. “Keder
Edebiyat
Carl’ın Kitabı: Ölüm Senden Bir Şey Aldığında Onu Geri VerNaja Marie Aidt · Everest Yayınları · 2022243 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
oğlancık.
10/10
·188 syf.··
2022 8. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2022 00:47
“O sıralarda arkadaşlarımla bu sorunu konuşmayı denedim. Düşün ki, bir insan bilerek felakete sürüklüyor kendini ve sen onu kurtarabilirsin- KURTARIR MIYDIN?” Hikaye bu ya bir ‘oğlancık, ilk görüşte aşkın ne olduğunu anlamadan atlamış o kuyuya. Çıkmak için hiçbir şey yapmamış. Kuyunun sessizliği ve güzelliğinin içinde kaybolmuş. Bu ‘oğlancık, masallar okumayı, şiirler okumayı seviyor ve sesli okuyormuş o kuyudaki arkadaşına. Bu bisiklet sürerken, küvette, yatakta iken. Kelimeler insanı her durumda yakalamayı sever. Çocukta kelime avcısıymış. Kuyunun sahibi kadın ise daha çok okumasını istiyor, daha çok anlatmasını istiyormuş. Ama kuyunun sahibi sadece bir kuyumuş. Geçmişi ile gömüldüğü kuyuda kendini cezalandırmayı istemiş. Öykülerden ve masallardan gelmiş ‘oğlancık, ona. Sonra bir gün kuyuyu kapatmışlar. Geçmiş kovalar, gelecek çekiştirir. İkisinin arasında kalmış ‘oğlancığın, öyküsü. -gerçekten oraya gitmem başka bir şey.
OkuyucuBernhard Schlink · İletişim Yayıncılık · 20144,621 okunma
KELİMELER.
10/10
·249 syf.··
2022 4. kitabı
“Kelimeler böyledir. Yığın halinde içerilse bile kendilerini belleğin sonsuz köşelerine yerleştirirler ve sonra kostümlerini kuşanıp birerli, ikişerli, üçerli halde geri dönerler, her küçük küme kalbi zehirle tekrar tekrar kemirmek için öne çıkar.” Kitap büyük bir kalp ağrısı ile başlıyor. Neden? Çünkü isimsiz kahramanımız kalbinin ‘haşat’ olduğunu söylüyor. Tabii buraya gelen zamanı anlatmak için şunu yapması lazım; -hikayenin en başına dönüyoruz. Çünkü gerçeği bilmene hakkın var. Bu hakkı senden esirgeyemem. Bu zamana kadar yanıltıldın. En güzel giyinmiş kelimelerimler masallarımı dinledin. Göğün en üst katında da, yerin en alt katında da ben vardım. Gerçeğin peşinde koşarken sana anlattığım hikayeleri dinlemeyi seviyordun ama benim hikayelerim ve kelimelerim bitmeye başladı. Yalanlar attım. Sonra onların benim gerçeğim olduğunu ve senin de gerçeğin olmasını istedim. Olmaz. -hikayenin ortasına geliyoruz. Kimsemiz yokken başka bir ülkeye gittim. Gerçek hikayem burada başladı. -hikayenin sonuna geliyor. Sen şimdi kayboldun. Benim de hikayem en başından beri kurguymuş. #kitap #sessizliğehayranlık
Sessizliğe HayranlıkAbdulrazak Gurnah · İletişim Yayınları · 2018924 okunma
Bugün var, yarın yok!
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2021 42. kitabı
“Yarın.. Yarından sana ne? Yarın böyle olur mu? Hava böyle güzel olur mu? Bir hafta sonra ne olur, belli mi? Yaşıyor olur muyuz? Gelecek ay İstanbul yerinde olur mu? Dünya yerinde olur mu? Yarın.. Hayatta yarın yok ki.. Ve bugünü elinden kaçırdığında, ne kalır geriye?” Sevgili Sur, Seni tanıdığım bu süre boyunca anlatacağım ve dinleyeceğim çok hikaye çıktı. Ben hikayelerin peşinden koşmayı ve onlarla yaşamayı seviyorum. Senin hikayen parasızlığın getirdiği bir dünyada açıldı karşıma. Karışabileceğin bir hayatın varken hepsinden uzaklaştırılmaya başlamıştın. Seni sana değil okuyanlara anlatmak isterdim. Üzerinde yapışmış düşmanlık Türkiye tarihinin en kötü olaylardan birine aitti. Sen kimsenin düşmanı değilken insanlar senin kimliğinde evlerinizi, dükkanlarınızı yağmalamıştı. Sevgisizliğin temellerini toplum atmıştı üzerine. Bu toprakların kan ile beslendiğini hepimiz biliyorduk. Ailendeki olaylar bu sevgisizliğin ateşini daha da arttırmaya başladı. Ben senin hikayeni okurken o evin içerisinde yaşamaya devam ettim. Eve girdiğin anda üzerine yapışan mutsuzluk evden ilk çıktığın ana kadar yakana yapışıyordu. Bazen annen kız kardeşindir ve onunla yaşarsın sevgini, geleceğini. Kardeşin senin için birşeyler yapabileceğini biliyordu. Ama senin adın Sur’du ve bizim dilimizde aşabileceğimiz bir duvar değildi. Sana verilen taşlar ile kişiliğini örmeye başladın. Yaptığın buzdan sarayda eritmeye bir ateş yakmaya çalıştı ailen. Önüne konan dünyanın en güzel yemeği de olsa gözyaşı ile sulanmıştı. Aldığın ekmek bir taş parçası olmaya başladı. Bana anlattığına göre 20’li yaşlarındasın. Lise son’a gidiyorsun ve hayatına Norma ile tanıştın. Sevgili Sur, hala Türkiye’de dışarıda öpüşenlere karışıyorlar. Biz bir adım daha ileri gidemedik. Seninle aynı zamanda yürüseydik yine ahlak
Edebiyat
Անկուտի սիրահարներZaven Biberyan · Aras Yayıncılık · 2017193 okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2021 18. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2021 15:21
“Herkes güneşe fazla yaklaştığı için düştüğünü söylüyor ama uçtu, anlıyor musun oğlum, uçabildi. Şayet birkaç saniyeliğine bile kuş olabildiysen düşmek önemli değildir.” Kuş ölür, sen uçuşu hatırla. Ikarus’un hikayesidir bu dize bana göre. Ölümü bile bile o anı yaşamaktan ibarettir. Ben distopya okumayı severim. İlk defa bu kadar etkilendiğimi düşünüyorum. Bir gün bir şölene davet edilirsin ve bakarsınız ki yemek listesinde adınız yazılı. Sizi yemek için gelmiştir hepsi. Bedeninizin lezzeti hepsini kasıp kavuruyordur masada. Bütün teknikleri öğrenmişler sizin için. Az pişmiş, fresh fingers!, sosa batırılmış böbrekler vs. hepsini tek seferde yiyecek insanlar mevcut masada. Adım atsanız eklemlerinizden, elinizi kaldırsanız dirseklerinizden, kafanızı çevirseniz boynunuzdan bir parça alacaklar. İnsan garip bir hayvan. Bulunduğu kabın şeklini aldığı için bu kadar ‘akıllı’. Kitap sizi dövüyor. Her sayfasında ayrı bir hikaye var. Seri üretim fabrikalarındaki insanlar, sosa batırılmış insanlar, avcılıkta kullanılan insanlar, hamile ise daha değerli olan üretim malzemesi insanlar, borcunu ödemek için av olan insanlar. İnsan-larlarlar.
Leziz KadavralarAgustina Bazterrica · Çınar Yayınları · 20202,453 okunma