Onda bir hayalperestin yüzü var, sıradan bir hayalperestin değil üstelik, takip edilemeyecek bir hızla hayal kuran birinin yüzü. Rüyaları bizimkilerin ötesine geçmiş birinin yüzü. Ve bu, beni korkutuyor. Anlıyor musunuz?
Garip bir şey bu, birilerini çok yakından bilmek. Uzağı gören zihinler olduğu gibi ancak yakını görebilen zihinler de oluyor. Ben kendime yakın olan şeyleri hiçbir zaman pek iyi seçememişimdir. Söz gelimi, kitaplardan bildiğim Partenon bana şu karşıdaki kendi evimden daha yakındır.