Deniz Dilbaz

Deniz Dilbaz
Hayalperest-
Onda bir hayalperestin yüzü var, sıradan bir hayalperestin değil üstelik, takip edilemeyecek bir hızla hayal kuran birinin yüzü. Rüyaları bizimkilerin ötesine geçmiş birinin yüzü. Ve bu, beni korkutuyor. Anlıyor musunuz?
Edebiyat
çünkü her şey kontrolden çıkana dek günü gününe yaşarsam, bir yandan da kendimi uyuşturup sadece önüme bakarsam, böyle de yaşayabilirdim.
Ama buraya ait değildi o. Kendisi gibi buraya ait olmayan başkalarını özlüyordu. Sonunda birini buldu. O da farklıydı. En başından beri.
“Gel, demek isterdim ona; gel sevgilim, daha yakına. Kaç zamandır hasretinle yanıp tutuşmaktayım. Yaklaş, yaklaş ki, seni doya doya göreyim.”
Garip.
Garip bir şey bu, birilerini çok yakından bilmek. Uzağı gören zihinler olduğu gibi ancak yakını görebilen zihinler de oluyor. Ben kendime yakın olan şeyleri hiçbir zaman pek iyi seçememişimdir. Söz gelimi, kitaplardan bildiğim Partenon bana şu karşıdaki kendi evimden daha yakındır.
Sayfa 86·Kitabı okudu