Roman iki ana bölümden oluşuyor.Birinci bölüm Ferit’in pansiyonda geçirdiği buhranlı günleri ve halüsinasyonlarını konu alırken, ikinci bölüm Matmazel Noraliya’nın (Nuriye) günlüğünü ve kendi “ben”ini yok etme sürecini anlatıyor.
“Peyami Safa’nın kendi deyimiyle en fazla beğendiği eser…”
Peyami Safa’nın psikolojik tahlillerdeki dehasına saygım sonsuz ama Matmazel Noraliya’nın Koltuğu benim için oldukça yorucu bir okuma süreci oldu. Dönemin felsefi ve tıbbi terimlerinin yoğunluğu, ağdalı dil kullanımıyla birleşince hikayenin akıcılığını ciddi şekilde baltalamış. Karakterin iç dünyasında kaybolmaktan ziyade, eski kelimelerin ve bitmek bilmeyen betimlemelerin içinde boğulduğumu hissettim. Klasik severleri bile zorlayacak bir temposu var.
Keyifli okumalar
Bir tek kişi iyilik ve güzellikle meşgul olsa dahi evler,şehirler,memleketler ve milletler büyük bir saadetle şaduman olurlar…Böyle kimseler yalnız kendi kendilerini tahsis etmekle kalmazlar ;rast geldikleri insanları da hür ve serazat bir ruh ile doldururlar.
Delilik şüphesiz aptallıktan iyidir. Delilik ,var olmuş bir zekanın yok oluşudur; aptallık,var olmamış bir zekanın var olmamaya devam edişidir.Deliliğin hiç olmazsa mazisi şanlı.Aptallığın şerefli bir tarihi bile yok.