Bazı kitaplar vardır, okurken değil de bittikten sonra daha çok konuşur insanın içinde. İza’nın Şarkısı da tam olarak öyleydi benim için.
Magda Szabo, anne-kız ilişkisini öyle derin, öyle gerçek bir yerden anlatmış ki satır aralarında kendine, geçmişine, hatta bazen suskunluklarına bile denk geliyorsun.
Bitince içimde hafif bir sızı ve uzun süre geçmeyecek bir düşünce kaldı:
“Gerçekten anlıyor muyuz birbirimizi, yoksa sadece iyi niyetle mi yaklaşıyoruz?”
Sevgi var ama anlaşılmak yok.
İyi niyet var ama yetmiyor.
Bazen en yakınımızdaki insanla bile aynı dili konuşamıyoruz…
Sevginin her zaman aynı dilde konuşmadığını, bazen en çok sevenin en çok uzaklaşan olabileceğini hissettiren bir hikaye…
Sessiz ama derin bir kitap.
Keyifli okumar