İçki ile ilk ilişkilerimi, ilk sarhoşluğumu ve tiksintimi anlattım. Ve beni sonunda her zaman yenilgiye uğratan şeyi söyledim. Bu, içkinin kolay elde edilebilir olmasıydı. İçki yalnız elde edilebilir olarak kalmamış, gelişen hayatımın her şeyi beni ona doğru itelemişti. Sokaklarda bir gazete satıcısı, bir denizci, bir madenci, uzak ülkelerde dolaşmış bir insandım ben. İnsanlar konuşmak, gülmek, övünmek, rahatlamak, yorucu gün ve gecelerin sıkıcı işlerini unutmak için hep içki sofrası başında buluşurlardı. Meyhane bir toplantı yeriydi. İnsanlar meyhanede, çok eskiden insanların mağaralarının önünde yaktıkları ateşin başında toplandıkları gibi toplanırlardı.
John Barleycorn’un -yani alkolün, yani içkinin demek istiyorum. Bundan böyle içki ve ayyaşlığı John Barleycorn diye anacağım hep- tabutunun çivilerini çakacak olanlar karılar, kızkardeşler ve analardır…