ayşegül b.

Chamfort anlatır: Bir hanım şövalye B'ye şöyle diyormuş: “Sizde sevdiğim... " "Ah, Madam," diye sözünü kesmiş adam, "neyimi sevdiğinizi biliyorsanız, yandım."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sizde sevdiğim: Siz Sizde sevmediğim: Hiçbir şey Evet, bir anlamda doğru bu yazdığım, ama tümüyle değil. Aynı özellikleri her iki sütuna da koymak daha doğru olurdu belki de, öyle ya, başka bir kadında, hiç sevmezdim ya, sizin parçalarınız olarak sevdiğim ayrıntılar var.
Benliğime, bir giysinin bir askıya asıldığı gibi, benimkinden daha güzel, daha zengin bir ruh asılıyormuş gibi hem hoş, hem kaygı verici bir duygu vardı içimde. Daha önce sözünü ettiğim notta şöyle diyordu: “Hiç Odile’e benzemiyor, gene de... Yoksa sırf ak bir giysi giymiş olduğu için mi...” Odile’le hiçbir benzerliğim yoktu kuşkusuz, ama gizemli ve çabucak uçup giden birtakım izlenimler vardır, yaşamımızda en az etki bırakanlar da bunlar değildir.
Philippe’in beğenilerini anlamak kadar kolay bir şey yoktu; kitaplarda yalnız kendini arayan okurlardandı. Çoğu zaman kitaplarının sayfalarını notlarla kaplı buluyor, güçlükle okuyordum, ama yazarın düşüncesi içinden onun düşüncesini de izlememi sağlıyordu bunlar. Onun kişiliğini belli eden her şeyle tutkuyla ilgileniyordum.
Sözün kısası, yaşamaya değen biricik aşkın iki yaratık arasında tam bir güven, içine bakılınca en ufak bir lekeye rastlanmayan, arı bir billûr olduğunu düşünmüyor musunuz?