"Yukarıya kadar tırmanıp cesurca son adımı atarken birdenbire yanlış yola girdiğini düşünüp korkuya kapılmak, ileriye doğru birkaç kolay adı-mı atacak gücü kaybetmek kadar korkunç bir şey yoktur hayatta."
"Ve doğru da yapmış," diye ekledi ressam heyecanla. "Çünkü karşılaştığımız her kadının güzelliğinin farkına varıp resmedemezsek, sevdiğimiz kadınların hoş güzelliğini neyle kıyaslayıp resmedebiliriz ki? Bizler, Tanrı'nın birer sureti değil miyiz ve en mükemmelini tasvir edebilmek için görünmeyenin soluk bir kopyası olsa da, mükemmele en yakınını resmetmemiz gerekmez mi?
Yapayalnız bir fenerin ışığında, artık kimsenin kendisini görmediği bu anda, tanımadığı bu kalenin ortasında, evinden uzakta, bildik ve güzel şeylerin hepsinden uzakta, en azından yüreğini tamamen açabilmenin bir teselli olacağını düşünüyordu.
Demek ki annesi, bir daha hiç geri gelmemek üzere yitip gitmiş bir mutluluğu olduğu gibi koruyabileceğine, zamanın akışını durdurabileceğine, oğlu geri geldiğinde kapı ve camları açmakla her şeyin eskisi gibi olabileceğine inanıyordu.