banu banuk profil resmi
üniversite
istanbul
20 okur puanı
27 Eki 2016 tarihinde katıldı.
  • banu banuk tekrar paylaştı.
    Rukiye Türeyen %98 engelli; hareket ettirebildiği tek parmağıyla kitap yazmış. Tek hayali kitabının geliriyle 38 yıldır kendisine bakan annesine ev alabilmek.
    https://twitter.com/.../1067706060029526016

    Rukiye Türeyen'in Kanadı Kırık Melek’in Kanadına Takılanlar kitap incelemem : #37341723
    İncelemeyi okumaya üşenirim, videosunu izlesem daha iyi olur diyorsan : https://youtu.be/BRILFNoKQPA

    Biz ne işe yarıyoruz peki? Böyle bir habere en çok kulak vermesi gereken kitle biz olabiliriz Türkiye'de.

    Bu gönderiyi paylaşan 61 kişiye;
    (10'u ismini belirtmek istemeyen bir kullanıcıdan),
    (5'i benden),
    (5'i Ayça'dan),
    (5'i Haruni'den),
    (5'i Murat Ç'den),
    (5'i Ayhan GÜVEN'den),
    (5'i ismini belirtmek istemeyen bir kullanıcıdan),
    (4'ü ismini belirtmek istemeyen bir kullanıcıdan),
    (2'si Nesrin A. Hanım'dan),
    (3'ü ismini belirtmek istemeyen bir kullanıcıdan),
    (3'ü ismini belirtmek istemeyen bir başka kullanıcıdan),
    (2'si Yuceyurt'tan),
    (2'si Özgürlük'den),
    (2'si M'dan),
    (2'si ismini belirtmek istemeyen bir kullanıcıdan),
    (1'i Twitter'dan ismini belirtmek istemeyen bir başka kullanıcıdan) olmak üzere Rukiye Türeyen'in Kanadı Kırık Melek’in Kanadına Takılanlar kitabını hediye edeceğiz.

    Henüz kitabı okumadım, ama okuyacağım. Böyle bir haberden sonra hediye etmem için kitabı okumuş olmama gerek yok. Kitabın edebi anlatımı, güzelliği, yazım tekniği şu aşamada umrumda değil, benim için hayaller önemli.

    *Kişileri 5-6 Aralık gibi belirlerim.
  • banu banuk tekrar paylaştı.
    Hepsi yaralar, sonuncusu öldürür!
  • banu banuk tekrar paylaştı.
    Bir kitapta okumuştum: "Her şey yoluna girmeden önce en kötüsü olmak zorundadır."
  • banu banuk tekrar paylaştı.
    "Ezginin Günlüğü, komşunun çocuğundan ödünç istediğimiz Orta Atlas'ı anımsatır bana... Coğrafya ödevimize yardımcı olan o kitabın sayfalarındaki haritalarda, aradığımız, dağı, dereyi ya da denizi bulmamız için bize rehber olan komşu sevgisidir, dostluktur... Elimizde pusula olmasa da, avucumuzda henüz soğumamış olan insan sıcağıdır yol gösteren, dağları deviren, denizleri aşan...

    Sanat eserleri şairi besler, büyütür... Bir resim, bir heykel ya da bir şarkı... Ezginin Günlüğü'nün dinlediğim her eseri yelkenlerime rüzgar oldu, gecenin karanlığında deniz feneri gibi yolumu aydınlattı... Şiirin kapı komşusu olan müziğin güler yüzlü komşusudur, Ezginin Günlüğü... Sokağımızı dolduran, genişleten şarkılar onun açık penceresinden taşmıştır... Beyaz perdeleri bir duvak gibi salınır rüzgarda... Eşiğinde de hep çamura, toza, toprağa bulaşmış, evi kirletmesin diye içeri alınmayan bir çocuk ayakkabısı vardır...
    Ezginin Günlüğü'nün kapağı ne renktir, bilemem... Çünkü bu günlük hiç kapanmamıştır, sürekli açıktır sayfaları... Şunu söyleyebilirim yalnızca; Sayfalarından biri Asya, öteki Avrupa kıtasıdır... Tam ortasından da bir deniz akar, gider... Ezginin Günlüğü İstanbul, İstanbul Ezginin Günlüğüdür... Bu yüzden, sayfaları çevirirken bir bakarsınız ki, yosun kokmaktadır parmaklarınız...

    Neler dökülmez ki Ezginin Günlüğü'nden hayatımıza; kurutulmuş boynu bükük bir papatya, vapur dumanı, sevdiğimiz bir şairin fotoğrafı, tırnağımızla düzelttiğimiz yıldızlı çikolata kağıdı, o gün doğacak bir kız çocuğuna önerilen adı sevdiğimiz için salkıdığımız bir saatli maarif takvimi yaprağı... Yani hisse senetlerine karşı, hissi senetler...

    Dize gelmeyen şairlerin dizeleri dalga olur, alır götürür bizi güzel kıyılara... Ezginin Günlüğü'nü dinledikçe uçan halılara, define adasına, Alaattin'in sihirli lambasına, deniz kızlarına daha çok inanıyorum... daha bir seviyorum Pal Sokağı'nın çocukları'nı, Don Kişot'u Şarlo'yu...

    Teşekkür ederim Ezginin Günlüğü... Birbirinden güzel şarkıların için sana teşekkür ederim... Sen olmasaydın hayatımızda pek çok şey eksik kalacaktı!"
    Sunay Akın
    https://youtu.be/QSfTGgPbWTs
  • banu banuk tekrar paylaştı.
    Çiziktirmişim bir ara....:

    En güzel zamanlar, minnacık ayaklarıma, annemin ayakkabılarını giydiğimde, ‘Topuklarını kıracaksın çıkart’ uyarısından hemen sonra ‘Annem benden daha ağır, o giyince değil de, nasıl olur da ben giyince kırılır ki?’ diye düşüne düşüne aynada kendime bakıp hayrete düştüğüm zamanlardı . Kafanın farklı çalıştığı zamanlar… Ayakkabılar çıkar, sorun uçar giderdi kafadan… Yorgan daha yoldayken biterdi kavga. Çok da üzerinde durup kafa patlatmaya değmezdi bazı şeyler besbelli…
    Düz yolda değil de duvar tepelerinde yürürken, bir yanda korku, bir yanda elimi tutan dedemin verdiği huzurla duvar bitene kadar yürüyüp gittiğim zamanlardı o zamanlar.. Tek huzursuzluk ‘Acaba o şekerlerden alır da mı döneriz eve, yoksa almadan mı?’ diye düşünürken yaşanırdı. ‘Dede, paramız var mı?’ diye laf olsun diye sorulur, her seferinde ‘Dedenin parası bitmez kızım’ cevabının alınacağını bile bile merakla beklenirdi o cevap… Şaka maka, dedemin çok parası olduğuna, ve gerçekten de bitmeyeceğine inanırdım da hani… Laf değil, ne de olsa her seferinde alınırdı o şekerlerden.. Bu da demek oluyordu ki, dedem Karun kadar zengindi besbelli…
    Aylarca tepesinde oturup ‘‘Bu harf ne, şu harf ne??’’ diye daralttığım, her seferinde bulmaca çözme keyfini bozduğum canım anneanneme ‘’Şu karşıda ‘kiralık’ mı yazıyor?’’ diye sorduğum gün , annemi arayıp ‘’Bu kız okuyor!!!’’ diye bağırıp çağırışına hayretle bakıp, ‘’ İyi bir şey yaptım herhalde, herkes bu kadar sevindiğine göre… Bileydim daha önceden belli ederdim, ben epeydir okuyorum zaten’’ diye düşünüp kendime kızdığım zamanlardı o zamanlar… ‘E bari okula gideyim artık , toplama çıkarmayı da öğrendim mi oldu bu iş, devam etmeme de gerek kalmaz, direk öğretmen olurum ’ diye düşündüğüm, ama daha okula başlamak için 2 senem olduğunu öğrenerek yıkıldığım zamanlar… Zaman geçsin diye sabır , sabretmeyi öğrenmek için zaman gerekiyordu besbelli…
    Sürekli bayıldığım zamanlardı o zamanlar… Bir keresinde beni sevip sevmediğini çok merak ettiğim ablamın, yine sebepsiz gelen bir baygınlık sonrası, ben ayılırken başımda hüngür hüngür ağlayarak ‘’Allahım n’olur kardeşim ölmesin’’ diye sızlanıp durduğunu fark ettiğim an, içimdeki o mutlulukla hala baygınmış taklidi yapmaya devam ettiğim zamanlardı… Üç beş kere daha yalvarsın da daha çok mutlu olayım diye… Yalvarırdı da.. O nasıl tarifsiz bir mutluluktu öyle… Bir yandan baygın görünmek, bir yandan mutluluktan sırıtmamaya çalışmak zordu… Pek zor zamanlardı. Ama olsun, değerdi… Ablam beni çok seviyordu besbelli…
    Vişne çekirdeği yuttuğum gün korkuyla anneme koştuğumda ‘Sakın su içme , sularsan büyür içinden ağaç çıkar’ dedi diye bütün gün susuz gezdiğim, en son yerlerde sürünürken anneanneme yakalandığımda bi kova suyun kafama dikildiği zamanlardı o zamanlar… Anneannem annemi azarlarken annemin ‘Ben ne bileyim ayol inanacağını ay yazıııık’ diye kahkahalar atışını seyredip , ‘Annem komik mi yoksa deli mi acaba’ diye düşünüp dursam da, bir sonuca varamadığım zamanlardı o zamanlar.. Evet şimdi biliyorum, annem çok komik, ama o zaman o da hala çocukmuş besbelli…
    Bir de babamın aylarca evinden uzaklarda çalıştıktan sonra her seferinde bir gün geri döndüğü, koca bavullarda bize dünyanın ta öbür ucundan çikolatalar getirdiği zamanlardı o zamanlar.. Ne şanslı çocuklarız yahu diye yıllarca sevinirken, bir gün onun çaldığı kapıyı açtığımda , beni ilk gördüğü an ‘ Sen ne kadar büyümüşsün böyle’ dediği zaman, içimin nasıl parçalandığını fark ettiğim, büyürken bizi göremiyor oluşunun verdiği acının, o çikolata bavullarından çok daha büyük olduğunu fark ettiğim zamanlardı.. Galiba tam da o an büyümüştüm ben … Babam çikolatadan çok daha önemliydi besbelli…
    Sonra uçtu gitti o güzel çocukluk, asırlar geçti ve büyüdüm epey… Şimdi topuklu ayakkabı giyince kırılmıyor hiç biri, sorun kalmadı, ha, duvar üstlerinde yürümeye kalksan deli diyorlar o başka. Öğretmen de oldum sabredince, ama sabır sadece öğretmen olana kadar uğradı bana… Hala alelacele yaşıyorum hayatı… Ablamın beni ne kadar sevdiğini biliyorum, binlerce kez gördüm , şüphem kalmadı.. Büyürken her şeye şahit olamadı belki ama artık babamla birlikte yaşlanıyorum çok şükür… Annem , mutluluk kaynağım, o muhteşem kadın , beni her gün güldürmeye devam ediyor… Ama ben bize bıraktıkları binlerce anıya karşılık çocukluğumu alıp giden canım dedem ve en yakın arkadaşım anneannemi çok özlüyorum o ayrı…
    Ama hayır, keşke büyümeseydik hep çocuk kalsaydık diye bağlamayacağım sonuca bu gevezeliği… Tam tersine, çok şükür yaşlanabiliyorum diyorum, ve görüyorum ki geriye kalan her şeyin kıymetini bilerek, hiçbirşeyin sonsuza kadar aynı ve bizimle kalamayacağını öğrenmiş olmanın farkındalığıyla daha bir sıkı sarılıyorum artık sevdiklerime. Artık bütün ailem, artık bütün sevdiklerim , artık her şey daha kıymetli… Yaşlanıyor ve hayatı sevdiklerimle paylaşıyor olabilmenin ne büyük bir şans olduğunu bilerek devam ediyorum yola…
    Hepimizin, sevdiklerimiz ve sevenlerimizle birlikte yürüyeceği yollar açık ola…
  • banu banuk tekrar paylaştı.
    "En güzel deniz: henüz gidilmemiş olаnıdır. En güzel çocuk: henüz büyümedi. En güzel günlerimiz: henüz yаşаmаdıklаrımız. Ve sаnа söylemek istediğim en güzel söz, henüz söylememiş olduğum sözdür."
üniversite
istanbul
20 okur puanı
27 Eki 2016 tarihinde katıldı.

İkinizin de okuduğu 3 kitap

  • Çocukluğun Soğuk Geceleri
  • Bir Geyşanın Anıları
  • Denemeler

Okuduğu kitaplar 249 kitap

  • Leyla ile Mecnun
  • Olağanüstü Bir Gece
  • Evsiz
  • Ikigai - Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam Sırrı
  • Journey To The Center Of The Earth
  • Tarihi Hoşça Kal Lokantası
  • Sevgi Duvarı
  • Vahşetin Çağrısı
  • Yaşlı Adam ve Deniz (İhtiyar Balıkçı)
  • Mahallenin Kısmeti

Okuyacağı kitaplar 38 kitap

  • Masumiyet Müzesi
  • Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu
  • Gen Bencildir
  • Bunaltı
  • Yeni Hayat
  • Beat Kuşağı Antolojisi
  • Makyaj Yapan Ölüler
  • Daha
  • Az
  • Mürebbiye

Kütüphanesindekiler 6 kitap

  • Leyla ile Mecnun
  • On İkinci Gece
  • Serenad
  • Yüksek Topuklar
  • Eyvallah 1
  • Mutsuz Çocuklar Ülkesi

Beğendiği kitaplar 12 kitap

  • Leyla ile Mecnun
  • Tarihi Hoşça Kal Lokantası
  • Romantika
  • Bitmeyecek Öykü
  • İş İşten Geçti
  • Serenad
  • Yüksek Topuklar
  • Eyvallah 2
  • Elif Gibi Sevmek 2
  • Elif Gibi Sevmek 1

Beğendiği yazarlar 2 kitap

  • Hakan Günday
  • Nazım Hikmet Ran