babamla ikisi gördüğüm en mutlu çiftti, kimsenin bilmediği eceği eğlenceli bir sırrı paylaşır gibi bir halleri vardı. bana her zaman, büyük bir sevgiyle ve şefkatle davranırlardı, bunu inkâr etmek nankörce bir yalan olur. onları hep yaz akşamüstleri yalının önündeki iskelede birlikte gülerken hatırlıyorum. yanlarına giderdim, beni gördüklerinde kısacık bir sessizlik olur, sonra benimle konuşmaya başlarlardı. hep aynı tuhaf duyguya kapılırdım, içinde bulundukları bir odadan çıkıp kapıyı kilitlediklerini, beni içeri almadıklarını, benim yanıma geldiklerini hissederdim. ben içeri giremiyordum, onlar dışarı çıkıyorlardı. belki gerçek böyle değildi ama bende bıraktığı izlenim buydu. "dışarda" kaldığımı hissederdim ama çok da aldırmazdım, ben de kitaplarla onlar da dahil herkesi dışarda bırakan bir dünya kurmuştum. hepimizin kendini iyi ve mutlu hissettiği bir dengeydi bu, güzel ve huzurlu bir aileydik. mutlu ailelerde insan hayat hakkında çok fazla şey öğrenemiyor, bunu şimdi anlıyorum, mutsuzluk öğretiyor insana hayatı.