böylece derdâ, zevk ve acıyı, insanların birbirlerine sırayla verdiklerini öğrendi. önce derdâ stanley’ye sonra stanley derdâ’ya, önce çocuklar ebeveynlerine sonra ebeveynler onlara, önce geçmiş geleceğe sonra gelecek geçmişe, önce doğa insana sonra insan… önce ölüler hayattakilere sonra hayattakiler… sırayla… birbirlerine… acı ve zevk verip… sonsuza kadar… mutlu…
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
insan doğar. on-on beş yıl sonra dünyanın nasıl bir tezgah olduğunu ve doğumla ölüm arasına nasıl hapsedildiğini fark eder. bu aslında bir histir, bilgi değil. ve ilk tepkisini verir. avazı çıktığı kadar bağırarak. bu çığlık, bir kalabalığın içinde cüzdanını çaldırdığını fark eden kişinin çaresiz haykırışına benzer. önce, aşağılayan ve umursamaz bakışlar atan kalabalık, sonra da aşırı gürültüye dayanamayıp, içlerinden birini, bağırıp çağıranla konuşmaya gönderir. o da gidip: biz de çaldırdık cüzdanı, ne var? senin gibi kıçımızı yırtıyor muyuz? der. böylesi bilimsel bir müdahale için, genelde diplomalı olanlar tercih edilir. kalabalığın kayıtsızlığı karşısında yavaş yavaş sesi kesilen yaygaracı, gerçeği kabullenir ve çevresini insanlarla doldurur. buna, büyüme denir. yetişkin olma. tam olarak yetişkin uysallığı. yapay bir haldir. tasarlanmıştır. işlevselliği üzerine hesaplar yapılıp öyle biçimlendirilmiştir.
doğu’yla batı arasında ne oluyorsa, derdâ’yla stanley’nin arasında da o oldu: tehdit ve teklif. ceza ve ödül. umursamazlık ve şiddet. sadizm ve mazoşizm.
travmatik olan hayattı. hepsi. bütün hayat. her şey. özellikle de, travmatik gibi durmayan ne varsa. doğmak gibi. dolayısıyla, doğum sonrası depresyon, yeni annelerin yakalandığı psikolojik bir hastalığın değil, hayatın tanımıydı. hayatta kalma isteğinin. hayata rağmen.