Arda Aytekin

Arda Aytekin
@deathsshi
Gözlerinde yıldızlar görüyorum; içimdeki şair dizelerle kalbine döküyor.
Adıyaman
168 okur puanı
Mart 2023 tarihinde katıldı
SALT İSMEN DEĞİL, GERÇEKTEN "ÇUKURDA". (SPOİLERSİZ)
10/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
50 Sayfada yüreğimi nasıl bu kadar parçalayabildiğini bile anlayamadığım kadar sert bir kitap. Bir Anton Çehov klasiğidir aslında, gerçekleri alıştırmadan yüze çarptırmak; en saf, en kötü duyguları bir küçük taşra alında toplamak. Çukurda'yı bu kadar anlamlı yapan, gerçekten de bir çukur olması. Bu metafor kitap içerisinde öyle kuvvetlidir ki taşranın kendisi adeta tanrıdan lanet yemiştir fakat kimse oradan ne çıkabiliyor ne de kurtulabiliyor... Hatta buna tenezzül bile etmiyorlar neredeyse, bu da insandaki öğrenilmiş çaresizliği iliklerinize kadar hissetmenize sebep oluyor. En saf duyguların taşındığı ruhların en gaddar beyinler tarafından ezile ezile öğütülmesini 50 sayfa boyunca sert gerçeklerle okumanın verdiği bir rahatsızlıkla çıkıyorsunuz günün sonunda kitaptan fakat bence siz de bir süre o çukurdan çıkamıyorsunuz. Kitabı anlayabilmek için üzerine biraz düşmek, hatta okuduktan sonra araştırma yapmak gerekiyor taşların yerine oturması için. Çehov eserlerinde açık uçlu noktalar bırakma konusunda ısrarcı bir yazardır zaten. Üzerine söylenecek daha çok şey olduğu kanaatindeyim, fakat makale yazmıyorum nihayetinde, kendi çapında samimi ve küçük bir inceleme olsun diyelim buna. Ben bayıldım bu kitaba, okuyacak herkese keyifli okumalar.
ÇukurdaAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 20221,976 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İNSANLIĞIN FIRTINASININ HİKAYESİ: MERDÜMGİRİZ
10/10
·98 syf.··
2025 4. kitabı
Zaman ne kadar hızlı geçiyor değil mi? Geçmişin hataları, yarının endişesi derken bir türlü bugünde yaşayamıyor, yaşadığımızı anlayamıyoruz... Bense sizleri bu inceleme boyunca, anda kalmaya davet ediyorum. Samimi olalım, dertleşelim de biraz olur mu? Gel öyleyse. Hepimizin hayatında "kırılma noktası" dediğimiz anlar oluyor. 16 yaşında bir çocukken, asrın depremi olarak anılan 6 Şubat depremine yakalandım. Her şeyden habersizce çocukluğumu yaşıyorken, apansızca gelen bir hayatın gerçeğiydi bu. Çokça içime kapandım, kendimi kitaplara verdim. Kitaplarsa bana çok şey öğretti, okudukça okudum. Duygularımızın ne kadar paha biçilemez olduğunu, yaşamanın ne denli anlamlı olduğunu idrak ettim elimden geldiğince. Sonrasında yazmaya başladım, yazdıklarımla var oldum. Bugünse 2 senedir üzerinde çalıştığım, kalbimden bir parça olan romanımı yayımladım. Şimdi bakıyorum da, 2 senelik o yazma sürecinde ne kadar çok şeyi fark ettim, ne kadar çok anılar biriktirip ne kadar da çok değiştim. En başta da söylediğim gibi, her ne kadar anda kalamıyor da olsak, kendime yeni bir sığınak, bambaşka bir dünya oluşturdum. İçine o dünyada yaşanan anları serptim kalbimden; tüm içtenliğim ve tüm samimiyetimle. İşte karşınızda, 3. kitabım Merdümgiriz:) MERDÜMGİRİZ NE ANLATIYOR? Merdümgiriz, kelime anlamıyla kendisini toplumdan soyutlamış, kalabalıkların arasında yalnızlığa çekilmiş kimse demektir. Romanın ana karakteri belirsiz; adının ne olduğu, nasıl göründüğü anlatılmamıştır. Burada bıraktığım muğlaklık, okuyan herkesin gözünde bambaşka bir hikâye oluşabilmesi içindir. Kendi yorumunuzla, kendi dünyanızdaki ana karakterimizle kitaba yakınlaşmanız için<3 Romanda belirli bir zaman dilimi de yoktur, iki farklı dünyada geçer. Birisi, her şeyin yaşanıp bitmiş olduğu dünyada kendisini yapayalnız
Edebiyat
MerdümgirizArda Aytekin · Doksun Dokuz Yayınları · 20252 okunma
Vaveyla
10/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2023 61. kitabı
"Şiir; saatler dahi verilse anlatmakta yeterli olamayacak duyguların, yılların eskittiği yaşanmışlıkların, ölümlü insanın sonsuzluğa armağan ettiği satırların, kelimelerin tükendiği yerde duyguların yazıldığı sanattır. Geçmişten geleceğe hiç eskimeyecek duygu ve anlam dolu dizeler ile unutulmayan dokunuşlardır. Kalben duygular ile dolu olan bir kimse; bazen gecenin karanlığında, bazen sonbaharın kuruttuğu yapraklarını döken ağaçların altında, bazen ise bir kış sabahı penceresinin karşısına oturur ve kalemini eline alır. Sonrasında birer birer kalbinden dökülmeye başlar satırlar. Öylesine anlam dolu, öylesine değerlidir ki... Belki kavuşamamış aşıkların ağlayışı; belki şairin hayatı boyunca yüklenmek zorunda kalıp, ağırlığında kalben ezildiği bir hikayenin haykırışı, belki korku ve endişe, belki de yalnızca kâğıda dökülmeye ihtiyacı olan dizeler ve daha niceleri. Hepimizin iyisi ve kötüsü ile bir hikayesi; anlatmaya çalıştığı düşünceleri, hisleri vardır. Böylece hepimiz bu muazzam çatıda, şiirlerde buluşuruz. Aynı bundan seneler ve belki de asırlar önce ellerine tıpkı bizim gibi kalemlerini alıp, hislerini ve anlatmak istediklerini bütünü ile kaleme almaya çalışan üstatlarımız gibi... Onların bizlere yıllar öncesinden armağan ettiği dizeleri dikkat ile inceler, her bir satırlarından kendimizi geliştirebilmek ve onları anlayabilmek için anlam çıkarmaya çalışırız. Her bir tarafından anlamsızlıkların ve karmaşaların empoze edilmeye çalışıldığı; benliğimizin, amaçlarımızın, hevesler ile dolu hayatlarımızın günler geçtikçe grileştiği dünyada gençler olarak edebiyata, şiirlere, sanat ve estetiğine, yazmaya, değer vermeye ve anlam bulmaya, saygı duymaya, sevmeye ve sevilmeye,
Şiir
VâveylâKolektif · Doksandokuz Yayınları · 202311 okunma
Sesimi Duyan Var mı?
10/10
·50 syf.··
Beğendi
·
2023 54. kitabı
Arda Aytekin “Acısı kelimelerle betimlenemeyecek bir yara vardı artık kalbimizde. Ruhu kasvetle saran, sızısı dinmez bir sancı doğmuştu derinlerimizde. Hangi cümleler seçilmeliydi bu felaketi anlatabilmek için? Ya da mümkün müydü anlatabilmek?  Şimdi doğup büyüdüğümüz sokaklardan kalan birkaç beton dolusu tarla iken yeşerir miydi tekrar umut bahçesi? Saatler 04.17 yi gösterdiğinde, akılların anmaya en uzak köşesinden bir sarsıntı hissedildi. Ruhlarımızı bu güne dek sarmamış, anlatılması yaşanmadıkça  mümkün olmayan bir korku apansızca dört bir yandan kuşatmıştı yuvalarımızı. Kimi sevgili dostlarımız; hayat arkadaşlarımız, sıralarımızı, kalemlerimizi paylaştığımız sırdaşlarımız sessizce ölümü beklemişti. Kimilerimiz kendilerini o kabustan dışarı atabildiğini sandığında; ruhlarını, can dostlarını, grilerle dolu yaşamda gönüllerine  rengarenk birer çiçek açtıran sevdalarını gerilerinde bıraktılarından habersiz ve bir o kadar da çaresizdi. Yalın ayak ve son kez yataklarımızdan dehşetle kalkıp kendimizi dışarıya attığımızda; sonrasında en yakınlarımızın beton altından seslerini bir umut duymak için çabaladığımızda hiçbirimiz kelimeleri düşünmüyor, gözümüzün görebildiği, aklımızın idrak edebildiği her anda koşuşturup duruyorduk. Acımasızca zifiri karanlığa boyalı gökyüzünden düşen soğuk yağmur damlalarında dehşet ve çaresizlik içinde koşuşturup dururken; soğuktan titrediğimizden habersiz, bir o kadar aciz ve şoklar içerisinde kulaklarımızı, gözümüzün görmekte bir hayli zorlandığı beton yığınlarından gelen seslere vermiştik. Şimdi ise bu korku dolu görüntüleri ve sevgili dostumuz Ceylin'i o karanlık gecenin soğuğunda ölümünü çaresiz bir şekilde gerimizde bırakalı aylar geçmiş durumda. Ve zaman akıp geçmeye devam ederken; günler ayları, aylar ise yılları kovalamaya devam ediyor.
6 Şubat 2023 Maraş Depremi
Sesimi Duyan Var mı?Kolektif · Doksan Dokuz Yayınları · 011 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2023 48. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2023 18:42
Öncelikle ilk kitap incelememi felsede kartezyen düalizmin babası olarak bilinen Descartes'in Ruhun Tutkuları kitabıyla yapmaktan mutluluk duyduğumu söylemek isterim. Her ne kadar önce kitabın adına baktığım zaman daha çok metafizik ağırlıklı bir ruhsal dünyaya kapı aralayacakmış gibi durduğunu düşünsem de durum göründüğünden farklı... 16. Yüzyıl içerisinde yaşamış filozof Descartes, kitabını 3 bölüm ve toplamda 212 madde olmak üzere okurlara sunuyor. Her ne kadar günümüz bilimi ve felsefesini ele aldığımızda kitabın içerisinde anlatılmak istenen düşünceler ve maddeler sade ve yalın kalıyor olsa da dönemin gelişmişliğine bakmak ve o döneme göre de incelemek gerektiğini düşünmekteyim. Kitabın ilk bölümünden önce bizleri bir sunuş karşılamakta. Bu sunuş genel olarak kitabın bir nevi amacını, kitabın içindekilereyse kısa bir değinimi olarak geçiyor. Burada yazarın Stokholm'de vefatından bir sene önce yayımladığı incelemenin kendisinin bir nevi vasiyeti ve bütün felsefesinin meyvesi olduğundan bahseder. Ruhun tutkuları felsefenin hangi bölümüne bağlıdır? Sorusu burada cevaplanmaktadır. Descartes'in farklı tutkuları incelemek için onları nasıl ayırdığına değinmektedir. Devamında kitapta bulunan maddelerden de örnekler verilerek birkaç konuyu daha kısaca anlatmaktadır. Son olarak sunuşta değinmek istediğim nokta ise filozofun “En zayıf ruhlu kimseler bile eğer tutkuları terbiye etmek ve onları yönetmek için yeterince uğraşırlarsa tüm tutkuları üzerinde mutlak bir egemenlik elde edebilirler.” düşüncesidir. Kitabın en önemli kısmını oluşturduğunu düşündüğüm ilk bölümünde genel olarak tutkulara ve tutkların insanın tüm doğasındaki etkilerine değinmektedir. Bu bölümde filozof Descartes; tutkunun tanımını, beden ile ruhun bütünlüğünü, tutkuların ruhta uyandırdığı işlevlerin
Ruhun TutkularıRené Descartes · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20201,844 okunma