Kutsal metinler kimileri tarafından hakikati temsil ediyor, kimileri tarafından salt sistemli bir felsefeyi içeriyor. Dolayısıyla objektif bir yorum yapılacaksa, iki taraf içinde de düşünülerek yorum yapılmalı. Hakikati temsil ettiğini varsayalım ilk durumda; açıklama şu şekilde olabilir: Tanrı, insanlara bir söz anlatırken, sizlerin de söylediği gibi insanların algılayabileceği bir ölçüde açıklama yapar. Bu durumda bir başlangıç noktası, yaratılışı temsil eder. Tanrı bunun içerisinde midir? Hayır. Hristiyanlık için tanrı, her şeyin yaratıcısı ve her şeyden üstün olandır. Dolayısıyla zaman, "baba" olarak kabul edilen , yaratıcı tanrı sembolizmi için içerisinde bulunamayacağı bir konumdur. "Oğul veya tanrının kuzusu ise, bizzat dünyada bulunmuş, zamanın ve insanların içerisine dahil olmuş tanrıyı sembolize eder. Bu soru için 3. sembolik kutsal ruhu izah etmeye gerek yok. Şimdi konuyu toparlayalım, yaratan, oluşturan sıfatıyla "baba" karşımıza çıkıyor bu noktada. Onun için bir başlangıç noktası söz konusu değildir, çünkü başlangıç ve bitişi de kendisi yaratmıştır. Zamanı, mekanı ve bütün varlığı. Dolayısıyla buradaki başlangıç, tanrıyı kapsamadan, insanın içerisinde olduğu evreni izah ediyor. Şimdi dilerseniz ikinci perspektiften, yani bu metinlerin yalnızca felsefik bir sistem olduğunu kabul ederek düşünelim. Bu noktada da "başlangıç" ifadesi, ayete bakarak şu şekilde yorumlanabilir. Söz konusu tanrı, hiçliğin içerisinden bir varlık yaratıyor. "er boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı." ifadesi hiçliği tanımlıyor. Hiçliğin içerisinden var etmiş bir tanrının sözünü anlatıyor diyebiliriz. Bu noktadaki "başlangıç" tanımıysa, tarafsız bakıldığında nispeten daha muğlak, fakat yine de söz konusu tanrının hiçlikten varlığı getirdiğini işaret etmiş. Bu noktada da "başlangıç" ifadesi tanrıya uyuyor gibi durmuyor. Tabiki her ne kadar objektif baksak da, mutlaka bir yerlerde kendimizce yorum yapıyoruz. Düşüncelerim bu şekilde