Yaktığımız Gerçekler
Darkromance
Bağımsız Seri
Çift Taraflı Bakış Açısı
Yetişkin Kurgu
464 Sayfa
Puanım 9
Mutlu S.
1- Çaldığımız Yalanlar
2- Yaktığımız Gerçekler
3- Arzuladığımız Kan
4- Arzuladığımız Kan
5- Ettiğimiz Yemin
✓Alistair Caldwell, kasabanın yarısı ailesine ait(ailenin dışlanan çocuğu)
✓Rooc Van Doren, savcının oğlu
✓Thatcher Pierson, seri k*tilin oğlu
✓Silas Hawthorne teknoloji imparatorluğunun varisi(şizofreni teşhisi konulmuş)
*Rooc Van Doren & Sage Donahue
Sage belediye başkanının kızıdır ikizi olan Rosemari'e pek pek benzemez. Lise son sınıf okurken kız kardeşi Hollow erkeklerinden Silas ile sevgiliy olsa da Sage asla onları sevmez.
Çünkü ailenin iyi ve uysal çocuğu olmak zorundadır zira anne ve babasının yaptığı baskı bunu gerektiriyor.
Rooc ise baba problemi yaşaması sebebiyle özgüven problemi yaşar.
Rooc & Sage birgün imkansız gibi görünse de birbirilerine çekilirler fakat onlar için herşey imkansızdır...
*Rooc ve Sage'in hikayesi dramatik olarak ağır gelse de ilk kitaba göre daha iyiydi.
Sage üzümlü kekikim, sen neker yaşadın böyle...
İbn Arabşah’ın Timur dönemini anlatan Acâibü'l-Makdûr adlı eseri, dönemin en önemli ana kaynaklarından biri olmasına rağmen, yazarın kişisel tarihinden doğan yoğun bir öfkenin gölgesindedir. Henüz küçük yaştayken Timur’un Şam’ı işgali sırasında esir düşen ve memleketinden koparılan Arabşah, bu travmanın etkisiyle kalemini tarafsız bir tarihçiden ziyade, intikam arayan bir edip gibi kullanmıştır. Eserinde Timur’u "Doğu'da ve Batı'da fitneyi ateşleyen fasıklar piri" ve "topal deccal" gibi sert ifadelerle nitelendirerek, onu tamamen karanlık ve yıkıcı bir figür olarak resmetmiştir. Ancak objektif bir tarih süzgecinden geçirildiğinde, Timur’un şahsiyeti Arabşah’ın çizdiği bu tek boyutlu tablonun çok ötesindedir. Timur; hırsları, askeri zekası, stratejik dehası, azmi ve disiplini sayesinde sıfırdan gelerek dünya tarihine yön vermiş bir liderdir. Bir sultan soyundan gelmediği, yani meşru bir saltanat genetiğine sahip olmadığı halde, bozkır geleneklerini ve İslam dünyasının dinamiklerini kendi lehine kullanmayı başarmıştır. Sadece toprak fethetmekle kalmamış, fethettiği devasa coğrafyada merkezi bir otorite kurarak bu coğrafyayı yönetebilmiştir.
21 yaşında şunu nasıl yazdın şeytan mısın Deccal mi?
This is work of art.
Sanatın son noktası .
Keşke yüz yüze tanışıp arkadaş olabileceğim bir insan olsaydı .
İyi ki geçtin bu dünyadan Cioran.
Göğe Kadar Sen ~ Gizem Topak
.
Acilen ikinci kitabı okumamız lazım, yoksa bir arkadaş ölecekmiş arkadaşlar…
Göğe Kadar Sen ile aslında kitap olmadan önce tanışmıştım ve kitap olarak elime alıp okuduğumdan çok daha fazlasına tanık olmak inanılmaz iyiydi. Buram buram Karadeniz ve ayrılık kokan bir kitaptı.
Dağhan tam yedi yıldır memleketinden uzaktaydı. Memleketine, toprağına ve cebindeki bir resme bağlı bir askerdi. O şehirde büyük bir sevda ve büyük bir kalp kırıklığı saklıydı. Yıllar sonra acı bir kayıp, tekrar ayak basmayı planlamadığı yere götürdü onu.
Yaranın diğer tarafı ise orada, Artvin’de nefes alıp vermeye devam etmişti. Her adımda Dağhan’ı yaşamış, her adımda acısı katlanmıştı. Yıllar sonra yeniden karşılaşmak, onları bu duruma getiren olaylar zincirini öğrenmek ve büyük bir maceraya atılmak inanılmaz heyecanlıydı!
Dağhan’ın kızgınlığını ve katı duruşunu anlıyor ama kalbim de kırılıyor okurken. Zülal öyle bir cehennemde ki ablaları onun büyük bir şansıydı. Dağhan ile yıllar sonra tekrar karşılaşıp onu o köprüye çağırıp gerçekleri anlatmak istediği sahnede ve sonrasındaki hüsranında kalbim çok kırıldı. Zülal’e sarılmak, acısını paylaşmak istedim. Ama sonrası…
Kitapta aksiyon, yıllara meydan okuyan sevda ve intikamla dolu sahneler asla bitmiyor.
Dağhan ve Zülal’in geçmiş hesaplaşması, geçmeyen, azalmayan duyguları ve yan karakterlerle olan sahneleri inanılmaz iyiydi. Özellikle Hızır Ali favorim dostlar O kadar keyifli bir karakter ki bayıldım! Dağhan ve Hızır Ali’yi shipledim resmen
Deccal bir baba var ki nefret ettim. Asla Zülal ve ablalarını hak etmeyen bir pislikti. Bir insanın bu kadar çamura bulanmış olmasını aşamıyorum.
Kitabın Artvin kısmı ayrı, Iğdır kısmı ve karakterleri ayrı güzeldi. Ama tüm bunlarla beraber karakterlerimizin zekice planları derken
Göğe Kadar SenGizem Topak · Dokuz Yayınları · 202653 okunma
Kara Haber hikayesini Abdülhak Hamit Tarhan yazmalıydı, âşık olduğu kadının kulağında kusur var diye ondan saniyesinde soğuyan adamın hikayesini de deccal.
Ben direkt kendi düşüncelerimi anlatmak istiyorum bu sefer ve biraz uzun olacak. Klasikleri diğer kitaplara göre her zaman daha akıcı buluyorum, dili akar gider ki sanırım klasik olmasının şartlarından biridir diyebiliriz. Bu kitapta aynı böyle oldu. Gayet akıcı okuyorum, okuyorum da ben ne okuyorum dedirtti uzun sayfalar boyunca... Bazı eleştirilerde 'sabredin 200. sayfadan sonra açılıyor' diyorlar ama o kadar sayfada açılan bir kitabı şuan yazılsa nasıl değerlendirirdik bilemedim...
Birden hiç bir bağ kurulmadan, ön bilgi verilmeden sürekli ben işimi yapan biriyim diye defalarca tekrarlayan Mr. Lorry genç bir kız olan Lucie'yi alıp öldü sandığı ama aslında haksız yere hapis yatmış babasına götürüyor. Ne oldu ne bitti bilinmez kız da babacım diyerek adama yapışıyor anormal bir bağlılıkla. Adeta bir melake... Tabiki kızımın zengin, dadıyla büyümüş, dadısı ona aşık bir gün işte çalışmamış, ev işi yapmamış bir asilzade. Adam kızıyla dönüyor, daha ruhsal sağlığı iyileşmemiş birde doktorluk mesleğine dönüyor. Saçma sapan. Sonra birden banka çalışanı Jerry'i görüyoruz adam da ayrı bir deccal mezar hırsızı... Hemen ardından şak diye bir idam duruşmasına gidiyoruz bizim baba kız bu sefer de orda şahitler. İdamdan kurtulan adamımız yakışıklı bir Fransız. Hemen ardından şeytanın daha büyüğü bir Marki'yi okuyoruz, bizim idamdan kurtulan adam Marki'nin yeğeni çıkıyor. Tam adamı okuyacaz öldürülüyor. Her şey sürekli birden önümüze sunuluyor. Asla hikayeye giremedim.
Olsun, devrimi ve ezilenleri savunacak derken yazar sanki devrim ve ezilenleri haksız çıkartmak için kırk takla atıyor. Okurken aşırı rahatsız oldum. Fransız Devrimi zamanında yapılan katliamları meşrulaştırmıyorum asla ama yazar konuyu öyle bir ele almışki, yıllarca sistematik biçimde halkı yoksullaştıran, sefalete
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202376,5bin okunma